Kıbrıs’ın başkenti olan Lefkoşa (Nicosia), adanın hem kuzey hem de güney kısmında yer alan ikiye bölünmüş bir şehir olarak dünyada benzersiz bir yere sahiptir. Tarihi yapıları, modern yaşamın izleri ve zengin kültürüyle Lefkoşa, her iki tarafında da keşfedilmeye değer sayısız güzellik sunar. Hem Kuzey Lefkoşa hem de Güney Lefkoşa tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerle dolu bir keşif rotası sunar. İşte Kıbrıs Lefkoşa’da mutlaka gezilmesi gereken yerler!
Büyük Han
Osmanlı döneminde 1572 yılında inşa edilen bu görkemli yapı, Kıbrıs’ın en büyük ve en güzel hanlarından biri olarak kabul edilir. Ortasındaki avluda yer alan küçük mescidi ve mermer sütunlarıyla dikkat çeken han, geçmişte tüccarların konaklama noktasıyken günümüzde el sanatları atölyelerine ve geleneksel kafelere ev sahipliği yapmaktadır. Taş işçiliğinin en zarif örneklerini görebileceğiniz bu mekan, tarih kokan atmosferiyle ziyaretçilerini geçmişe götüren, dinlenmek ve hediyelik eşya almak için ideal bir duraktır.
Selimiye Camii (St. Sophia Katedrali)
Lefkoşa’nın en ikonik yapılarından biri olan bu devasa eser, aslında 13. yüzyılda inşa edilmiş bir gotik katedraldir. Lüzinyan krallarının taç giyme törenlerine ev sahipliği yapmış olan yapı, Osmanlı fethinden sonra camiye dönüştürülmüştür. Gotik mimarinin sivri kemerleri ile İslam sanatının minarelerinin birleştiği bu yapı, adanın çok kültürlü tarihini simgeler. Devasa pencereleri ve yüksek tavanıyla görenleri etkileyen cami, Lefkoşa Surlariçi’nin neresinden bakarsanız bakın tüm heybetiyle göze çarpmaktadır.
Barbarlık Müzesi
Kıbrıs tarihinin en hüzünlü olaylarına tanıklık eden bu müze, 1963 yılında saldırıya uğrayan Binbaşı Nihat İlhan’ın ailesinin yaşadığı evdir. O dönemde yaşanan trajik olayların unutulmaması adına müzeye dönüştürülen yapı, içerisindeki belgeler ve fotoğraflarla ziyaretçilere adanın yakın tarihi hakkında önemli bilgiler sunar. İnsanın duygularına hitap eden bu müze, barışın önemini vurgulayan ve toplumsal hafızada derin izler bırakan bir mekan olarak Lefkoşa’nın en çok ziyaret edilen kültürel duraklarından biridir.
Girne Kapısı
Venedikliler tarafından 1567 yılında inşa edilen Lefkoşa surlarının üç ana kapısından biri olan Girne Kapısı, şehre giriş sağlayan en önemli noktalardan biridir. Yuvarlak kemerli mimarisiyle dikkat çeken kapı, Osmanlı ve İngiliz dönemlerinde de çeşitli onarımlardan geçmiş ve üzerine kitabeler eklenmiştir. Günümüzde turizm enformasyon ofisi olarak da kullanılan bu yapı, surlar üzerindeki stratejik konumu ve sağlamlığıyla kentin savunma tarihini temsil eder. Meydanın ortasında kalan konumuyla şehre gelenleri selamlar.
Bedesten
Selimiye Camii’nin hemen yanında bulunan bu tarihi yapı, başlangıçta 6. yüzyılda küçük bir Bizans kilisesi olarak inşa edilmiş, zamanla eklemelerle genişletilmiştir. Osmanlı döneminde bir tekstil çarşısı yani bedesten olarak kullanılmıştır. Farklı dönemlerin mimari izlerini bir arada barındıran bina, 2009 yılında yapılan restorasyon çalışmalarıyla Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü’nü almıştır. Günümüzde çeşitli kültürel etkinliklere ve sergilere ev sahipliği yapan bu mekan, tarihin sanatla buluştuğu noktadır.
0 Yorum