• PDF
  • Cumartesi, 01 Mart 2008 16:36
  • Son Güncelleme Pazartesi, 03 Mart 2008 19:54
  • Administrator tarafından yazıldı

BOLU ve İLÇELERİ

Genel Bilgiler

İL TRAFİK KODU : 14

Yüzölçümü : 8458 km ²

Coğrafya :

Bolu ili Yurdumuzun Batı Karadeniz Bölgesinde, 30º 32’ ve 32º 36’ doğu boylamları, 40º 06’ ve 41º 01’ kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. 8458 km² alanı olan İlimizin batısında; Sakarya ve Düzce, güneybatısında; Bilecik ve Eskişehir, güneyinde; Ankara, doğusunda; Çankırı ve Karabük, kuzeyinde; Zonguldak illeri vardır.
İlin merkez ilçe haricinde 8 İlçesi, 4 beldesi ve 511 köyü vardır. ;

Coğrafi Konumu

Bolu’nun doğusunda Çankırı, kuzeydoğusunda Karabük, kuzeyinde Zonguldak ve Karadeniz, batısında Düzce, güneyinde Ankara bulunmaktadır

Topoğrafya :

Dağlar: İl topraklarının % 56’ sını kaplamaktadır. lin güneybatı - kuzeydoğu istikametinde Bolu Dağları; en yüksek yeri 1980 m. ile Çele Doruğu, ve Abant Dağları (1748 m.), Gerede'nin kuzeyinde Arkot (1877 m.) ve Göl Dağları (1112 m.)dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel olarak Köroğlu Dağları (en yüksek yeri 2499 m.) adı verilen volkanik dağlar uzanır. Bolu'nun güneyindeki uzantısı Seben Dağları 1854 m. Mudurnu civarında Ardıç Dağları 1443 m. Güneydeki Çal Tepesi ise 1640 m. yüksekliğindedir.

Ovalar: İl Yüzölçümünün % 8’ini kaplayan ovalar genel olarak batı – doğu istikametinde uzanırlar. 725 m. yükseltideki Bolu Ovası ve 1300 m. yükseltideki Gerede Ovaları en genişleridir. Diğer ovalar ise Yeniçağa Ovası, Mudurnu Ovası ve Göynük ilçesinin güneyinde Himmetoğlu Ovasıdır.

Akarsular: Bolu’da en önemli akarsular Büyüksu, Mengen Çayı, Aladağ Çayı, Mudurnu Çayı , Göynük Suyu, Çatak Suyu ve Gerede Çayıdır.

Göller : Yörede morfolojik yapının karmaşıklığı, akarsu sayısının çokluğu, yükselti farklılıkları ve eğimin fazlalığı gibi faktörler çok sayıda gölün oluşmasına neden olmuştur. Havzaların ve çanakların yüzölçümlerinin küçüklüğü göllerin de küçük alanlı olması sonucunu doğurmuştur. Abant Gölü, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Yedigöller, Karagöl, Sülüklügöl, Karamurat en önemli göllerdir.

İklim : Bolu genellikle Batı Karadeniz ve Karadeniz iklim tiplerinin içinde yer almaktadır. Bunun yanında güneybatı bölümlerinde Marmara ve İç Anadolu iklim tipleri de görülmektedir. Son 52 yıllık verilere göre ortalama günlük güneşlenme süresi 5 saat 49 dakika, yıllık yağış 536 mm. yıllık ortalama yağışlı gün sayısı ise 137 gündür.

Bitki Örtüsü :Bolu'da hakim bitki örtüsü ormanlardır. İl topraklarının %55'i ormanlarla kaplıdır. Karadere, Seben ve Aladağ Ormanları yurdumuzun en zengin ormanlarıdır. Hakim ağaç türleri kayın, gürgen, ıhlamur, dişbudak, meşe, kızılağaç, karaağaç, kavak, köknar ve sarıçamdır.

Ulaşım

Ankara–İstanbul karayolu üzerinde bulunan Bolu’ya sadece kara yolu ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Tarihçe :M.Ö. 1200’lü yıllarda bütün Hitit toprakları gibi Bolu da Friglerin elindeydi. M.Ö. 6. asırda Persler bölgeye hakim oldular. M.Ö. 336’da Büyük İskender Persleri yenerek Anadolu’nun bir çok yeri gibi Bolu’yu da ele geçirdi. Büyük İskender’in ölümü üzerine Makedonya yıkılınca Bolu bölgesinde Bitinya Krallığı kuruldu. Yazılı belgeler, o dönemlerden kalan arkeolojik eserler ve tarih kaynaklarına göre, Trak göçleri sonunda Sakarya ve Filyos Nehrinin yayı içine yerleşen halk "Bithyn" ismi ile anılıyordu. Bu yüzden Bolu'nun da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu'ya "Bithynia" denilmiştir. Bithynler tarafından Salonia Campus denilen Bolu Ovası ve çevresinin adı Romalılar tarafından “Claudio Polis” olarak değiştirilmiştir. Bolu isminin de “Polis”ten geldiği sanılmaktadır. Üç tepe üzerinde kurulmuş olan şehir içte ve dışta surlara sahipti. Şehrin kuzeyinde Halı Hisarı bölgesinde bu surların kalıntıları görülebilmektedir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra batıya yayılan Türkmenler 3 yıl sonra Bolu’ya yerleştiler. Selçuklu Devleti’nin komutanları Artuk, Tutuk, Danişmend, Karateki ve Saltuk Beyler Süleyman Şah’ın emrinde İstanbul sınırına dayandılar. Bu akınlar sırasında Bolu, Horasanlı Aslahaddin tarafından fethedilmiştir.

Bolu Yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmıştır. Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 - 1326) rastlar. Bir başka rivayete göre Osmanlılar zamanında bölgede, bol olarak Uluğ - Alim olması nedeniyle önceleri “Bol Uluğ”, zamanla yöre “BOLU” olarak isimlendirilmiştir. Yıldırım Beyazid'in ölümü ile başlayan şehzadeler savaşına Bolu, birçok kez sahne oldu. Bolu, Ankara Savaşı sonrası Timur’un talan ettiği bölgelerin dışında kaldığı gibi, bu tehlike bitinceye kadar, Osmanlı Devleti’nin 2. kurucusu sayılan Çelebi Mehmet’i de Kızık Yaylasında barındıran belde olmuştur. Çelebi Mehmet’in Osmanlı Devleti’nin birliğini sağlamasından sonra ise Bolu, düzenli bir yönetime kavuştu.

1324 – 1692 yılları arasında Bolu, 36 kazası olan bir sancak beyliği idi. XVI. Yüzyılda Bolu, ikinci derece Şehzade sancaklarından biri oldu. 2. Bayezit döneminde Şehzade Süleyman (Kanuni) buraya atandı. 1683-1792 yılları arasında Bolu, Voyvodalıkla yönetildi. II. Mahmut zamanında ise Mutasarrıflığa dönüştürüldü. (1811) Tanzimat sonrası Bolu; Kastamonu eyaletine bağlandı (1864). 1909 yılında ise tekrar Mutasarrıflığa dönüştürüldü.

Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girmesi ve İzmir’in işgal edilmesinin ardından Bolu yöresinde ilk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Gerede’de örgütlendi. Bolu 1. Dünya Savaşı’nda ve sonrasında düşman işgaline uğramadı fakat maddi zarar gördü. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan milli mücadele dönemlerinin sonunda Bolu, 10 Ekim 1923'de Mutasarrıflık devrini tamamladı ve vilayet haline getirildi.

Bolu Müzesi

 

Bolu ve çevresine ait eserlerin korunması ve sergilenmesini sağlamak üzere 1975 yılında İlimize Müze Memurluğu kurulmuştur. Bir süre eski Güzel Sanatlar Galerisi binası içinde faaliyet gösteren Müze Memurluğu:1976 yılında Bolu Kültür Merkezine taşınmıştır. Müze Memurluğu, 1977 yılında Müze Müdürlüğü haline dönüştürülmüş olup; teşhir - tanzim çalışmaları tamamlanarak 14.11.1981 tarihinde ziyarete açılmıştır.

            Bolu Müzesi, 12 Kasım 1999 tarihindeki depremde hasar görmüş ve ziyarete kapatılmıştır. 1999 - 2006 yılları arasında ziyarete kapalı olan Müze, 2006 yılı içersinde teşhir-tanzim çalışmaları tamamlanarak 18 Mayıs 2006 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.

            Kültür Merkezi binasının giriş katında yer alan Müze; arkeoloji salonu ve etnografya salonu olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. Müzede 2935 adet arkeolojik, 1682 adet etnografik ve 11364 adet de sikke olmak üzere toplam 15981 adet eser bulunmaktadır.

Arkeoloji Salonu :  Neolitik Dönem, Eski Tunç Çağı, Frig, Urartu, Lidya, Grek eserleri, Roma ve Bizans dönemlerine ait mermer, cam, maden ve pişmiş topraktan yapılmış eserler bulunmaktadır. Kronolojik olarak sergilenen bu eserler arasında özellikle Roma dönemine ait olan mermer heykeller, pişmiş toprak ve cam mezar hediyeleri dikkat çekmektedir. Arkeoloji salonunda; Grek, Roma, Bizans ve İslami kültürlere ait bronz, gümüş ve altın sikkelerin sergilendiği zengin bir sikke bölümü de bulunmaktadır. Ayrıca Bolu İli, Merkez İlçede yapılan kurtarma kazısında açığa çıkarılan ve Roma dönemine ait olan bir tuğla mezar örneği de; iskelet ve orijinal mezar hediyeleri ile birlikte arkeoloji salonunda sergilenmektedir.

            Etnografya Salonu: 19.yüzyıl ve 20.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen, yakın geçmişimize ait eserler sergilenmektedir. Bunlar arasında; mahalli el sanatlarımızdan olan Mudurnu oyaları, Bolu’da kına gecesi, eski Bolu evi mutfağı ve oturma odalarının canlandırıldığı bölümler, ziynet eşyaları, dini eserler, silah koleksiyonu ve çeşitli dokumalardan oluşan eserler bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

Abant Gölü

Abant Gölü, Bolu’nun 34 km. güneybatısında Abant Dağları üzerinde tabii bir göldür.Ankara–İstanbul D–100 karayolunun ve TEM otoyolunun 203. km’sinden ayrılan 22 km’lik yol ile ulaşılmaktadır. Bolu’ya 34 km., Ankara’ya 225 km., İstanbul’a 258 km. uzaklıktadır. 125 hektar genişliğinde bulunan gölün denizden yüksekliği 1325 m’dir. Yer altı suları ile beslenir. En derin yeri 45 m’dir. Tektonik menşeli Abant Gölü ve çevresinin bitki zenginliği, ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 hektarlık bölümü, 1988 yılında “tabiat parkı” olarak koruma altına alınmıştır.

Göl çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Sarı ve karaçam, kayın, meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç ağaçları ve ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, papazkülahı, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, böğürtlen, çilek, nane, ahududu, sarmaşık, ısırgan, atkuyruğu ve çayır otları başlıca ağaç ve ağaççıkları oluşturur. Göl kenarı ve su içi de çeşitli su bitkileriyle ve nilüferlerle doludur.

Gölde bulunan ve endemik bir tür olan Abant alabalığı “Salmo trutta fario var abaticus” olarak literatüre geçmiştir. Balık meraklıları yılın belirli zamanlarında, ücret ödeyerek bu balığı avlayabilmektedir.

Göl çevresindeki ormanlarda tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, geyik, karaca, sincap, gelincik;

Su kuşlarından; yaban kazları, yaban ördekleri, balıkçıl, sakarmeke, karabatak, turna;

Yırtıcılardan; şahin, doğan, atmaca, baykuş;

Diğer kuşlardan; toygar, alakabak, karatavuk, bülbül, ispinoz ve saka görülmektedir.

Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamına sahiptir. Bu bölgedeki geyik varlığının normal bir seviyeye ulaşmasını sağlamak amacı ile Abant’ın doğusunda etrafı çevrili bir sahada geyik üretme istasyonu tesis edilmiş olup, tabii üretim çalışmaları özenle sürdürülmektedir. Her yıl bir miktar geyik doğal yaşama bırakılmaktadır.

Çevresi 7 km. olan ve yılın her ayı ayrı güzelliklere sahip bulunan gölde; piknik, kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş, bisikletle, faytonla, atla gezinti vazgeçilmez aktivitelerdir. Park girişinde bulunan satış reyonlarında ise bölgede doğal olarak üretilen gıdalar ve hediyelik eşyalar satılmaktadır.

Göl çevresinde bulunan Abant Palace Otel ve Büyük Abant Otel her türlü konfora ve aktiviteye sahip otellerdir. Ayrıca, özel idareye ait Göl Gazinosu ve kendin pişir kendin ye şeklinde hizmet sunan tesisler mevcuttur. Göle ulaşım, şehir merkezindeki terminalden her iki saatte bir kalkan dolmuşlarla mümkün olmaktadır.

 

 

 

 

 

 

Yedigöller Milli Parkı

Batı Karadeniz Bölgesi’nde Bolu’nun 42 km. kuzeyinde Zonguldak’ın güneyinde yer alan Milli Parka Ankara–İstanbul karayolunun 152. km’sindeki Yeniçağa ve 190. km’sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu–Yedigöller güzergâhı (karla) kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa–Mengen–Yazıcık üzerinden yapılır.

2019 hektar büyüklüğündeki Yedigöller Havzası, 1965 yılında milli park olarak korumaya alınmıştır. Havza kayan kütlelerin vadilerin önlerini kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yeraltı akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye 1500 m. mesafede sıralanmış 7 gölden oluşmuştur. Milli park içindeki “Köyyeri” mevkiinde yeni Bizans dönemine ait bulunan kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır.

Milli park bünyesinde Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olarak 7 göl vardır. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 m. yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl’dür. En derin yeri ise 15 m’dir. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl, 20 m. uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e bağlıdır.

Büyükgöl, Yedigöller’de canlı alabalık yetiştirilmesi için damızlık amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizde ilk alabalık üretme istasyonu 1969 yılında burada kurulmuştur. Büyükgöl’ün kuzeyinde ise Seringöl bulunmaktadır.

Diğer platodan 100 m. yükseklikteki platonun en geniş gölü Nazlıgöl’dür. Dibinden sızdırdığı bol miktardaki su, gölün kuzeydoğusunda yüzeye çıkarak bir şelalenin oluşmasına sebep olduğundan “Şelale Gölü” adı da verilir. Aynı platoda Sazlıgöl, İncegöl ve Küçükgöl bulunur. Kuzeyden güneye doğru alçalma gösteren bölgede, en yüksek yer 1488 m. ile Eğrikiriş Tepesi, en alçak yer ise 465 m. ile Kirazçatı’dır.

Yedigöller Milli Parkı bilimsel inceleme ve araştırmalar için de kuvvetli bir altyapıya sahiptir. Çok sayıda bitki türünü içeren milli park, yurdumuzun en güzel, karışık doğal ormanlarına sahiptir. Başlıca ağaç türleri olan kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, ıhlamur ve dişbudak ağaçları yüksek boylu ve düzgün gövdelidir. Porsuk gibi nesli azalmakta olan bitki türleri de mevcuttur.

Yaban hayvanlarından ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik vardır. Milli Park sahasında 100’ün üzerinde kuş türü tespit edilmiştir. Bu özellikleriyle Yedigöller Milli Parkı tam bir doğa cenneti durumundadır. Her yıl mayıs-eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır.

Yedigöller Milli Parkı içerisindeki “Kapankaya Manzara Seyir Yeri”ne çıkılarak gölleri ve eşsiz peyzaj güzelliklerini görmek mümkündür. Bu güzergâh üzerinde bir de anıt ağaç bulunmaktadır. Ayrıca, milli park içindeki geyik üretme istasyonu ziyaret edilebilir.

Sessiz ve sakin bünyesi, güzel manzaraları, değişik arazi şekilleri, yürüyüş yolları, şelaleleri, çeşitli cinste bitki ve ağaçlarla süslü yamaçlarıyla piknik, dinlenme, fotoğraf çekme, spor yapma ve kamp kurma gibi rekreatif faaliyetler yapılırken konaklama ihtiyacı Orman Bakanlığı’na ait 40 yatak kapasiteli bungalov evlerde sağlanabilir. Ayrıca, 1 hektarlık alanda çadırla veya karavanla konaklama da yapılabilir. Deringöl yanında bulunan balık üretme istasyonundan ücret karşılığı canlı alabalık alınabilir. Ziyaretçilere yıllık ortalama 40.000 adet balık satışı yapılmaktadır. Parkın ziyarete en uygun zamanı nisan-kasım ayları arasıdır.

Gerede Asar Kalesi

Gerede’nin 20 km. doğusunda Örencik, Çağış ve Akçaşehir köylerinin yakınında, her yöne hakim kayalık bir tepe üzerindedir. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur. Rivayetlere göre kalenin bulunduğu tepeyle doğusundaki tepe arasında Ulusu Deresi altından bir geçitle bağlantısı bulunmaktaydı. Halk doğudaki tepede kurulan şehirde yaşamakta ve düşman saldırısı

 

 

 

 

Gerede Keçi Kalesi

Gerede’nin 5 km. kuzeyinde Arkut Dağı’nda etrafına hakim bir tepededir. Bithynialılar zamanından kalan kale, 1993 yılında restore edilmiştir. Kale hakkındaki rivayete göre şehre saldırı olduğunda halk mal ve hayvanlarıyla beraber kaleye sığınırlar ve kendilerini savunurlarmış. Yine böyle bir durumda kale etrafına yerleşen düşman gündüzleri kaleye saldırmakta fakat başarılı olamamaktaymış. Günlerce saldırılar devam etmiş ve kalede yiyecek sıkıntısı başlamış. Bir gece burada bulunan halk kaledeki tüm keçilerin boynuzlarında mum yakarak, kalenin dışına salmışlar. Bir anda büyük bir ordunun üzerlerine geldiğini sanan düşman oradan kaçıp dağılmış ve Geredeliler keçileri sayesinde düşmandan kurtulmuş. Kalenin ismi de buradan gelmekteymiş.

 

Büyük Cami (Yıldım Bayezit Camii)

Bolu Büyükcami Mahallesi’nde bulunan cami, Yıldırım Bayezit tarafından 1382 yılında yaptırılmış, 1899 yılında yanan caminin yerine şimdiki cami yapılmıştır. Çifte minareli, tek kubbeli olan caminin iç mekânında nakış işi iç süslemeleri ilgi çekicidir.

 

 

 

Kadı Camii

Büyükcami Mahallesi’nde bulunan cami, 1499 yılında Demirtaş Paşa’nın oğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin mihrap bölümü beş kenarlı olarak dışa taşkın inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan caminin ahşap dış kapısı, kündekâri işçiliğinin ince örneklerinden biridir.

Saraçhane Camii

İl merkezindedir. Kitabesine göre 1750 yılında Silahtar Mustafa Ağa tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Dikdörtgen planlı ve ahşap çatılı olan caminin doğu ve güney cephe duvarlarında sivri kemerli çeşmeleri vardır.

 

 

 

İmaret Camii

16. yüzyılda Şemsi Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin dış kapısı üzerinde kitabesi vardır. İl merkezindedir.

IIıca Camii

Şehir merkezine 5 km. mesafedeki Karacasu sınırları içinde bulunmaktadır. Kitabesine göre cami, 1510–1511 yıllarında İsfendiyaroğlu Musa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ve kubbelidir.

Karaköy Camii

İl merkezinin 7 km. batısında, Karaköy sınırları içinde bulunmaktadır. Cami 1562–1563 yılında Musa Paşa’nın oğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, ahşap çatılı olan cami, çinileri, mihrap ve minberdeki işçiliğiyle dikkat çekmektedir.

Kiliseli Tüccar Hanı

Gerede ilçe merkezi Kitirler mahallesinde Bizanslılardan kalma bir handır. İki katlı olan hanın bazı bölümleri ahşaptır. Güneyinden oldukça büyük bir kapıyla girilen hanın ortasında üstü açık büyükçe bir avlusu vardır. Binanın alt katında hayvan barınağı ve dinlenme odaları, iki ahşap merdivenle çıkılan üst katında da yatak odaları mevcuttur.

Yıldırım Bayezid Hamamı

Mudurnu ilçesinde bulunan hamam, aynı adla anılan caminin yanındadır. Mimarı Ömer bin İbrahim olan hamam, aynı devirde yapılan hamamların en güzellerindendir. 1382’de yaptırılmıştır. Hamam taç kapısı ve kubbe geçişleriyle dikkat çekicidir.

 

 

Göynük Evleri

Kentsel SİT alanı ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir. Evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde olup, üzerleri yerli kiremitlerle örtülüdür. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evler, genellikle, zemin katlı bir veya iki katlı olarak inşa edilmiş olup, içten merdivenlidir. Evlerin önünde genellikle “hayat” adı verilen avlular da yer almaktadır.

 

 

 

Mudurnu Evleri

Kentsel SİT alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren ilçenin, tarihini ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır. İlçede bulunan 165 adet konut ve 8 adet cami, çeşme, hamam olmak üzere toplam 173 adet mimari değeri yüksek yapı bulunmaktadır. Armutçular Konağı ise bu yapılar içinde öne çıkmaktadır.

 

 

 

Termal Turizmi

Bolu, jeolojik bakımdan yurdumuzun en önemli fay tabakası üzerinde kurulmuş olduğundan çok miktarda jeotermal su kaynağı ve kaplıcaya sahiptir.

Bolu Kaplıcaları

Yüzyıllardan beri kullanılan Bolu kaplıcalarından Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde beğeniyle bahsedilmiştir. Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu beldesinde bulunan kaplıcalar, Seben Dağları eteklerinde, çevresi ormanlarla kaplı sakin bir dinlenme yeridir.

Doğal kaynaklı ve sondaj çıkışlı olan suyun sıcaklığı 42-44 C, Ph değeri ise 6,3’tür. Kaplıca suyu; bikarbonatlı (% 51,31 milival), sülfatlı (% 46,66 milival), kalsiyumlu (% 69,34 milival), magnezyumlu (% 19,18 milival), karbondioksitli (251,6 mg/lt) ve flüorürlü (1,9 mg/lt) bir bileşime sahiptir.

Banyo ve içme kürlerine elverişli olan sular, romatizmal hastalıklara, deri, kan dolaşımı ve kalp hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarına, kadın hastalıklarına, sindirim sistemi, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, kemik ve kireçlenme rahatsızlıklarına, metabolizma ve beslenme bozukluklarına iyi gelmektedir. Büyük kaplıca suları 1767 mg/lt eriyik mineral değerine sahiptir.

Termal Otel : (0374) 262 84 72

Bolu Kaplıcaları : (0374) 262 84 78

Karacasu Termal Turizm Merkezi (Sağlık Turizm)

Babas Kaplıcası

Tel : (0374) 421 36 88

Mudurnu’ya 5 km. mesafede, Gürçam köyü yakınında bulunan ve travertenler arasından çıkmakta olan kaplıca suyunun sıcaklığı 40 ºC’dir. Toprak kalevili ve bikarbonatlı olan su metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır.

Sarot Kaplıcası

Tel :(0374) 424 42 19

Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. Suyun sıcaklığı 66 ºC’dir. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihi bir hamamı vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır.

Pavlu (Kesenözü) Kaplıcası

Pavlu kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. 78  ºC sıcaklığa sahip olan kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Çatak Kaplıcası

Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu köyü yakınındadır. Kaplıcanın 32 ºC sıcaklıkta olan suyu kalsiyum bikarbonatlıdır ve romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

 

Kış Turizmi

Kartalkaya Kayak Merkezi

Kartalkaya kayak merkezi Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Bolu il merkezinin 38 km. güneydoğusunda, Köroğlu Dağı turizm alanı içerisinde yer almaktadır.

Kayak alanı 1850–2200 m. yükseklik kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Yöre, yarı ılıman bir iklime sahiptir. Kartalkaya Kayak Merkezi ve çevresi orman örtüleri ile kaplıdır. Hakim rüzgâr yönü batı–kuzeybatıdır.

Alp kayağı, kayaklı koşu (cross-country) ve tur kayağı için uygun koşullara sahiptir. Yılın 4 ayı (15 Aralık-15 Nisan) kayak yapmak mümkündür. Ortalama 250 cm. kar kalınlığı vardır.

Kartalkaya’da, çeşitli aktiviteler sunan 3 adet otel mevcuttur. Kartalkaya’da toplam 28 adet pistin uzunluğu 30 km’yi bulmaktadır. Kartalkaya’daki 3 adet otelin toplam 1760 yatağı, 2 adeti telesiyej, 6 adeti teleski ve 3 adeti de baby-lift olmak üzere toplam 11 adet mekanik tesisi mevcut olup taşıma kapasitesi toplam 7000 kişi/saattir. detaylı bilgi

Gerede-Esentepe Arkut Dağı Kayak Merkezi :

Gerede’nin kuzeyinde, 1300 m. yükseklikte, kış sporları ve kayak imkanına sahip bir otelin bulunduğu yerdir. Asırlık çam ağaçlarının bulunduğu Esentepe’ye bu isim bölgenin sürekli esmesi nedeniyle Atatürk tarafından verilmiştir. Esentepe'nin 4 km kuzeyinde Arkut Dağı'nda bulunan pistlerde kayak yapılmakta ve her yıl uluslararası kayak yarışmaları düzenlenmektedir.

Yayla Turizmi

Bolu, 300 civarında yaylası ile önemli bir potansiyele sahiptir. Bolu yaylaları ormanlarla kaplı dağlar üzerinde, gür akarsuların geçtiği, yemyeşil verimli düzlüklere yayılmıştır.

Aladağ Yaylaları

Bolu’nun 25 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, orman alanları arasında yer alır. Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar çevresinde bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile göz kamaştırıcı güzellikler sergiler. Kamp imkânlarının da olduğu başlıca yaylalar, Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka yaylalarıdır.

Kızık Yaylası

Kızık Yaylası, evlerinin değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine has eşyaları ile bu evler oldukça değişik özellikler taşırlar.

At Yaylası

Bolu’nun 10 km. kuzeyinde 1150–1250 m. yükseltilerde 1–2 km. aralıklarla 7 adet yayla bulunmaktadır. Özellikle kirazı ile ünlü olan bu yayla grubunun etrafında meyve ağaçları vardır. Burada her yıl geleneksel kiraz bayramı şenlikleri yapılır.

Sarıalan Yaylaları

Bolu’nun 20 km. güneydoğusunda Kartalkaya yolu üzerinde, çevresinde 14 yaylanın bulunduğu bir yayla grubudur. Burada kamp, piknik ve trekking için uygun yerler vardır. Saraycık Yaylası kenarında bulunan gölet yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır. Köroğlu Turizm Alanı 2. Gelişim Bölgesi içinde yer almaktadır.

Gerede Yaylaları

Gerede’nin güneyinde 1200–1500 m. yüksekliklerde bulunan bu yaylalar, Haşat, Zorpan ve Doğu Köroğlu Dağları üzerinde bulunan Dörtdivan Yaylaları’dır.

Kıbrısçık Yaylaları

Köroğlu Dağları’nın güney yamaçlarındaki düzlük alanlardaki, Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemli yaylalardır.

Mengen Yaylaları

Mengen ilçesinin doğusunda yer alan başlıca yaylalar, Sarıklı, Soğucak, Mile, Sepetçiler, Çelebioğlu ve Çiftçatak yaylalarıdır.

Mudurnu Yaylaları

İlçenin kuzeyi ve Abant Gölü güneyinde yer alırlar. Dedeler, Alpagut, Dodurga ve Dağyolu yaylaları en önemlileridir.

Göynük Yaylaları

1000–1500 m. arasında bir şeritte sıralanan yaylaların en önemlileri Karabey ve Kaşıkçı yaylalarıdır.

Seben Yaylaları

Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikte olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kıkık yaylalarıdır.

Dağ ve Doğa Yürüyüşü

                Bolu’nun doğal zenginliği, dağ sporlarına imkân tanımakla birlikte, doğa yürüyüşlerine de ayrı bir zevk katmaktadır. Bu doğal zenginliklerin başında gelen Abant, yazın piknik ve ideal bir dinlenme yeri olup, kışın kış sporlarının yapılabileceği Türkiye’nin en tanınmış turistik yörelerindendir. Buz pateni sahası Türkiye’deki ilk doğal buz pateni sahasıdır.

                Abant Gölü çevresi gece için aydınlatılmış ve yaya yürüyüş yolu yapılmıştır. Bunun dışında Yedigöller Milli Parkı, Seben Yaylaları, Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı, Kökez Koruma Alanı, Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı görülmeye değer doğal değerler arasında olup, doğa yürüyüşlerine elverişli alanlardır.

                Dağ tırmanışı yapılabilecek yerler açısından, Köroğlu Dağları (en yüksek noktası 2378 m.), Aladağlar (kamp tesisi mevcut), Seben Dağları (1854 m.), Orhan ve Kaplandede Dağları (Kızıltepe en yüksek yeri 1486 m.), Bolu Dağları (en yüksek yeri Çele Doruğu 1954 m.), Elmacık Dağı (1760 m.), Abant Dağları (1748 m.), Sünnice Dağları (1828 m.), Gerede’nin kuzeyinde Arkut (1077 m.), Göl Dağları (1113 m.) ve Mudurnu civarındaki Ardıç Dağları gibi dağlar önemli potansiyele    sahiptir. Doğa yürüyüşü yapılan bölgelerde, mevcut doğal dokunun korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi önemli bir faktördür.

 

Yapmadan Dönme

Abant Gölü, Gölcük, Yedigöller, Sünnet Gölü, Sülük Gölü, Aladağ Göleti, Esentepe, Akkayalar ve Bolu Yaylalarını GEZMEDEN ;

Göynük ve Mudurnu İlçelerindeki Türk Evlerini ile Seben Kaya Evleri’ni GÖRMEDEN

Kartalkaya’da kayak, Abant’ta yamaç paraşütü, Aladağ-Beşpınarlar’da doğa sporları, Yedigöller’de kamp YAPMADAN;

Bolu Yemeklerini TATMADAN ; Bolu’dan fındık şekeri, Bolu çikolatası, çam balı, kaymak, Bolu tereyağı, çam kolonyası, Bolu patatesi ve saray helvasını ALMADAN DÖNMEYİN.

 

TESİS ADISINIFIODATEL:Bulunduğu YerE-mail
ABANT PALACE OTEL*****1742245012ABANT Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
BÜYÜK ABANT OTEL****1142245033ABANT Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
KORU OTEL****1282252290D.100 BOLU DAĞI Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
BOLU TERMAL OTEL***762628472KARACASU / BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
KÖROĞLU OTEL***512125346BOLU 
OTEL KAŞMİR***202158614BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
YURDAER OTEL ***532534548BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
MENEKŞE OTEL*402151700BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
DORUKKAYA OTELOBERJ2012345026KARTALKAYA / BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GRAND KARTAL – 1OBERJ1302345005KARTALKAYA / BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GRAND KARTAL – 2***1622345050KARTALKAYA / BOLU Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
ESENTEPE OTEL***  723114080GEREDE Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
DORUKKAYA GREEN PARK OTEL**  443251062TEM / GEREDE Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GÖYNÜK OTEL*104516278GÖYNÜK Bu ePosta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval