FETHİYE
Her kent, her deniz bir renkle anılsaydı Fethiye’ye turkuaz yakışırdı. Türkuaz yeşile çalan mavi demek ve Türk’ten üretilmiş, Türk çinilerinin mavisinden. İşte mavinin bu en güzel tonu gelip Fethiye’de Ölüdeniz’e oturmuş. Akşamüstü, günbatımına doğru doğa harikası Ölüdeniz’de, başka hiç bir denizde göremeyeceğiniz türkuazı yakalayacaksınız. Mavi desen mavi değil, yeşil desen yeşil değil ama hem mavi, hem yeşil. Anlatması zor.
İyisi mi siz gidip kendiniz görün de vurgun yemiş gibi olun!
Fethiye’ye varıp da kalacağınız yere yerleştiniz mi, önce bir çarşısını dolaşın. Oldukça iyi korunmuş, yapılaşmanın kontrol altında tutulduğu, daracık sokakları gölgeli, küçücük meydanlarıyla sevimli çarşısını dolaştınız mı kendinizi artık Fethiyeli hissedeceksiniz. Yabancılığınızı unutacaksınız da yıllardır burada yaşıyormuşsunuz gibi bir duygu saracak içinizi.
Akşam olunca çarşının rengi ve havası değişiverir. Lokantaların, barların zamanıdır artık. Balıklar ızgarada cızırdamaya ve ortalığı hafiften bir anason kokusu sarmaya başlamıştır. Gündüzün sıcağı da geride kalmış, akşamın serinliği egemen olmuştur.
Fethiye çevresini öyle birkaç günde dolaşmak kolay değildir. Tatil için her şey vardır. Tarih, kültür, plaj, su sporları, Türkiye’nin en iyi yamaç paraşütü alanı, Türkiye’nin en etkileyici ören yerleri, en iyi koyları, mutfak ve alışveriş. Fethiye dışında, tatili bu denli dolu geçireceğiniz, her anından zevk alacağınız yerlerin sayısı azdır.
Fethiye’yi sayfalara sığdırmak da zordur bu nedenle. Gelin başlayalım gezimize.
Kent gezisi
Antik çağda Telmessos kahinler kenti olarak ünlenmişti.
Eski kent Telmessos Fethiye’nin sırtını dayadığı dağın yamaçlarından körfeze kadar uzanan geniş bir alanda kurulmuştu. Kalıntılar bugün de izlenebilir.
Başınızı kaldırıp baktığınızda yamaçta Amintas Kral Mezarı’nı göreceksiniz. İon sitilinde ve tapınuk türündeki anıt mezarın cephesi iki sütunludur. Soldaki sütunun orta kısmında "Herpamias oğlu Amintas" yazılı. İçeride üç taş peyke bulunmaktadır.
Kentin içinde ve çevresinde pek çok lahit ve kaya mezarı göreceksiniz. Anıtsal lahit mezarlardan en önemlisi PTT yanındadır ve Likya dönemine aittir. Lahit, savaşçıları simgeleyen kabartmalarla bezenmiş.
Şehrin güneyinde yükselen tepenin üzerindeki Telmessos akropolünde Aziz John Şovalyelerinin yaptığı sanılan bir kalenin kalıntıları var. Kale Osmanlı döneminde de kullanılmış. Tepeye çıkanlar, sur kalıntıları, sarnıç ve tepenin doğu yüzünde küçük kaya mezarları görecekler.
Telmessos’un amfi tiyatrosu, iskelenin hemen üzerinde sürdürülen kazılar sonucu ortaya çıkarıldı. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S 2. yy’da onarım geçiren tiyatronun 5.000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde Arena olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Şimdiki hali ile 1.500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosunun onarımı için hazırlıklar sürüyor.
Fethiye’de Osmanlı dönemine ait eserler arasında 1791 yılında yapılan Eski Cami ve Fethiye Hamamı sayılabilir. Her iki eser de Paspatur Çarşısı’ndadır. 14 kubbeli ve 6 kemer üzerine kurulmuş hamam bugün de kullanılıyor. 2001 yılında açılan Fethiye Şehitler Anıtı, Kurtuluş Savaşı, Çanakkale savaşları, Kıbrıs ve Kore şehitleri anısına dikilmiş. Kaideyi çepeçevrre saran rölyefler bu savaşlarda şehit olan askerleri betimliyor.
MÜZE
Başta Telmessos olmak üzere Fethiye çevresindeki antik yerleşimlerde sürdürülen kazılarda elde edilen buluntuların sergilendiği Fethiye Müzesi, kent gezisi öncesi ya da sonrasında gezilmeli. Tunç, arkaik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait arkeolojik, Menteşe, Osmanlı ve yakın döneme ait etnografik eserlerin sergilendiği müze Pazartesi dışında her gün 08.00-17.00 saatleri arası açık.
TEKNE TURLARI
Günübirlik tekne turlarının bir bölümü, Şovalye Adasından sonra Göcek yönüne değil, Ölüdeniz yönündeki ada ve koylara sefer yaparlar. Şahin ve İblis burunları aşılarak Gemile adasına ulaşılır. İsteyenler Gemile koyuna ve plajına da çıkabilir. Sonra da Ölüdeniz, Belceğiz plajı, Kıdrak plajı ve Kelebekler Vadisi’ne kadar gidilir. Yolculuğun bu tarafı, Göcek yönüne göre biraz daha dalgalıdır ve alışık olmayanları deniz tutabilir.
Gemile Adası: Gemile koyu ve plajının hemen karşısındadır. Gemile Adası’nın eski adı Aya Nicola’ydı. Bizans ve erken hristiyanlık dönemine tarihlenen kiliselerin kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlıyan tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumda. Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak var. Bunlar İsa’nın çarmıha gerilmeye götürülürken 17 defa dinlenmesini temsil etmektedir.
240-241 yıllarında meydana gelen depremler sonucu kıyıdaki kalıntıların bir bölümü sular altında kalmış. Batık kalıntılar iki metre derinlikte izlenebiliyor.
Karşıdaki Gemile koyu ve plajı, korunaklı oluşu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel kumsalıyla sadece gezi teknelerinin değil karayoluyla Fethiye-Hisarönü-Kayaköy üzerinden gelen piknikçilerin de akınına uğruyor yaz aylarında. Koyun Kayaköy’e uzaklığı 6 km. Kayaköy’den buraya sıkı bir yürüyüşle de ulaşılabiliyor. Bir trekking parkurunun durak noktalarından aynı zamanda.
Gemile’nin çevresinde başka gezi noktaları da var. Beştaşlar, içinde tatlı su kaynağı bulunan Soğuksu, Kısık koyu ve mağarası ile Kısık Koyu’nun batısındaki Afkule çevre gezisinin durak noktaları olacak. Hepsini aynı gün içine sığdıramayabilirsiniz. Fethiye’ye günler, haftalar yetmez diye boşuna söylemiyoruz.
Günübirlik tekne gezisinin durakları arasındaki Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi için Ölüdeniz sayfalarında ayrıntılı bilgi yer alıyor.
Fethiye Körfezi’nin batı ve kuzeybatı yönünde sıralanmış adalara iskeleden motor turları düzenlenir. Tekneler sabah saat 10-11 arası kalkar ve akşam üzeri dönerler.
Günübirlik tekne gezilerinin en popüler iki güzergahından biri Göcek tarafındaki 12 Adalara , diğeri ise Ölüdeniz tarafınadır. Her iki gezinin ilk ya da son durağı, Fethiye girişindeki Şövalye adasıdır.
Rüzgarlı havalarda Ölüdeniz yönüne yapılan tekne gezileri biraz sarsabilir katılanları. Ama her iki güzergah da Türkiye’de yapılan mavi yolculuğun belki de en güzel koy ve adalarını içerir.
12 Adalar turunda, Kızılada, Delikli Adalar, Yassıca Adalar, Tersane Adası, Domuz Adası ve diğerlerine uğranır. Kleopatra Hamamı’nda mola verilir. Bedri Rahmi Koyu, Göbün koyu da ziyaret edilir. Son durak Fethiye çıkışındaki ada olan Şövalye adasıdır.
Şövalye Adası: Fethiye Körfezi’nin ağzında, körfezi koruyormuş gibi yerleşmiş adadır Şovalye Adası. Rodos Şovalyelerinin kullandığı adada bugün de yerleşim vardır. Yazlıklar, motel ve cafe bulunan ada, 12 Adalar’a düzenlenen turların dönüşünde son mola yeridir. İskeleden adaya sürekli dolmuş motorları da gidip gelmektedir.
Kızılada: Gün batımında kıyılarındaki kum ve çakılların kızılımsı renk alması nedeniyle bu ad verilmiş. Adada deniz fenerinden başka bir yapı yok. Doğu kıyısı dalgalara kapalı olduğundan demir atmak ve yüzmek için uygun.
Deliktaş Adası: Kızılada’nın kuzeybatısındaki irili ufaklı adalar. Dalış yapmak isteyenler bu adaları tercih ediyor en çok.
Yassıca Adalar: Yassıcalar denilen bu adaların tek tek adları bile yok. Öyle küçücük adalar ki, birileri çıkıp da ad vermemiş. Hepsine birden Yassıcalar denilip geçilmiş. Adalarda hiç bir tesis yok. Büyükçe olanının denize uzanan kumsallı burnunun ucunda küçücük bir havuzcuk oluşuyor. Minik bebekler için özel olarak yapılmış gibi. Burada adalar arasında yüzme macerasını da korkmadan deneyebilirsiniz. En kısa ara hepi topu 12 metre iki adanın arasında. Yarım saat kadar yüzebiliyorsanız dört adayı dolaşabilirsiniz. Dilerseniz adalara çıkıp yürüyebilirsiniz. Yalnız yanınızda spor ayakkabı bulundurmayı unutmayın.
Zeytin Ada: Yassıcaların güney ucunda. Özel mülk olan tek ada. Osmanlı dönemine ait bir zeytin sıkma atölyesi de var.
Tersane Adası: Körfezdeki adaların en büyüğü. Mübadele sonrasında boşaltılmış eski Rum yerleşiminin kalıntıları yer alıyor adada. Adanın adını aldığı bir tersane ve gözetleme kulesinin kalıntısı karşınıza çıkacak ada gezisinde. Denizcilerin yaz ve kış koyları adını verdikleri iki koy, mavi yolculuk ve günübirlik gezi teknelerinin uğrak yeridir.
Domuz Adası: Prens adası da deniyor. Bir zamanlar adada bol yaban domuzu bulunurmuş. Adanın rüzgara kapalı limanına tekneler rahatlıkla yanaşıyor ve demirliyor.
Hamam koyu: Mavi yolculuk ve günübirlik tekne turlarının uğramadan geçmediği koy. Mavi yolculuk tekneleri ve yatlar gecelemeyi çok seviyor. Günübirlik tekneler ise genellikle yemek molasını bu koyda veriyor. İskelenin hemen yanı başında, bir bölümü sular altında kalmış Bizans manastırı kalıntılarını göreceksiniz. Tekneden çıkıp kıyı boyunca ve orman içinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Kıyıda yatlara hizmet veren çardak lokantalar var.
Kendinize güveniyorsanız Kleopatra hamamı koyu ya da Yavansu’dan tepeye doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle antik kent Lydae’ye çıkabilirsiniz.
Tersane Adasının kuzeybatısında yer alan Taşyaka koyu, ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir kaya üzerine yaptığı balık resmi nedeniyle Bedri Rahmi Koyu diye anılıyor. Koyda salaş lokantalar ve yatların yanaşması için ahşap iskeleler bulunuyor.
Gösün Koyu: Domuz adasının güneyinde, girişi epeyce dar, çevresi çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı uzunca bir koydur. Koyun uç noktasında karaya çıkanlar, kaya mezarları ve antik kalıntılarla karşılaşacaklar. Günübirlik tekne turlarında olmasa da kimi Mavi Yolculuk teknelerinin ve yatların demirlemek için sevdiği koylardan biridir.
TARİHİ GEÇMİŞ
Antik dönemde bugünkü Fethiye merkezinde Telmessos kenti bulunmakta. Telmessos, Likya bölgesinin önemli kentlerinden biri. Likya’nın batı sınırını oluşturuyor. Batısı Karya bölgesi.
Telmessos’un MÖ 5. yüzyılda kurulduğu tahmin ediliyor. Kuruluşa ilişkin kesin bilgiler yok. Bu nedenle olsa gerek efsane devreye giriyor. Efsaneye göre güneş tanrısı Apollon kuruyor kenti. Apollon Finike kralı Agenor’un küçük kızına aşık olmuş. Sevimli bir köpek kılığına girmiş utangaç kıza yaklaşabilmek için. Evlenmişler. Bir oğulları olmuş, adını Telmessos koymuşlar. Apollon kurduğu kente oğlunun adını vermiş.
Likya tanrısı Apollon kuruyor kurmasına da, Telmessos, tüm Likya ve Karya kentleriyle birlikte MÖ 547’de Pers egemenliğine giriyor ve krallığa bağlı Satrap’lık oluyor. MÖ 5. yüzyıl ortalarında kurulan Attik-Delos birliğine katılıyor. MÖ 344-343 kışında Büyük İskender ordularına teslim oluyor. MÖ 189’da Bergama Krallığı’na katılıyor, Roma’lılar tarafından. Bergama’nın çöküşü ardından, MÖ 133’de Likya federasyonuna giriyor ve federasyonun en önemli altı kentinden biri oluyor. 8. yüzyılda Bizans imparatoru II. Anastasios onuruna adı Anatasiapolis olarak değişiyor. 1284’de Menteşeoğulları, 1424’de Osmanlı topraklarına katılıyor ve Meğri adını alıyor..
Bugünkü adı 1934’de şehit pilot Fethi Bey’e izafeten verilmiştir.
KOYLAR
Fethiye-Göcek karayolu üzerinde, çok sayıda koy ve plaj vardır. Teknelerle gelinse de karayoluyla daha kolay ulaşılır bu koylara. Yerli-yabancı kampçılarla, karavanıyla gelenlerin sevdikleri yerdir. Yaz aylarında özellikle hafta sonları, yakın çevreden piknik yapmak, denize girmek için gelenlerin akınına uğrar.
Bu koyların en tanınmışlarından biri Fethiye’ye 17 km uzaklıktaki Katrancı Koyu’dur. Tam bir cennet parçasıdır burası. Kızılçam, okaliptüs ve Kıbrıs akasyaları arasına gizlenmiştir. Mayıs-Ekim arasında çadır kurabilir, su, elektrik alabilir, ihtiyaçlarınızı büfe ve kafeteryalardan karşılayabilirsiniz. Katrancı’ya yaz aylarında Fethiye’den düzenli minibüs seferleri yapılıyor.
Kalabalıktan sıkılanlar, Katrancı’nın kıyısındaki patika yolu izleyip tepeyi aştıklarında bir başka koya, Kızlar koyuna çıkarlar. Üç tarafı çamla kaplı bu koy daha sakindir. Tepedeki çardak lokanta-bar, koyu ayaklar altına alan manzarasıyla ilgi görmektedir.
Katrancı’nın 2 km ötesinde, Fethiye’ye 19 km uzaklıktaki Günlüklü koyu da bir başka doğa harikasıdır. Fethiye-Göcek karayolundan 1 km içeride olan ve Fethiye’den minibüs seferleriyle de ulaşılabilen Günlüklü koyu kumsalı Günlük(Sığla) ağaçlarıyla kaplıdır. Ağaçların altında çadır kurulabilmektedir.
Fethiye-Göcek arasındaki bir diğer koy ise Küçük Kargı Koyudur. Günlük ağaçları içinde serin ve sakin bir orman içi dinlenme yeridir.
PLAJLAR ve KOYLAR
Fethiye merkezinin çevresindeki en tanınan plajlar Çalış ve Karagözler plajlarıdır. Çalış plajı körfezin açığında yol kıyısında uzun (5 km.), dar kumsallıdır. İyi rüzgar aldığı için sörfe çok uygundur. Dört km. uzaklıktaki plaja otobüs ve minibüs seferi düzenli ve çok sıktır. Yol ve kumsal boyunca çok sayıda otel sıralanır. Lokanta, bar ve alışveriş yerleri de var. Bir yörük çadırı kuruldu plaja. Kaybolmaya yüz tutmuş yörük kültürünü, mutfağını tanıtmak için iyi de oldu. İlgi görüyor. 1. ve 2. Karagözler plajları Fethiye’nin içinde sayılır. Rüzgarlı havalarda bile dalgalı olmayan denizi yüzmek için çok uygun. Plajda belediyeye ait Kayıkhane tesisleri her türlü su sporuna olanak tanıyor. Son yıllarda kürek sporu ilgi görmeye başladı Fethiye’de. Karagözler’de her yıl 9-10 Şubat tarihlerinde Akdeniz Kupasi Kürek Yarışları yapılıyor. Yarışmalar bu yıldan itibaren uluslar arası katılıma açılacak.
Fethiye yakın çevresinde çok sayıda başka plaj da var. Ölüdeniz Kıdrak ve Belceğiz plajları, sadece Fethiye ve Türkiye’de değil dünyada biliniyor. Ölüdeniz, Türkiye turizminin simgelerinden biri sayılıyor.
Fethiye’nin çevresindeki güzellikleri görmek, otel ve önündeki plajla kendinizi sınırlamak istemiyorsanız epeyce dolaşılacak yer bulacaksınız. Adı çok bilinen ve dolayısı ile kalabalık olan plajların dışında yerleri de seçebilirsiniz. Otomobiliniz varsa Oyuk Tepe denilen burnun etrafını dolaşmalısınız.
Biraz spor yapmayı isterseniz bu işi yürüyerek de yapabilirsiniz. 1. ve 2. Karagözler’i, limanı geçin sağa doğru deniz kıyısını izleyin. Önce Aksazlar Koyu’na çıkacaksınız. Biraz ileride Samanlık koyu var. Koya ve yarımadaya çok güzel uyum sağlamış Letoonia Tatil Köyü’nü geçip devam edin.
Manzara müthiş güzel, yüksekten aşağıda denizin, denizde kayıkların görüntüsünü fotoğraflayın. Her yer çamlık, havada mis gibi çam kokusu duyuyorsunuz. Uçurumun dibinde güzel koylar birbirini izliyor. Koyların bir çoğuna inebiliyorsunuz. Birinde tuvalet ve büfe bulunan bir plaj var ve çok güzel. Yol yarımada biçimindeki burnu dolaşıyor, Kalemya Koyu’nda bitiyor. Hillside Beach Club’de konaklamıyorsanız koya giremiyorsunuz.
Tepeden manzarayı seyretmekle yetinecekseniz. Öbür taraftan dolaşarak geri dönüyorsunuz. Kalemya’ya bitişik koy olan Boncuklu Koyu ise su sporları ve yüzmek için son derece elverişli.
Dönüş yolunuz deniz kenarından değil ama gene de güzel, çamlar arasından ve asfalt. Bu geziyi denizden tekneyle de yapabilirsiniz.
Mavi yolculuk ve günübirlik gezi teknelerinin uğrak yerlerinden biri olan Turunç Pınarı koyuna da karayoluyla ulaşılabiliyor. Kalemya koyunun batısındaki Turunç Pınarı koyunun tepeleri turunç ağaçlarıyla çevreli. İçinde tatlı su pınarı bulunan koyda Balıkçı Osman’ın Yeri diye bilinen salaş tesisler var. Koya gelenler dalından taze meyve ve sebze toplayabiliyor, masalarını balıkla donatabiliyor ve Balıkçı Osman’ın animasyonlarıyla eğlenebiliyorlar.
Yemeğe kalanlar buğulama ya da ızgara balık, jumbo karides, istakoz, karavide gibi kabuklular ve salata yanında mutlaka zeytinli ekmek de istemeliler. Sele zeytini, kuru soğan, peynir, maydanoz, dereotu, nane, domates, yeşil biber, karabiber ve kimyon gibi malzemeler kullanılıyor zeytinli ekmek hamurunda İstenirse karides te ilave edilebiliyor. Ve odun fırınına veriliyor.(Balıkçı Osman: Tel, 0. 542. 423 52 15)
Dönüş yolunuz deniz kenarından değil ama gene de güzel, çamlar arasından ve asfalt. Bu geziyi denizden tekneyle de yapabilirsiniz.
Kızılada: Gün batımında kıyılarındaki kum ve çakılların kızılımsı renk alması nedeniyle bu ad verilmiş. Adada deniz fenerinden başka bir yapı yok. Doğu kıyısı dalgalara kapalı olduğundan demir atmak ve yüzmek için uygun.
Deliktaş Adası: Kızılada’nın kuzeybatısındaki irili ufaklı adalar. Dalış yapmak isteyenler bu adaları tercih ediyor en çok.
Yassıca Adalar: Yassıcalar denilen bu adaların tek tek adları bile yok. Öyle küçücük adalar ki, birileri çıkıp da ad vermemiş. Hepsine birden Yassıcalar denilip geçilmiş. Adalarda hiç bir tesis yok. Büyükçe olanının denize uzanan kumsallı burnunun ucunda küçücük bir havuzcuk oluşuyor. Minik bebekler için özel olarak yapılmış gibi. Burada adalar arasında yüzme macerasını da korkmadan deneyebilirsiniz. En kısa ara hepi topu 12 metre iki adanın arasında. Yarım saat kadar yüzebiliyorsanız dört adayı dolaşabilirsiniz. Dilerseniz adalara çıkıp yürüyebilirsiniz. Yalnız yanınızda spor ayakkabı bulundurmayı unutmayın.
Zeytin Ada: Yassıcaların güney ucunda.Özel mülk olan tek ada. Osmanlı dönemine ait bir zeytin sıkma atölyesi de var.
Tersane Adası: Körfezdeki adaların en büyüğü. Mübadele sonrasında boşaltılmış eski Rum yerleşiminin kalıntıları yer alıyor adada. Adanın adını aldığı bir tersane ve gözetleme kulesinin kalıntısı karşınıza çıkacak ada gezisinde. Denizcilerin yaz ve kış koyları adını verdikleri iki koy, mavi yolculuk ve günübirlik gezi teknelerinin uğrak yeridir.
Domuz Adası: Prens adası da deniyor. Bir zamanlar adada bol yaban domuzu bulunurmuş. Adanın rüzgara kapalı limanına tekneler rahatlıkla yanaşıyor ve demirliyor.
Kleopatra hamamı: Mavi yolculuk ve günübirlik tekne turlarının uğramadan geçmediği koy. Mavi yolculuk tekneleri ve yatlar gecelemeyi çok seviyor. Günübirlik tekneler ise genellikle yemek molasını bu koyda veriyor. İskelenin hemen yanı başında, bir bölümü sular altında kalmış Bizans manastırı kalıntılarını göreceksiniz. Tekneden çıkıp kıyı boyunca ve orman içinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Kıyıda yatlara hizmet veren çardak lokantalar var.
Kendinize güveniyorsanız Kleopatra hamamı koyu ya da Yavansu’dan tepeye doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle antik kent Lydae’ye çıkabilirsiniz.
Tersane adasının kuzeybatısında yer alan Taşyaka koyu, ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir kaya üzerine yaptığı balık resmi nedeniyle Bedri Rahmi Koyu diye anılıyor. Koyda salaş lokantalar ve yatların yanaşması için ahşap iskeleler bulunuyor.
Göbün Koyu: Domuz adasının güneyinde, girişi epeyce dar, çevresi çam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı uzunca bir koydur. Koyun uç noktasında karaya çıkanlar, kaya mezarları ve antik kalıntılarla karşılaşacaklar. Günübirlik tekne turlarında olmasa da kimi Mavi Yolculuk teknelerinin ve yatların demirlemek için sevdiği koylardan biridir.
GÖCEK
Sayısız ve birbirinden güzel koy ve adanın bulunduğu Fethiye körfezinin Göcek bölümü yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde yeridir.
Yatlar için her türlü servisin verildiği dört marina var Göcek’te.
Dünyanın ve Türkiye’nin "top sosyete"sinin buluşma noktasıdır Göcek koyları ve adaları. Birbirinden lüks tekneler çevrede boy gösterirler.
Düne kadar sakin ve küçük bir köy olan Göcek’te hızlı bir yapılaşma gözleniyor. Çok katlı binalara izin verilmemesine rağmen, hızlı bir betonlaşma yaşanıyor yeşil çamların arasında.
Göcek’te turizm hemen tümüyle marina çevresinde yaşanıyor dense yeridir. Lokantalar ve alışveriş mağazaları hep iskele çevresinde sıralanıyor.
Yeni yapılan dolgu sahil bandı, düne kadar var olan salaş görüntüyü ortadan kaldırdı. Yürüyüş yolu, oturma grupları ve çevre düzenlemesiyle Göcek’liler ve yerli-yabancı turistler denizle barışmış oldular.
Bir kaç yıl öncesine kadar yerli halk tarafından işletilen küçük pansiyonlar vardı sadece. Şimdi yeni ve daha büyük oteller yapılmaya başlandı.
Göcek’te kalabilir ve Türkiye’nin bu cennet köşesinde dolu dolu bir tatil geçirebilirsiniz.
HİSARÖNÜ - OVACIK
Son yıllarda Fethiye’nin gözde turizm merkezi haline gelen Hisarönü ve Ovacık çam ormanları arasında şirin beldelerdir.
Ovacık şehir merkezine 6 km. uzaklıkta. Ölüdeniz’e uzaklığı ise 5 km. Belde çok sayıda yeni otel ve tatil köyü ile turistik bir merkeze dönüştü.
Ölüdeniz ve Fethiye arasında olması, istendiğinde 10 dakikada Ölüdeniz’e ve Fethiye’ye inilebilmesi, şehir kalabalığından uzak konaklamak isteyenler için ideal bir mekan haline getirdi.
Hisarönü’ne ise Ovacık’ın hemen bitiminden sağa ayrılan yolla ulaşılıyor. Çok sayıda irili ufaklı otel, pansiyon ve tatil köyü hizmet veriyor. Fiyatları da makul. Buradan Ölüdeniz ve Belcekız koyları da yakın, isterseniz denize oralara gidebilirsiniz. Ovacık ve Hisarönü’ne Fethiye’den minibüsler düzenli çalışıyor.
KAYAKÖY
Hisarönü Köyü’nü geçip çamlar arasından 5 km. daha ilerlerseniz bir "hayal-köy" göreceksiniz. Buranın adı Kayaköy. .Yamaca doğru biri diğerinin önünü kapatmayacak şekilde saygıyla dizilmiş 3500’e yakın evden oluşan bu köy eski bir Rum yerleşimiydi. Anadolu Rumları iyi tarımcı olduklarından ekilir dikilir araziye ev kurmazlardı. Evler çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurulurdu. Kayaköy de bu anlayışa uygun kurulmuş. Köyde 1922’ye kadar 25 bin kişi yaşıyordu. İstiklal Savaşı’ndan sonra "Mübadele"de köyün sakinleri Yunanistan’a göçtüler. Köyde 13. yy'dan beri hıristiyan toplumun yaşadığı biliniyor. Buraya da Batı Trakya’dan göçenler yerleştirildi. Kayaköy’ün önündeki düzlüğe evler kurdular.
Şimdi düzlükte 2000 kişilik bir yerleşik nüfus var, eski evler de kapısız, penceresiz bir yalnızlık içinde bekliyor. Evler bütünüyle koruma altına alındı ama bu işin epeyce geç yapıldığını siz de göreceksiniz. Eski adı Levissi olan köyde iki kilise, 14 şapel ( küçük kilise ) vardı.. Taksiyarhis ve Katopanayi kiliseleri çok harap durumda. İkincisinin ahşap kapısı Fethiye Müzesi'nde. Panagia Pirgiotis Kilisesi (Aşağı kilise) ise iyi durumda. Freskleri ile ilgi çekici bu kilise, ziyaret etmeye değer.
1990'da Rodos'lu papaz ile Fethiye'li imam Ali Meryem Ana Kilisesi'nde barış ve dostluk için dua etmişlerdi. Mimarlar Odası ve mimarlık öğrencilerinin oluşturduğu Galata Gurubu köyde önemli çalışmalar yaptı. TÜRSAB gibi sektör kuruluşları da restorasyon çalışmalarına destek veriyor. İki kilisenin restorasyon çalışmaları finansman zorluklarına karşı sürdürülüyor. Mübadele'den önce kız ve erkek ilkokulları, doktor ve eczaneleri, çok sayıda dükkanı ile çok canlı bir yerleşimmiş. Gazete bile yayınlanırmış.
Mübadele ile gelen müslüman mübadiller burayı pek sevememişler, çoğu başka yerlere göçmüş. Buradan Yunanistan'a gidenler de Atina yakınlarında bir yabanıl yere iskan edilmişler. Burayı mamur edip adına Nea Makri demişler. Yani "Yeni Fethiye"yi kurmuşlar.
Köyün alt taraftaki bazı evleri restore edilmiş. Burada oturanlardan biri İstanbul'lu bir ressam, yılın yarısında burada. Diğer biri de köpeği ve tavuklarıyla yalnız yaşayan Kaptan.
Kayaköy'ü sanat çalışmalarının yapıldığı bir "Barış ve Dostluk Köyü" yapma projesi pek yol alamadı ama burada bir "Kayaköy Sanat Kampı" var.
(Tel: 0.252.616 65 74) Yabancıların da bulunduğu öğrenciler heykel, seramik, fotoğraf gibi sanatlarla uğraşıyorlar. Pottery Hause adlı atelyede de çömlek yapılıyor. Hediyelik eşyalar satılıyor ve eski eşyalardan küçük bir de sergi var.
(Poseidon lokantası ile aynı bahçeyi paylaşıyor.)
Taş döşemeli yolu izleyip tepedeki şapele ulaşınca Soğuksu Koyu'nu panoramik olarak görüyorsunuz. Hava çok sıcak da olsa burası her zaman serin bir esintiyle ferahlık veriyor.
Solunuzda bu eski köye sırtını dayamış bir evi lokanta haline getirmişler, adı Dibektaş Restaurant. Diğer lokanta ise Poseidon. Tam bir aile işletmesi. Yemek yiyebilir, çay-kahve veya alkollü bir şeyler içebilirsiniz. Köylü kadınlar evlerinin önünde hamur tahtasının başında gözleme açıyorlar. Gözlemeler esmer undan, ıspanak, peynir, maydanoz ve çevreden topladıkları çeşitli otlarla yapılıyor, lezzetli ve doyurucu. Çay ve ayran da var.
AFKULE
Kayaköy’ün esintisi eksik olmuyor ve sivrisinek bulunmuyor.
Eski köyün yanından çıkan bir ara yolu yürüyerek Ölüdeniz’e çıkabilirsiniz. Yol 5 km. ve çamlar arasında yürüyorsunuz.
Batı yönüne (Gemile yönü ) doğru 3 km. kadar ileride, denizden 400 metre yükseklikte, denize uçurumla inen bir tepede bir manastır kalıntısı bulunmakta. Ayios Elefterios adlı bir keşiş tarafından 10 metrelik bir alanda kayaya oyularak yapıldığı ve ömür boyu çile çektiği rivayet olunan manastır köylüler arasında Afkule olarak biliniyor. Müthiş bir deniz manzarası var. İblis Burnu, Kurdoğlu burnu, hava uygunsa uzaklarda Rodos Adası bile görülebiliyor Afkule’den.
Kayaköy yakınlarında denize girmek için en yakın yer Soğuksu Koyu. Aşağı Kilise'nin önünden tepeye yürüyüp patikadan aşağı ineceksiniz. Yarım saatte yürünüyor.
ÖLÜDENİZ
Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık türkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici türkuazı zenginleştirir.
Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış. Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı görür. Görür görmez de vurulur.
Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider. Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir. Böylece görüşür, sevişirler.
Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar. Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır.
Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın öldüğü
yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır.
Ölüdenizde yeterli otel ve lokanta bulacaksınız.
Ölüdeniz’de 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edildi ve koruma altına alındı. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsayan bu alan aynı zamanda SIT bölgesi ve özel çevre koruma alanı içinde kalıyor.
Alanın içindeki Kumburnu Günübirlik Dinlenme Tesisleri Muğla Valiliğine bağlı MELSA Ltd. Şti. eliyle işletiliyor. Yılda 400.000’ e yakın kişi giriş yapıyor alana. Giriş ücretli. Bir büyük iki küçük kafeterya hizmet veriliyor. Fast food türü yiyecek ve içecek satışı yanında Şark köşesinde saçta gözleme yapılıyor. Piknik yapmak isteyenler için düzenlenmiş bir piknik alanı da var.
Ama mangal yakmak Mayıs – Ekim ayları arasında yasak. Şezlong ve şemsiye kiralamak mümkün. Otopark duş-WC hizmetleri ücretsiz. 650 araç kapasiteli otopark güvenlik kameraları ve görevliler ile denetim altına alınmış.
Plajda su sporları (kano, parasailing, su kayağı, banana) işletmesi de var. Meraklıları için not edelim.
MELSA’ya ait bir de el sanatları satış yeri de var. Muğla yöresinin el işi ürünleri satılıyor.
Bu olağan üstü doğa parçasının temizliği ve korunması için titizleniliyor.
Kurulan laboratuar ile Belcekız Plajının tamamında günlük olarak deniz suyuna ilişkin ölçümler yapılıyor.
Plaja ISO 14001 belgesi alınması çalışması başlatıldı. Türkiye’de ilk kez Kıdrak plajı bu belgeye sahip olmuş olacak.
Ölüdeniz ve Ölüdeniz otelleri için www.oludeniztourism.org adresine bakınız. Site Ölüdeniz Turizm Geliştirme Kooperatifine ait.
BABADAĞ - YAMAÇ PARAŞÜTÜ
Rüyalar diyarı bir doğayı hala koruyan Ölüdeniz’de tatil yapmak sadece plajda veya yüzme havuzu başında uzanmaktan çok daha fazla bir anlam taşıyor artık. Yamaç Paraşütü aktivitesi sayesinde bir doğa harikası olan Ölüdeniz’i 1969 metre yükseklikten yavaş yavaş alçalarak izleyebiliyorsunuz.
Bu yükseklikten sadece Patara Plajı ve Dalaman’ı değil açık bir günde Rodos’u bile görebiliyorsunuz.
Yamaç Paraşütü organizasyonu yapan acentalar Ölüdeniz sahilinde bulunabilir. Bir gün önceden ya da sabah rezervasyon yaptırılabiliyor.
Deneyimli pilotlar eşliğinde yapılan uçuş öncesinde sabah teorik ve pratik eğitim alınıyor. 1700 metre yükseklikteki uçuş noktasına ciplerle gidiliyor. 25 km’lik toprak ve engebeli yol 50 dakika sürüyor.
1700 metrede rüzgar yeterli değilse, 1900 metreye çıkılıyor.
Tulum ve kasklar takılıyor, Pilota ve paraşüte bağlı harness(oturak)a oturuluyor, pilotun paraşütü çekmesiyle paraşütler şişiyor, birkaç adımlık koşuyla açılıp yükseliyor ve uçuyorsunuz.
İlk anda müthiş bir heyecan duyuluyor ama kısa süre sonra heyecan yerini Ayanikola adası, Ölüdeniz, Gemile Koyu ve Kumburnu’nun doyumsuz manzarası eşliğinde müthiş bir hazza bırakıyor.
Yaşadığınız olağan üstü deneyimi ve bu eşsiz manzarayı görüntülemek için yanınıza fotoğraf makinesi ya da video kamera almayı unutmayın. Elbette ayağınızda spor ayakkabı, üzerinizde şort ve t-shirt olması tercih edilir.
Küçük iniş çıkışlarla, süren yolculuk rüzgara göre yaklaşık 30 dakika sürüyor.
Deneyimli pilotlar yamaç paraşütüyle 3500 metre yüksekliğe kadar çıkabiliyor ve havada 5 saat kalabiliyorlar.
Babadağ ve Ölü deniz, dünyanın her tarafında yamaç paraşütü meraklılarını öylesine çekti ki kendisine, artık bir şampiyonaya, Uluslar arası Hava Oyunları’na da ev sahipliği yapıyor Ölü deniz.
Peki ne kadar güvenli, ya da tehlikesi var mı?
Yamaç paraşütü eğitim ve uçuş hizmeti veren işletmelerin Turizm Bakanlığı’ndan Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Belgesi’ne sahip olması zorunlu. Tüm pilotlar da uçuş sertifikasına sahip deneyimli pilotlar olması gerekiyor. Bugüne kadar onbinlerce kişi uçtu pilotlarla birlikte.
Kaza sayısı yok denecek kadar az.
Aventura: Tel: 252.617 03 14,
Easy Riders:Tel: 252.617 01 14,
Focus Turizm :Tel: 252. 617 04 01
Extreme Tandem (Sportif Havacılık Seyahat Acentası): 617 00 18
GEMİLE KOYUNA YÜRÜYÜŞ
Kayaköy’den Gemile koyuna 6 km’lik karayolu bağlantısı var. Aracı olanlar bu yolu kullanıp Gemile koyu ve plajına ulaşabilir. Plaj korunaklı bir koyda olduğu için çok tercih ediliyor. Koyun hemen karşısı ise Gemile Adası. (Gemile Adası’na ilişkin bilgileri Fethiye çevresine günübirlik tekne turları başlığı altında bulabilirsiniz.)
Nasıl Gidilir?
Yaz aylarında Fethiye'den Kayaköy’e sabah 7'den akşam 22'ye kadar minibüs çalışıyor, dönüş 23'e kadar. Yaz ayları dışında akşam 5’e kadar seferleri var dolmuşların. Otomobille Ölüdeniz yolunu izleyin, Ovacık'tan Hisarönü yönüne girin, toplamı 16 km. Daha kısa yol ise Fethiye merkezinden Kaya Mezarları ve Kale'nin altından çıkan yolla Şıkman Tepesi'ni aşarak ulaşıyor. (8 km.) Giriş ücretli.
Nerede kalınır?
Fethiye, Hisarönü veya Ölüdeniz'de her nitelikte otel var. İsterseniz Kayaköy'deki pansiyonlarda da kalabilirsiniz.
Kaya - Tel: 252.618 01 59, Le Jardins de Levissi Oteli, Tel: 618 01 88
Ne yenir?
Kayaköy’deki salaş lokantalarda gözleme-yayık ayranı, ızgara et ve tandır servisi var. İsteyenlere açık havada mangal ve et veriliyor. Kendiniz pişirip kendiniz yiyorsunuz. Kış aylarında mangal meraklıları, kapalı mekanda bacalı ocaklardan yararlanıyor.
KELEBEKLER VADİSİ
Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor.
Önce bunu farkedemiyorsunuz, doğal görüntü böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor.
Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Koy, Ködürümsü limanı olarak da bilinir. Tekne yolculuğu yarım saat sürüyor. Yolda dileyenler mavi mağaraya da uğrayabilirler. Mağaranın sularına bırakıp, mavi-yeşil yansımalara koyverebilirler kendilerini.
2000 metrelik Babadağ’ın eteklerindeki Kelebekler Vadisinin içinde iki patika var. Biri şelalelere, diğeri Faralya köyüne çıkıyor.
Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda sözettiğimiz manzarayı görecekler.
Köye çıkan yol ise çok dik. Bir iki yerde ancak ip yardımıyla yukarı tırmanılabiliyor. Dağcılık deneyiminiz yoksa hiç kalkışmayın. Köydeki manzara ise olağanüstü. "George House" tabelasını izlerseniz, yayık ayranı eşliğinde güzel köy yemekleri yiyebileceğiniz bir eve ulaşacaksınız.
Kelebekler vadisi kumsalında konaklama tesisi yok. Çadır kurabilir ya da üzeri çalı ve yapraklarla kaplı çardaklarda, ağaç dalları arasına kurulmuş teraslarda geceleyebilirsiniz.
Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları. İşletmeciler vadiye çıkış konusunda size yardımcı olacak, yol göstereceklerdir.
SAKLIKENT
Fethiye’nin sıcağından bunaldıysanız bir gün değişik bir şey yapın. Güneş ışınlarının giremeyeceği kadar dar ve yüksek bir kanyona girin, buz gibi sularda yürüyün. Saklıkent’e gidin.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor.
Saklıkent yolu üzerinde sağlı sollu çok sayıda kır gazinosu göreceksiniz. Gözleme-ayran servisi yapılıyor.
Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz.
Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı, kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne.
Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş. İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz.
Müthiş bir çağıltıyla dökülen suları bu noktadaki restorana oturup ayran, gözleme ya da alabalık ısmarlayarak izleyebilirsiniz. Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın. Böyle bir şeyiniz yoksa üzülmeyin, turizmin sınır tanımaz hizmeti karşınızda, hemen kanyon girişinde: "Plastik ayakkabı satış mağazası"
Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.
Dönüşte bunalmışsanız eğer ve kendinize güveniyorsanız, buz gibi sulara kendinizi koyverin ve kanyonun dışına iskeleden değil de suyun akıntısına kendinizi bırakarak çıkın.
TLOS ve YAKAPARK
Fethiye’ye 40 km. uzaklıktaki Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22 km sonra Kemer Bucağı’na sapıp, şehir içinden sağa dönerek (Çatallar Köyü yolu) 13 km’lik bir yolla ulaşılıyor.
Ören yeri Saklıkent’e de 8 km uzaklıkta ve Yaka Köy’ün yanında. Önünde Osmanlı yapısı bir kalenin gizlediği kentin akropolü dik bir tepenin üzerinde bulunuyor. Kaleye çıkarken yamaçtaki kayalıklara oyulmuş tapınak mezarlar dikkatinizi çekecek. Kanatlı atı Pegasus’un üzerinde üç başlı canavar Chimera ile savaşırken resmeden süslemeleriyle Bellerephontes’e ait tapınak mezar, bunların en görkemlisi. Girişinde iki sütun, üç bölümlü duvar, ortada süslerle bezenmiş kapı motifi, iki yandan mezar odasına giden kapılar mezara ilgiyi artırıyor.
Kalenin altındaki düzlükte Lykia duvar kalıntıları, 9 metre genişliğe sahip, 6 kemerli kapısı ayakta olan kent agorası, güneyde ise Roma dönemi surlar görülüyor. Kentin en iyi durumdaki yapısı tiyatro. Lykia kaya mezarları; hamam, paleastra ve gymnasion kalıntıları da ilgi çekici.
Tlos, Likya bölgesinin en eski yerleşim alanlarından biri. Likya yazıtlarında Tlawa olarak geçen kentten MÖ 14. yüzyıl Hitit belgelerinde Lukka topraklarındaki Dlawa olarak söz edilmekte.
Ören yeri girişindeki yol kenarında, çınar ağaçlarının serinliğinde çay bahçeleri sıralanıyor. Soğuk bir şeyler ve özellikle bol köpüklü yayık ayranı içebilirsiniz.
Yaka Köyüne kadar gelmişken Yaka Park’ta bir mola verebilirsiniz. Yaka Park, Yaka Köy’den 1 km yukarıda. Kaş, Kalkan, Fethiye çıkışlı jeep safaricilerin durak noktalarından biri olan Yakapark’ta anıt olmuş ağaçlar, kademeli teraslar, havuz, su kanalları, hamaklar, kerevetler, taş masalar ve köşkler çevreye uyumlu olarak yerleştirilmiş Yakapark işletmecileri tarafından. Sacta gözleme yapan köy kadınları, masalar arasında dolaşarak ötüşen horoz ve tavuklar ilgi çekiyor.
Bahçenin ortasına kurulu ızgarada etler pişiriliyor, mısır ununda alabalık kızartılıyor. Turizmciler yaratıcı olmalı. Yaratıcılığın hoş bir örneğini göreceksiniz. Balıklı Bar, Yakapark’ın başka hiç bir yerde görülemeyecek animasyonu. Barın tezgahı taştan yapılmış ve kenarından buz gibi suyun aktığı bir kanalet geçiyor. İçinde de alabalıklar dolaşıyor kanaletin. Alabalıklar insana alışık sanki. Sevilmekten okşanmaktan hoşlanıyorlar, kaçmıyorlar. Ve bir yandan da bira, kola, ayran servisi yapılıyor.
EŞEN ÇAYI - KANO
Antalya-Muğla il sınırını oluşturan Eşen Çayı’nda seyahat acenteleri kano turu düzenliyorlar.
Tur Kınık’ta köprü altında ve yaklaşık 15 km’lik mesafe kano ile geçilerek Patara kumsalında son buluyor. Bu tur sırasında yemek ve yüzme için mola veriliyor.
Eşen çayı Köprülü kanyon girişindeki azmaktan çıkıyor. Suyu çok temiz ve soğuk. Nehrin oldukça sakin akması nedeniyle herhangi bir tehlike bulunmuyor. Ama yine de yer yer küçük dökülmeler ve anaforlar var ve bunlar yolculuğa heyecan katıyor.
Kano turu düzenleyen seyahat acentaları, tur öncesinde kano kullanımı ile ilgili bilgi veriyorlar. Sigorta yapılıyor ve can yelekleri dağıtılıyor. Sabah 11’de başlayıp 6.5 saat süren güzergahın bir bölümünde çamur banyosu molası veriliyor. Kokusuz çamur havuzlarına balıklama atlayıp baştan ayağa çamura bulananlar fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyorlar.
Çamurdan kurtulmak için tek yol Eşen çayının buz gibi sularına kendinizi bırakmak.
Nehir çevresinin sürekli değişen manzarası ve üzerinde barındırdığı bitki örtüsü tura katılanları cezbediyor.
Seyahat acenteleri bu tur için, transfer, öğle yemeği, rehberlik ve kano donanımı veriliyor.
Dardanos Turizm,
Patara, 843 51 09-843 51 51
Gelemiş Tours, 843 51 05
Nikola’s Tour, 843 51 54
CADİANDA
Fethiye’nin doğusunda, Fethiye-Kalkan karayolu çevresinde önemli antik kentler var.. Bu Lykia kentlerini mutlaka görmelisiniz.
Geziye Cadianda’dan başlayalım. Sonrasında Letoon, Pınara, Sidyma, Arsada ve ardından Xanthos ve Patara’yla sonlayalım. Hepsini bir güne sığdıramazsanız. Hepsi bir gün ayıracaksanız eğer, seçiminiz Pınara, Letoon, Xanthos ve Patara olmalı.
Likçe adı Cadavanti olan Cadianda, Fethiye’ye 20 km uzaklıktaki Yeşil Üzümlü bucağı yakınında yer almaktadır. Tarihi MÖ 5.yy a kadar uzanan kentin Roma İmparatorluğu döneminde çok canlı ve zengin bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Denizden 600 mt yükseklikte, çevresi muntazam olmayan taşlarla örülmüş bir surla çevrili kentin kuzey girişinde 4 adet Likya tipi mezar bulunmaktadır. MÖ 4.YY da yapıldığı sanılan mezarların 3 tanesi ev tipi olup bugün yıkık durumdadır. Tek bir kayadan oyulmuş 4.mezarın güney yüzünde divana uzanmış bir adam, kuzey yüzünde ise elindeki mızrak ve kalkanla hasmına saldıran bir atlı figürü yer almaktadır.Akropol’ün kuzey girişinde ilk karşılaşılan yapılar Dorik tarzı bir tapınağı ait olduğu sanılan kalıntılar ve Roma Dönemine ait İmparator Vespasianus tarafından yaptırılan yontma taş bir hamam kalıntısıdır.
Kentin kurulmuş olduğu tepenin yamacına oturtulmuş küçük tiyatronun batı bölümündeki oturma yerlerinin büyük bir bölümünün sağlam olmasına rağmen, sahne kısmı tamamen yıkılmıştır. Kentin merkezinde, batıdan doğuya doğru uzanan yaklaşık 9 metre eninde 900 metre uzunluğundaki geniş alanda yer alan kalıntıların şehir stadyumuna ait olduğu sanılmaktadır. Zira kazılarda ele geçen birçok yazıtta, Candianda’da düzenlenen atletizm şenliklerinden bahsedilmektedir. Stadyum çevresinde bulunan, başarılı atletlere ait oldukları sanılan heykel altlıkları da bu fikri doğrulamaktadır.
LETOON
Fethiye - Kalkan yolu üzerinde Kınık’a gelkeden iki km önce Letoon yön levhasını göreceksiniz. (Kalkan’a 19. km kala)
Letoon ören yeri sapaktan 4 km içeride ve seralar arasında kalmış. Otomobille ören yeri girişine kadar gidilebiliyor.
Letoon antik kentinde yerleşim izleri M.Ö. 7. yüzyıla kadar gidiyor. Kalıntı ve buluntular, buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu gösteriyor. Letoon, Lykia birliğinin birleşik sunağı durumundaydı.
Letoon’la ilgili şair Ovidius’un anattığı bir efsane var. Şöyle: “Zeus’tan hamile kalan tanrıça Leto, çocukları ikiz tanrı Artemis ve Apollon’u Delos’ta doğurur. Sonra Xanthos nehrinin (şimdiki Eşen çayı) denize ulaştığı yere gelip nehir boyunca kaynağa kadar yürür. Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen ama yerli halk tarafından engellenen tanrıça öfkelenir ve hepsini kurbağaya çevirerek öç alır.” İşte Leto tapınağı bu olayın geçtiği yerde tanrıça Leto adına yaptırılmış.”
Ören yerindeki diğer iki tapınak ise tanrı Artemis ve Apollon’a adanmış.
Şimdi üç tapınağın sadece temelleri kalmış. Onlar da dipten çıkan ve hiç eksik olmayan suların içinde. Tapınak temelleriyle sütun başları üzerinde kurbağa ve kaplumbağalar güneşleniyor. Bunlar tanrıça Leto’nun kurbağaya çevirdiği yöre halkının torunları olmasın?
Bir Lykia kenti olan Letoon M.S. 7. yüzyıldan sonra önemini yitirerek terkedilmiş.
Tapınakların güneybatı kesiminde çeşme ile doğusunda Bizans kilisesi yer alıyor. Ören yerinin kuzeyinde stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca yaslamış Roma tiyatrosu bulunuyor. Tiyatro iyi durumda.
Ören yerinden çıkıp geri dönmeyin. Zamanınız varsa denize doğru gidin. Tıpkı Patara gibi Letoon çevresi de kumulların tehditi altında. Kumulların şimdi yaygın seracılık yapılan araziyi basmaması için Letoon kumsalının 2 km derinliğindeki ve 8 km uzunluğundaki bölümü kum akasyaları ve mimozalarla ağaçlandırılmış. Ağaçlandırma 1960’larda başlamış. Ağaçların arasından geçip deniz kenarına inen kum yola girin. Letoon plajı, 18 km uzunluğundaki Patara plajının bir bölümüdür. Patara plajının tüm özelliklerine sahiptir. Ancak çevrede ne bir lokanta, ne cafe, ne de pansiyon vardır. Piknik için geliyorsanız hazırlıklı olun.
PINARA
Fethiye-Eşen yolu üstünde, 45. km’den batıya ayrılan yol izlenirse Minare köyüne ulaşılır. Minare köyünün halkı, ören yerine çıkan toprak yolu gösterebileceği gibi traktörlerle de ulaşımda yardımcı olmaktadır.
Likya dilinde yuvarlak anlamına gelen Pınara sözcüğü kimi yazıtlarda Pinale biçiminde okunmaktadır. Likya birliğinin önemli kentlerinden olan Pınara, Xanthos, Tlos, Patara, Myra ve Olympos ile birlikte üç oy hakkına sahipti. Satrap Piksodaros döneminde kentin ilişkileri bilindiği gibi, Büyük İskender’in Asya seferi sırasında İ.Ö.334-333 yılında adından sözedilir. Kentin batı kesimindeki yüksek kayalık bölge ilk yerleşim yeri olmalıdır. Roma çağında daha alçak olan kayalıkla aradaki sırta inen kentin tiyatrosu yer sorunu yüzünde neredeyse kent dışına, kuzeydoğuya inşa edilmişti.
Kentgezisi:
Bekçi kulübesinin bulunduğu noktada araç terkedilirse kentin gezilmesi tam anlamıyla aşağıdaki biçimde kolaylıkla gerçekleşir. Bekçi kulübesine göre güneybatı kesimdeki çınarlı dere yatağının doğuya bakan kaya yüzlerinde sayısız Likya tipi mezar bulunur. Bunlardan en büyüğü ve önemlisi bir kent betimlemesi içerenidir. Yerel bir kralın mezar anıtı olması gereken yapının ayrıntılarında Helen geleneklerinden gelen plastik betimlemeler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi saçakları taşıyan hatıl başlarındaki Gorgonlar’dır. Yapının sundurma kesimine girildiğinde sağlı sollu olarak kent manzarası görülür. Bir Likya kentinin surları, surların gerisinde direkli mezarlar, lahitler ve arka planda yine surlarla berkitilmiş yükseltideki saray, boşluklarda evler ve figürler, mutlaka izlenmesi ve incelenmesi gereken ayrıntılardır.
Kral Mezarı diye de bilinen bu kent manzaralı mezardan yukarı kayalığın güney kenarı izlenerek yokuştan çıkılırsa hem kaya mezarı örnekleri yeterince incelenmiş hem de kolaylıkla sırttaki yerleşimi bölen caddeye ulaşılmış olur. Buradan sağlı sollu yapılar, sütunlu portikolar izlenerek çam ağaçlarının altındaki kare avlulu, köşe sütunlarının kesitleri kalp biçimli olan-ancak bu kalp biçimlerinin taşlar üstüste dururken asla gözükmediği-bir yapıya ulaşılır. Yapının taşlarından birinde bulunan phallik kabartma nedeniyle Aphrodite’ye gönderme yapanlar bulunmaktadır.
Kent aşağı kayalığının kuzey ucunda bulunan boğa boynuzlu mezar ise özgün bir örnek olarak tanımlanır. Kentin dışında kalan tiyatro ile odeion, neredeyse günümüze hiç dağılmadan ulaşmıştır. Ancak bölgenin bitki örtüsü ile kaplı olması geziyi biraz zorlaştıracaktır.
Batıdaki yüksek kayalıkta görülen mezarlara “güvercin yuvası” adı veriliyor. Yukarıdan iple sarkılarak yapıldığı sanılan mezarların Likya’daki en eski mezar tipi olması gerekir.
Fethiye-Kaş karayolunda, Eşen’den sonra sağa ayrılan Bozoluk asfaltıyla ulaşılan Letoon, bir kutsal alandır. Aslında Ksanthos kentine kuş uçumu 4 km uzaklıktadır. Apollon ve Artemis’in anaları olan Leto’nun anısını yaşatan bu tapınak çevresi, Likya için önemli bir dinsel merkezdi. Anadolulu bir anatanrıçadan Hellenleşmiş olan Leto, ortada bulunan ve İ.Ö. 300 yılı sularına tarihlenen bir tapınakta saygı görüyordu. İyon düzenindeki tapınağın tüm ayrıntıları günümüze ulaşmıştır. Leto ananın tapınağının doğusundaki küçük tapınak ise diğer ikisinin aksine çevresi sütun dizili olmayan, yalın planlı bir yapıdır ve İ.Ö. 4. yüzyıldandır. En doğudaki ise Leto’nunku gibi çevresi sütun dizisiyle çevrili Hellenistik tapınak Dor düzenindedir. Yapının içinde bulunan Artemis’in ok ve sadağı, Apollon’un liri konulu mozaikler, tanrıçanın ikiz çocuklarının simgesi olarak gösterilmişlerdir. Tapınakların çevresinde bulunan Aramca-Hellence-Likçe yazıt, bölgenin tarihsel olaylarını gösterdiği gibi yerli dilin çözülmesine yardımcı olmuştur. Şimdi Fethiye Müzesi’nde saklanan yazıtta Hekatomnos oğlu Piksodaros’un adı okunur.
Roma döneminde Letoon, tapınakların batısında yeralan dairesel bir çeşme anıtı ile bütünlenmiş, kuzey yönüne Hellenistik dönemde yapılan ve Roma çağında geliştirilen bir stoa ile güzel bir perspektif kazandırılmıştır. Tiyatrosu yamaca oyulmuş olan Letoon’da türlü şenliklerin yapıldığı anlaşılıyor. Tiyatronun izleyici yerlerine ulaşmada kullanılan tonozlu geçitlerin mimarlığı izlenmeye değer. Sahnesinin bulunmayışı tiyatronun önündeki düzlemde yapılabilecek spor oyunlarının izleme kolaylığını akla getiriyor. Tiyatronun doğu vomitoriumundan çıkar çıkmaz görülen semer damlı Likya lahtinin üstüne yan gelmiş bir figürün işlenmiş olması, yerli sanatla Roma geleneklerinin buluşması olarak yorumlanabilir.
Yeri-ulaşım:
Likya bölgesinin başkenti konumundaki yerleşime Fethiye-Kaş karayolu üstündeki Kınık beldesinden sola ayrılan ve 1 km süren yolla ulaşılır.
SİDYMA
Sidyma, Dodurga köyü yakınlarında, denizden 500 metre yükseklikte, Cragus dağının yamaçlarında ulaşılması oldukça zor bir bölgededir. Fethiye-Xanthos ana yolunda Eşen’in 6 km güneyindeki sapaktan jiple 6km daha gidilebilir. Bundan sonra taşlık ama iyi durumdaki biraz dik bir patikadan 250 metre daha yüksekliğe bir saat kadar tırmanılarak ulaşılır.
İsminin Sidyma olması (Idyma, Didyma ve Loryma gibi) kentin çok eski bir tarihe sahip olduğunu kanıtlar. Kent kalıntıları arasında buraya en eski arkaik dönemde yerleşildiğini gösterir kanıtlar vardır. Ele geçen ilk yazılı belge MÖ 1.YY a aittir. Kalıntıların çoğunluğu ve tüm yazıtlar ise Roma İmparatorluğu dönemindendir. Bununla beraber Sidyma ya ait olduğu düşünülen bir sikkenin MÖ 2.YY da basılmış olduğu muhtemeldir. Sidyma da gezerken bir patikadan tırmanıldığında eski kentin ilk belirtileri olan soldaki yarda oyulmuş çok sayıda kartal yuvası mezara rastlanır. Bunlar Pınara’dakilere benzemekle birlikte hem sayıca azdır hem de daha basit görünümdedirler. Tepeye ulaşılınca Sidyma kalıntıları gözler önüne serilir. Patikanın hemen bitiminde solda küçük bir anıt mezar vardır. Dikdörtgen bir kaide üzerine oturtulmuş uzun ve yekpare bir bloktan ibaret bu anıt mezarın mezar odası görünürlerde yoktur ancak bu Sidyma’nın klasik dönemdeki varlığının ilk kesin kanıtıdır. Hemen yakında 7 anıt mezar daha vardır. Bunların bazılarının yapıları Likya da görülen Gotik biçim yerine üç köşeli kapakları olan lahit mezarlardır.
ARSADA
Arsada, Xanthos vadisinin gerisinde ve hayli yüksekte, eski Mt.Massicytus, şimdiki adıyla Akdağ yamacındaki yüksek bir düzlükte kuruludur. Yaklaşık 900 metre yüksekliktedir ve yolu yoktur. Kayadibi köyünden uzun ve dik bir patika ile ulaşılan Arsa köyünün yakınındadır. Köyün hemen batısında uzun alçak bir tepe bulunmaktadır. Batıya doğru vadiye oldukça dik inen tepenin doğu yamacında, aşağı yukarı yarı yolda, 2,5 metre kalınlığında taştan örülmüş bir duvar vadır. 300 metrelik bir kısmı yarı yarıya sağlamdır. Duvarın kuzey ucunda 9 m2 boyutunda bir kule ya da ufak kale vadır. Erken Hellenistik döneme ait olduğu sanılan bu kale, özenle yerleştirilmiş büyük poligonal bloklardan yapılmıştır. Kente ait yapılardan günümüze ulaşan yapı yoktur ancak köyün içinde ve çevresinde bir çok Likya mezarı bulunmaktadır. Çoğu Gotik lahit mezar tipindedir ve yazık ki tahrip olmuştur. En az bir tane ev tipi kaya mezarı ve çevrede birçok yontulmuş, yazılı bloklar mevcuttur. Yazıtların hemen hepsi kitabedir. Köyün biraz üstünde, kuzeye giden patikanın yanında, 2,5 metre yüksekliğinde bir kaya çıkıntısında bir atlıyı canlandıran bir kabartma göze çarpar.
XANTHOS
Kalkan-Fethiye karayolunun 17. km’sinde Kınık içinden ve Eşen çayının kenarından sağa çıkan 500 m’lik yolla Xanthos ören yerine varılıyor. Lykia birliğinin başkenti olan Xanthos’un kuruluşunun M.Ö. 1200’lere uzandığı sanılıyor. Bu tarihte Troya savaşına Lykialıların başlarında Xanthoslu komutan olduğu halde katıldıkları yazar..
Xanthos’luların savaşçı ve cesur bir halk olduğu söylenir. Tarihçi Heredot M.Ö. 545 savaşıyla ilgili şöyle yazar: “Pers ordusu başlarında komutanları olduğu halde Xanthos ovasına indiği zaman Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile döğüştüler. Yiğitlikle nam saldılar ama yenildiler. Kadınları, çocukları, hazineyi ve köleleri kaleye doldurdular. Ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine yeminle bağlanarak düşmana saldırdılar. Ve hepsi de savaşarak öldüler.”
Yangınlarla ve savaşlarla sık sık tahrip olan Xanthos’un her defasında büyük çabalarla yeniden yapıldığı biliniyor. Roma döneminde de Brutus’ün yerle bir ettiği Xanthos bu defa bir başka Romalı komutan Antonius tarafından onarılmış. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Xanthos Arap akınları sonrasında terkedilmiş.
Şehre Kınık’tan çıkıldığında yolun sağında karşılaşılan ilk kalıntılar Helenistik kapıya aittir. Yolun solunda da da şehre büyük katkıları olan Roma imparatoru Vespasianus anısına yapılan kemer kalıntıları bulunmaktadır. Biraz ileride yolun sağındaki anıt kalıntıları ise, önemli bölümü 1841-42 yıllarında gemilerle İngiltere’ye götürülen muhteşem Nereidler anıtının kalan bölümüdür. Bu anıt şimdi restore edilerek British Museum 7. salonunda sergilenmektedir. Ve müzenin en çok ilgi gören salonlarından birini oluşturmaktadır.
Yolun solunda Helenistik sur kalıntıları geçip tiyatronun ve Xanthos’un simgesi sayılan Lykia mezar anıtıyla, kaya mezarları üzerindeki Harpyler anıtının bulunduğu Lykia akropolüne ulaşılıyor. Anıt üzerindeki kabartmaların aslı İngiltere’ye götürüldüğü için şimdi görülenler onun alçı kopyalarıdır. Harpyler anıtı da British Museum’da sergilenmektedir.
Lykia akropolünde ayrıca agora ve Bizans bazilikası da vardır.
Akropole çıktığınızda çevreyi seyredin.
Ovaya hakim manzaranın bulunduğu tepede Lykia saray kalıntıları da var.
Xanthos’ta, yolun sağ tarafında ve Lykia akropolünün karşısında bir de Roma Akropolü var.
Roma akropolünde bir Bizans bazilikası, kaya mezarı ve Pillar anıtı ile aslanlı mezar kalıntıları görülebilir. Aslanlı mezarın kabartmaları taşınmış, yalnız kaidesi kalmış.
Xanthos yazıtı
Xanthos kazılarında ele geçen bir tablette yazılanlar Azra Erhat tarafından çevrilmiş. Xanthos’luların bağımsızlıklarına düşkünlüklerini ve istilacılarla yağmacılara karşı bitmeyen direnişlerini simgeliyor bu yazıt:
Evlerimizi mezar yaptık
Mezarlarımızı ev
Yıkıldı evlerimiz
Yağmalandı mezarlarımız
Dağların doruğuna çıktık
Toprağın altına girdik
Suların altında kaldık
Gelip buldular bizi
Yakıp yıktılar
Yağmaladılar bizi
Biz ki analarımızın, kadınlarımızın
Ve ölülerimizin uğruna
Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna
Toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları
Bir ateş bıraktık geride
Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan
PATARA
Fethiye-Kalkan yolu üzerinde, Kalkan’a 10 km kala Patara-Gelemiş köyü ayrımı var. Ayrımdan sonra antik kente ulaşmak için 6, ünlü Patara plajına ulaşmak için de 7 km gitmek gerekiyor.
Antik kent girişindeki Gelemiş köyü de ayrımdan 4 km uzaklıkta.
Aslında Patara kent kalıntıları Gelemiş köyü öncesinde başlıyor. Kentin nekropolü olduğu sanılan kalıntılar arasında Lykia tipi lahitler, Roma devri mezar anıtları göze çarpıyor.
Gelemiş, artık tümüyle turistik bir köy niteliğinde. Eskiden seracılıkla uğraşan köylüler şimdi büyük ölçüde pansiyon, lokanta, hediyelik eşya dükkanı vs. işletmeciliği yapıyorlar.
Patara bir Lykia kenti. Lykia birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisi. Lykia birliği toplantılarının çoğunlukla Patara’da yapıldığı yazılıyor tarih kitaplarında.
Lykia dilinde Pttara olarak anılan kentin M.Ö. 5. yüzyılda var olduğu ve İskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. Bir inanışa göre Patara’yı su perisi Lykia ile tanrı Apollon’un oğlu Patarus kurmuş. Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımış. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın da Pataralı olduğu söylenir.
400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki Patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, Patara’nın giderek önemini yitirmesine neden oluyor. Rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurmakla kalmıyor, kenti de büyük ölçüde örtüyor. Bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir.
Gelemiş köyünden 2 km sonra yol kenarında Patara’daki kalıntıların en görkemlilerinden Roma Zafer Takı görülüyor. Zafer takı, M.S. 1. yüzyıl sonlarında yaptırılmış. Tepeye doğru görülebilecek kalıntılar arasında hamamlar, Bizans bazilikası, Korinth nizamında tapınak bulunmaktadır. Tiyatro tepenin yamacındadır ve önemli bölümü kumlar altındadır. Tepede de Athena Tapınağı vardır. Eski liman şimdi sulak alan durumunda.
Patara plajından içeriye rüzgarla taşınan kumulların önüne geçilebilmesi için setler oluşturulmuş. Patara kumsalı, çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisi. 18 km uzunluğundaki kumsalın derinliği yer yer 200-300 metreye ulaşıyor. Kumu incedir. Deniz ise sığdır. Hemen hemen hiç durmayan rüzgarı nedeniyle windsurf için de uygundur. Patara kumsalı deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için koruma altındadır.
Kumsal girişindeki park alanında iki lokanta bulunuyor. Güneş yakıcı, çevrede gölgelik bulunmadığı için kumsal girişinde şemsiye kiralamayı unutmayın.
Patara kumsalında atla dolaşmak Patara’da “Sultan Farm Horse Riding” çiftliği, geçen yaz açıldı. Çevreye at gezileri düzenleyen çiftlikte Bursa Karacabey harasından getirilmiş 7 güzel tay var. Çiftlik sahibi İlhan Çırpan, grup arzusuna göre iki-üç saatlik yemekli yemeksiz turlar organize ediyor. Turlar kanal boyunu, yeşillikli vadiyi, kum tepelerini ve deniz kenarını kapsıyor. Yol boyunca antik kent kalıntıları, orman ve vadilerden geçiliyor. Sabah erken saatler tercih ediliyor genellikle. Daha önce hiç ata binmemiş olsanız bile tereddüt etmeyin, çiftlikte tur öncesi gerekli bilgiler veriliyor. Eğitimli ve uysal atların üzerinde kısa zamanda usta bir binici oluyorsunuz.
Sultan Han Çiftliği: Tel: (242) 843 51 60
Ulaşım
Karayoluyla batıdan gelecekler için Aydın-Muğla-Köyceğiz üzerinden gelinebilir. Türkiye’nin hemen bütün büyük şehirlerinden Fethiye’ye otobüs seferleri var.
Havayoluyla gelecekler Dalaman Havalimanı’nı kullanacaklar. Dalaman’a yaz kış iç ve dış hat seferleri var. Dalan-Fethiye arası 55 km. Minibüs ve otobüs seferleri bulunuyor.
İç ulaşım
Ölüdeniz-Fethiye arasında aralıksız minibüs seferleri. Denizden dolmuş motorları. Fethiye-Çalış Plajları arasında aralıksız minibüs seferleri. Adalara ve Gemili Adası’na dolmuş motorları.
Ne yenir?
Deniz ürünlerini Fethiye merkezde Belediye parkı ve iskele civarındaki lokantalar ile Çalış plajına giden güzergahta belediyenin yeni düzenlediği sahil yolunda bulmak mümkün. Paspatur çarşısı civarında ise ev yemekleri, kebap ve pide çeşidi sunan lokantalar bulunuyor. Balık yemek isteyenler Belediye yanında park içindeki balıkçı lokantalarına uğramalı.
Ölüdeniz’de deniz ürünü yemek istiyenlere Kıdrak Plajına giderken yolun altında, sarp yamaç üzerinde kademeli olarak iyi dizayn edilmiş lokanta önerilir.
Hisarönü ve Göcek’te Türk veuluslar arası mutfağın zengin çeşitleri var. Göcek iskelede balık lokantaları önerilir.
Göcek-Fethiye yolunda İnlice mevkiinde, Saklıkent yolunda, Tlos ören yeri çevresinde yol üzeri lokantalarda gözleme çeşitleri ve ayran ağırlıklı yiyecek veriliyor. Tlos yakınlarındaki Yaka park’ta da gözleme-ayran ve alabalık bir doğa parkı atmosferi içinde sunuluyor.
Yıl boyu Fethiye – Antalya karayolu üzerinde 60. km.’deki Karabel geçidi aşıldıktan sonra yolun sağında solunda kır lokantaları bulunuyor. Kışın kapalı mekanda yazın ise lokantanın bahçe kısmında, tandır kebabı, köy tavuğu, yaylanın yoğurdu ve köy ekmeği arasına yapılan tereyağı ve çökelek iştahla yenilebilir.
Mayıs ayından sonra 1870 rakımda alabalık, kavurma, sac böreği, köy yoğurdunu köy ekmeği ile yemek istiyorsanız Seki Beldesinden sonra 12 km. stabilize yol ile yükselerek meyve ağaçları ve söğüt ağaçlarının gölgesindeki kır lokantası önerilir. BUz gibi kaynak suları da çağıldıyarak akıyor lokantanın yanından.
KONAKLAMA / ACCOMMODATION
BAKANLIK BELGELİ TESİSLER
Tesisin Adı Tesisin Türü Oda Yatak Adres Telefon&Fax
HİLLSİDE BEACH CLUB HV 400 800 Kalemya Koyu 6148360-6141470
LETONYA CLUB HOTEL HV 685 1502 Oyuktepe,Paçarozburnu 6144966-6144422
LYKIA WORLD HV 581 1296 Ölüdeniz,Kıdrak Mevkii 6170200-6170370
MAJESTY CLUB TUANA HV 350 700 Çayağzı,Katliç Mevkii 6336316-6336324
BELCEKIZ BEACH HOTEL HHHHHHV 162 327 Belceğiz Mevkii Ölüdeniz 6170077-6170372
GREENLAND OTE HHHH 86 200 Ovacık Mah.Ölüdeniz 6167999-6167361
MONTANA PINE RESORT HHHH 192 382 Ovacık Mah.Ölüdeniz 6166366-6166451
ÖLÜDENİZ RESORT HHHH 154 328 Belcekız Mevkii Ölüdeniz 6170020-6170090
SUNCİTY OTEL HHHH 101 208 Belceğiz Mevkii Ölüdeniz 6170111-6170161
A.R.E.A. OTEL(DEN.İŞL) HHH 50 110 Günlükbaşı Foça Burnu mev. 6220813-6220814
ALİZE OTEL HHH 62 126 Belceğiz Mevkii Ölüdeniz 6170101-6170333
ASENA VILLAGE HHH 118 242 Hisarönü Köyü 6166713-6166847
AYMERA OTEL(den.İşl.) HHH 78 150 Ovacık-hastane mevkii 6167241-6167197
GÖCEK INN OTEL HHH 57 114 Köyiçi Mevkii Göcek 6452759-6452758
GRAND VİZON OTEL HHH 50 103 Günlükbaşı Şeytanlı Mevk. 6220919-6220619
GREEN ANATOLIA(den) HHH 136 272 Ovacık Köyü Ölüdeniz 6167400-6167431
OTEL MALHUN HH 98 190 Çalış Plajı 6221124-6221126
OTEL MARA HHH 51 105 Kral cad.YalıSk.No:2 6149307-6148039
OVA RESORT HHH 60 123 Ovacık Köyü Hastane Mevkii 6166653-6166268
ASENA BEACH HH 109 254 Ölüdeniz mevkii fethiye 6170154-6170487
CEREN OTEL(den) HH 32 64 Foça Burnu Mev. Günlükbaşı 6221130-6221133
CLUB E OTEL(den) HH 24 49 Günlükbaşı Mah.Çayır Mev. 6136177-6136180
DAWN BEACH OTEL HH 33 66 Günlükbaşı Foça Burnu mev. 6133000-6132087
EROĞLU OTEL HH 27 57 Kesikkapı Mevkii 6145076-6145705
FETHİYE OTEL(geçici) HH 20 40 2.Karagözler 6146813-6143663
KERİM OTEL HH 50 100 Günlükbaşı Çalış 6131379-6134160
MAGICO BRONZO OTEL HH 79 158 Tehnelli Dere Mevkii Ovacık 6170107-6170182
OTEL VİZON HH 36 75 P.T.T Santral Binası Yanı 6144424-6145173
ÖLÜDENİZ OTEL HH 50 100 Belceğiz Mevkii Ölüdeniz 6170022-6170015
ÖZ DİVA OTEL(den) HH 29 58 Günlükbaşı Şeytanlı Mev. 6220623-6220624
ÖZZEYBEKLER OTEL HH 34 63 Günlükbaşı Akarca Mah.
PINE VALLEY OTEL HH 100 208 Hisarönü Köyü Fethiye 6167813-6167819
PRENSES OTEL HH 60 120 Karagözler Mah. 6144479-6124878
PELİN OTEL 3 Yıldızlı 112 227 ÇALIŞ MEVKİİ 622 10 80-622 10 84
REMER OTEL HH 39 78 Foça Burnu Mev. Günlükbaşı 6221440-6221439
ROYAL PARK CLUB O. HH 48 96 Ovacık Köyü Hastane Mev.
SEDEN OTEL HH 29 58 Ovacık Kırançağıl mevkii 6166473-6166476
SERİL HOTEL HH 33 70 Günlükbaşı Çalış 6220704-6221018
SESA PARK OTEL HH 36 72 Atatürk Cad. 6144656-6144326
TURQUİSE OTEL HH 68 140 Belceğiz Mevkii Ölüdeniz 6170178-6170307
UYAR OTEL HH 41 88 Erenbeleni Mev.Günlükbaşı 6133471-6133472
VILLA DAFFODIL OTEL HH 26 52 2.Karagözler 6149595-6122223
YAŞAROĞLU OTEL HH 36 76 Ovacık Tehnalı Dere 6166120-6166541
YENİ MENDOS OTEL HH 36 72 Çalış Plaj 6221148-6221147
YENİ ÖZMEN OTEL HH 29 58 Foça Mah.Yerguzlar S.Çalış 6132979-6132324
YENİ YAT OTEL(den) HH 30 60 Karagözler Mevkii.No:45 6141530-6125354
YENİÇERİ OTEL HH 30 60 Atatürk Caddesi 6148583-6141360
DÖNMEZLER PLAZA H 21 47 Cumhuriyet Mah. 6149030-6149031
SEKETUR OTEL H 35 70 Çavuşburnu Mevkii 6220890-6221145
VİLLA DANLİN OTEL H 10 20 Göcek Cumhuriyet Mah. 6451848-6452483
ECE SARAY MAR&RES. S 35+14 124 1.Karagözler Yat Limanı İçi 6125005
HORİZON PANSİYON P 20 40 Karagözler mah. 6123153-6123154
MER PANSİYON P 20 40 Dolgu sahası Dinçer Sk.1 6145417
DENİZ KAMP KAMP 50 Belceğiz Mevkii Fethiye 6166012
HALAS 71 TUR.YOL.GE. YÜZER OT. 21 47 Marmaris.Bodrum.Fethiye
LOKANTALAR VE BARLAR / RESTAURANTS AND BARS
Adı Adresi Telefon
Adı Bar Hisarönü 616 70 80
Aladdin Coctail Bar Ölüdeniz 617 05 58
Aloha Bar Hisarönü 616 70 23
Bakraç Cafe Muğla Makası 614 23 61
Bambu Çin Restoran Bar Çalış Plajı 622 11 77-622 05 95
Bananas Club Paspatur Hamam Sokak No:5 612 84 41
Bella Mamm’s Itallian Restaurant Hisarönü 616 73 75-76
Beyaz Yunus Restoran. Ölüdeniz 617 00 68
Birlik Lokantası Atatürk Caddesi Adliye Karşısı 612 25 51
Birlik Lokantası Hükümet Cad. Halkbank Karşısı 612 32 96-612 28 96
Black White Rest Hisarönü Mah. Köyiçi Mevkii 616 67 99
Bogard’s Restaurant Bar Hisarönü 616 60 72
Brother’s Bar Hisarönü 616 72 83
Buffalo Cafe Bar Hisarönü 616 62 16
Buffalo’s Steakhouse Ölüdeniz 617 00 45
Car Cemetery Bar Hamam Sokak 33 612 78 72
Chilli Doctors Mexican Restaurant Hisarönü 616 63 29
Chocolate cafe Eski Camii Sokak 614 48 42
Cinbal Restaurant Kaya Köyü 616 00 66
Cloud 9 Ölüdeniz 617 03 91
Crusoes Bar Çetin Motel 617 05 62
Çalış 622 03 97
Deep Blue Bar Hamam Sokak 612 10 08
Duck Pond Restaurant Paspatur Mevkii 612 39 26
Efes Pub Çarşı Cad. No:38 612 85 81
English Restaurant Hisarönü 616 71 45-616 73 06
Fethiye Spor-Tadım Cafe Belediye arkası 614 67 13
Georges Coctail Bar Çalış Plajı 622 15 24
Grand Boozey Dancing Bar Hisarönü 0 535 818 84 45
Han Chineese Restaurant Çalış Plajı 622 06 67
Hare Vejeteryan Rest Eski Meğri Sokak No:8 614 81 27
Heads Or Tails Bar Hisarönü 616 69 15
Heaven Hill Disco Ölüdeniz 613 11 00
Irish Cafe Bar Hisarönü 616 63 59-616 77 42
Italian Restaurant Bar PTT Karşısı Hisarönü 616 73 13
Kumsal Pide Ölüdeniz 617 00 58
Lemon Tree Restaurant Bar Hisarönü 616 65 07
Mangalistan Restaurant Ovacık 616 68 39
Maria’s English Brunch Bar Çalış 613 47 02
Marina Restaurant Kordon Boyu 614 11 06-614 64 06
Medusa Restaurant Hisarönü 616 73 97
Meeting Point Restaurant Çalış 613 50 65
Meğri Lokantası Çarşı Cad.!3/A 614 40 47
Meğri Restaurant Likya Sokak 8-9 614 40 46
Meis Pizza-Cafe Atatürk Cad. Lise Karşısı 39/2 612 52 45
Music Factory Hamam Sokak No:29 612 59 21
Nin Wah Chineese Restaurant Ölüdeniz 617 06 50
Oasis Restaurant Bar Hisarönü 616 78 88
Olive Grove Restaurant Ölüdeniz 617 06 06
Otantik Karagözler No:3/B 612 28 70
Otantik Rest Kayaköy 618 03 46
Ottoman Cafe Bar Karagöz Cad. No:3/B Paspatur 612 11 48
Pandarosa Bar Hisarönü 616 62 51
Peking Chanie Restaurant Hisarönü 616 69 23-616 77 96
Phillips Cafe Bar Ölüdeniz 617 00 25
Popoyes Restaurant Bar Çalış Plajı 622 09 12
Post Office Restaurant Çalış Plajı 613 22 00
Robin Hood Restaurant Bar Hisarönü 616 78 59
Sedir Restaurant Tütün Sokak No:3 614 10 95
Sen Ming Çin Restaurant Hisarönü 616 50 55
S.S. Fethiye Su ürünleri Koop. Uğur Mumcu P. 612 89 16
Sugar Shack Restaurant Ölüdeniz 617 04 98
Sultan Pepper Restaurant Ölüdeniz 617 01 70
Taşfırın Pizza Green House Atatürk Cad. No:62 614 66 83
Tatlıtest Kebap baklava Akdeniz Cad. 614 15 27
Telmessos Restaurant Paspatur Mevkii Hamam Yanı 614 55 89
The Olive Tree Restaurant Hisarönü 616 63 61
Tonos Beach Club Restaurant Ölüdeniz 617 05 88
Vitamin Cafe Bar Ölüdeniz 617 06 30
Water Fall Restaurant Hisarönü 616 64 89
Yakaköy Ertan’ın Yeri Yakaköy 634 00 36
Yekken cafe Restaurant PTT Arkası Hotel Kemal Altı 614 50 10
Zonbiye Bar Hisarönü 616 60 80
HAMAMLAR / TURKISH BATHS
Adı Adres Telefon&Fax
TARİHİ FETHİYE HAMAMI Hamam Sok. Paspatur Fethiye 6149318
FETHİYE KAYA HAMAMI Otogar Karşısı Fethiye 6124308
SULTAN MEHMET HAMAMI Hisarönü-Ölüdeniz Fethiye 6166669
ÖZEL ATA PARK HAMAMI 2. Karagözler Ata Park Hotel 6124081
ÖZEL ST.NICHOLAS HAMAMI St Nicholas Hotel Hisarönü 6166353
KAVAKLIDERE
LOKANTALAR
Adı Adres Telefon&Fax
Kaya Lokantası İlçe Merkezi 592 77 47
Ünal Pide İlçe Merkezi 592 28 19
Yeşil Vadi Emineller Dinlenme Tesisleri Çayboyu Beldesi 595 83 14
BANKALAR
Adı Adresi Telefon
Zıraat Bankası Çarşı İçi 592 71 95
