BODRUM
"Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin, senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler..."
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı böyle yazmıştı Bodrum için. Türkiye’nin tatil yöreleri içinde hiç bir yer Bodrum kadar değişik bir imaja sahip değildir. Herkesin ayrı bir Bodrum’u vardır. İsterseniz Bodrum’u Türkiye’ye ve dünyaya tanıtan Halikarnas Balıkçısı’nın Bodrum’u ile başlayalım:
"Eskiden evler, savaş ve savunma için yüksek yamaçlara kondurulurdu. Bunlara ev değil "kule" denirdi. Ama deniz özlemiyle, maviye imrenişten ötürü yerlerinde duramayarak, çam kokan nalınlarıyla, tıngır mıngır yokuş aşağı seğirtmişler; iki koyun gıcır gıcır çakılları boyunca dizilmişler. Arkada kalanlar ayak uçlarına kalkarak kızkardeşlerinin omuzları üzerinden denize bakakalmışlar. Kimi cesur evler de denize dalıp kayık olmuşlar ve dalgalar üzerinde oynaya güle, karadaki pısırık kızkardeşleriyle alay etmişler. İşte bundan dolayı kayıklarla evlerin, bir de mandalin bahçelerinin sıkı fıkı akrabalığı vardır. Denizde gidip gelmekten usanan kayıklar ya ev ya da mandalin bahçesi olurlar."
Görüp yaşamayana, Bodrum’u tanımayana yalan gelebilir ama Cevat Şakir’in dedikleri aynıyla vakidir, inanın.
Bodrum ülkemizin adından en çok söz edilen tatil yörelerindendir. Bodrum’u tanıtan Halikarnas Balıkçısı ve onun Bodrum’a sevdalandırdığı aydınlarımızın, Bodrum’u mesken tutup yılın büyük bölümünü ya da tümünü orada geçiren yazar-çizerlerimizin bu ünde büyük payları vardır. Selim İleri’nin, Vedat Türkali’nin ve daha nice yazarımızın romanları, hikayeleri vardır Bodrum’da geçen. Ünü gittikçe artan, ünü arttıkça kalabalığı da artan Bodrum’da bildiğiniz bir şairimize, yazarımıza ya da ressamımıza rastlarsınız mutlaka bir yerlerde.
Ama elbette sadece buradan gelmiyor ünü. Bodrum’un engin yürekli süngercileri, denizlere sevdalı kaptanları, balıkçıları, beyaz badanalı evleri, evlerin duvarlarına sarılmış mor çiçekli begonvilleri, içinde olmasa da çevresindeki pırıl pırıl koyları ve en çok da gündoğumuna doğru uzayıp giden geceleri ününe ün katıyor Bodrum’un.
Bodrum yalnızca dinlenilecek bir yer değildir. Tatile mutlaka eğlence katılır. Bodrum tatilinde gün ikiye bölünür. Gündüz masmavi bir koyda denize girilir, parlak güneşin yakıcılığına bırakılır bedenler, yani dinlenilir de geceye hazırlanılır. Gün batıp da yıldızlar gökyüzünü süslediğinde yeni bir hayatın çağrısı duyulur. Bu çağrıya kulak tıkamak mümkün değildir. Bodrum gecesinin çağrısıdır bu. Dostlukların, düşlerin, aşkların çağrısına kim karşı koyabilir? Hele bir de dolunay süslüyorsa gökyüzünü!..
Kıyı boyunda, çevre köylerde ve koylarda, beyaz badanalı evlerin kıyısına dizildiği sokaklarda, yamaçlarda lokantalar geceye hazırdır. Usta balıkçıların ağlarına, oltalarına paçayı kaptırmış balıklar buzlara yatırılmıştır. Orfozlar, renkli skaroslar, midye dolmaları, kalamarlar ve mutlaka ahtapotlar!.. Bodrum’da rakı sofrası kurulmuşsa ahtapot salatası olmazsa olmaz. Ahtapotlarından mı, pişiren ustalardan mıdır bilinmez ama öyledir.
Bodrum’da herkes kendi gönlüne göre bir yer bulur akşamı geçirecek. Balıkçı meyhanesi de vardır, pizzacı da. Fasıl geçilen yer de vardır, rock müzik de. Barlar Sokağı, Cumhuriyet Caddesi, Neyzen Tevfik Caddesi, Azmakbaşı; kısacası her yer barlarla, meyhanelerle doludur. Seçim sizin.
Bodrum’da tarihin zenginliği
Bodrum sadece deniz ve güneş değildir, sadece renkli geceler de değildir. İnsanoğlunun Bodrum’daki macerasının 3000 yıla uzanan bir tarihi var. Bodrum’lu Tarihçi Herodot kentin MÖ. 1000 yıllarında Dorlar tarafından bugün kalenin bulunduğu yerde kurulduğunu yazıyor. O zaman burası adaymış.
Halikarnassos en parlak dönemini MÖ. IV. yy’da yaşamış. Burayı Karya başkenti yapan Mausolos’un 24 yıl süren yönetiminde dünyanın yedi harikasından biri sayılan ve günümüze ancak temelleri ulaşabilen muhteşem Mausoleion anıtının yapımına başlanmıştı. Onun ölümünden sonra hem karısı, hem de kızkardeşi olan II. Artemisia anıt mezarın yapımını sürdürdü. O da tamamlayamadan ölünce sanatçılar kendi olanaklarıyla anıtı tamamladılar. 36 sütunla çevrili İon tarzı tapınak bölümü, onun üzerinde 24 basamaklı piramix ve en üstte atlı bir araba ile Mausolos ve Artemisia’nın mermer heykellerinden oluşan 42 metrelik muhteşem bir eser ortaya çıktı. Heykeller ve bazı kabartmalar bugün British Museum’dadır. Kaçırılmamış, padişahın izniyle götürülmüştür.
Artemisia ölünce yerine İdrius, ondan sonra da Prenses Ada başa geçmiş. Küçük kardeşi tarafından tahttan indirilen Ada kente hakim olan İskender (MÖ. 334) tarafından tekrar tahta çıkarılmıştır.
(Ada’yı Bodrum Kalesi’nde ziyaret edeceğiz.)
İskender’den sonra bölge Lysimachos’un (MÖ. 301), sonra Ptolemaios’ların egemenliğine girmiş. MÖ. 189’da Rodos, 167’de Bergama Krallığı’na bağlanmış, MS. IV. yy’da Karia döneminde Piskoposluk Merkezi haline gelmiştir. 1274’de Menteşe Beyliği bu bölgede kurulmuş ve Kanuni Süleyman zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Eski kent bütünüyle bugünkü yerleşimin altında kaldığı için fazla bir şey ortaya çıkarılamamıştır. Bodrum’un üst tarafından geçen karayolunun yanındaki tepede
bulunan ve restore edilen tiyatro da Maussollos döneminde yapılmıştı. Kent surlarının bir kısmı Gümbet yolundaki Myndos kapısında görülebilmektedir. Kentin simgesi sayılan Kale’nin gördüğümüz sonuncusu Saint Jean Şovalyeleri tarafından Sultan Çelebi Mehmet’in izniyle yapılmıştır. 1402’de yapımına başlanan kaleye zamanla eklemeler yapılmıştır. Bir depremle yıkılan Mausolleion’un kalıntıları kalede yapı taşı olarak kullanılmışlardı. Kalenin kuleleri yapılışlarına göre Fransız, İtalyan, Alman, İspanyol ve İngiliz Kulesi olarak adlandırılırlar. Kale bugün müze olarak düzenlenmiştir. Ülkemizin ilk ve tek sualtı müzesi buradadır.
BODRUM SUALTI MÜZESİ SALONLARINDA ÖNEMLİ SERGİLER
GENÇ ÇAĞ BATIĞI
Bodrum Yarımadası açıklarında,Yassıada batığı buluntularının sergilendiği salonda,söz konusu geminin bire bir maketi üstünde dolaşmak olanaklıdır.İ.S.6.Yüzyıla tarihlenen gemide amphoralara doldurulmuş şarap taşınıyordu.Yapılan kazılar sırasında gemi ambarındaki yemek kapları,yemek kalıntıları ve gemicilik eşyaları ele geçmiştir.Gemide bulunan tüm demir nesneler,deniz tuzunun etkisiyle çürüdüklerinden bu türden kavkıların içlerine doldurulan kauçuk nitelikleri anlaşılabilmiştir.
Sergilenen tüm demir nesneler aslında kauçuk kalıplardır.Geminin en ilginç buluntusu ise üzerinde kaptan Yorgo’nun adının kazılı olduğu domuz başlı kolu ile Athena tanrıça biçimli ağırlığı olan kantardır.Serginin yer aldığı salon aslında şövalyeler döneminde bir şapel olarak kullanılıyordu.1402-1437 arasında inşa edilmişti.
CAM BATIĞI
Marmaris yakınlarında Serçe Limanı adlı küçük körfezde kayalara çarparak batan gemi,buluntuları nedeniyle Cam Batığı olarak tanınır.32 metrede yatan ve 1977-1979 arasında Prof.Dr.George Bass tarafından kazılan batık,büyük ölçüde sağlam ele geçmiştir.Geminin taşıdığı cam külçelerinin ayıklanması sonucu İslam-Bizans devletleri arasında serbestçe gidip gelmekte olan bir tüccarın malları ortaya konmuştur.Hurda camlar yeniden ergitilmek üzere gemiye konulurken bir yandan da yeni üretim camlar uğranılan limanlarda satılıyordu.Erken İslam dönemine ilişkin ağırlıklar,bir kılıç ve süzgeçli kaplarla birlikte gemi personelinin oynadığı dama taşlar gibi sayısız buluntu bu batıktan gelir. Batık,buluntularının çeşitliliği aracılığıyla 11.Yüzyıla,daha keskin bir saptama ile 1025 yılı sularına tarihlenir. Bu sergi için ayrı bir ücret ödeniyor ve 15 kişilik guruplar halinde salona giriliyor.
KARYA PRENSESİ ADA
Bodrum kalesi’nin İtalyan kulesinin arkasında yer alan salonda Karya Hekatomnos hanedanından Prenses Ada’nın mezarı ve kişisel eşyaları sergileniyor. Bodrum’da yapılan temel kazısı sırasında bulunan mezardan çıkan iskeletin kriminal yöntemlerle Prenses Ada’ya ilişkin olduğu belirlenmiştir. İngiltere’de yapılan etlendirme ile yüz çizgileri bakımından Priene’de ele geçmiş bir portre Ada başına benzemesi,takıların Pers etkisi taşıması, antropolojik bakımdan çok doğum yapmış, ata binen bir kişiliği yansıtması gibi özellikleriyle iskeletin Prens Ada’ya ait olma olasığı çok güçlüdür. Bu soylu kadın 44 yaşlarında ölmüş, takıları, bir içki kabı ve altın işlemeli giysileriyle mezara konmuştur. İ.Ö.330 sularında ölen prensesin lahit kapağı örtülmeden içeriye giren bir farenin iskeleti Ada’nın kemikleriyle birlikte bulunmuştur.
Lahit kapandıktan sonra üstü iri taş bloklarıyla örtülmüştür.
Karya Prensesi Ada Sergisi salonunda buluntuların ele geçişi video filmi, soyağacı-kronoloji, dönemin toplanma salonu örneğine göre dekor ve mobilyalar ile Priene’den British Museum’a götürülmüş Ada başının alçı kopyası görülebilir.
Bu sergiye özel giriş ücreti ödenmektedir.
Tunç Çağı Batıkları Salonu:Kalenin doğu kesiminde,İngiliz Kulesi önünde açılan sergi, Türkiye sularından çıkarılmış en eski batıkları saklıyor.Bu batıklardan Şeytanderesi Batığı, Gökova körfezinde bir yarıkta bulunmuş büyük kaplardan ve küplerden oluşuyor.Gemisine ilişkin bilgi ele geçirilemeyen ve İ.Ö.16.Yüzyıla tarihlenen buluntular, olasılıkla Keramos kentine adını veren bir çömlek üretim merkezinin mallarıydılar. Salonda yer alan ikinci batık ünlü Gelindonya Burnu Batığı,tunç levhalar.bir örs ve gemicilik-tarım araçlarıyla birlikte suya gömülmüş gemiden geliyor.
Türkiye’de yapılmış en eski tarihli gemi kazısı olması niteliğiyle de tanınan Gelidonya Burnu Batığı,Filistin-Kenan ülkesinden yola çıkmıştı ve Mısır skarebelerine göre de bir tüccar gemisi. İ.Ö.13.yüzyıla tarihlenen gemide, Myken dünyasından gelme bir kap ele geçmiştir. Bir başka sergi de Kaş-Uluburun Batığı’na aittir. Salonda geminin birebir kesiti ve sualtında bulunuş topografyasıyla sergilenen buluntular, genel olarak Mısır,Kenan ülkesi ve Kıbrıs’a ilişkin ticari mallardır. Gemi kargosu içinde bulunan fildişi,abanoz gibi ham mallar, Afrika kökenlidir. Kıbrıs kökenli bakır külçeleri çıkarılmıştır. Kenan tipi amphoralar içinde Arap yarımadasından getirilme damla tütsü olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca Mısır kraliçesi Nerfertiti’nin hurdacıya satılmış altın mührü, fildişi menteşeli tahta kitap, gemi koruyucu Kenan tanrıçası heykeli, Mısır kökenli mavi cam külçeleri gibi benzersiz buluntular elegeçmiştir. Ağaç halkaları (dendrokronoloji ) yöntemiyle gemi, İ.Ö.1316yılı sularına tarihlenmektedir. Serginin gezilebilmesi için özel ücret ödenmektedir.
ANTİK YERLEŞİMLER
Halikarnassos’tan başka yarımadada en az 12 antik kent daha var.
Bu kentler sırasıyla Pedasa, Telmissos (Gürece), Termera ve Aspat kalesi, Müsgebi (Ortakent),
eski ve yeni Myndos, Uranion, Madnasa, Sibda(Side), Yeni Karyanda, Syangela, Theangela, Kindye(Sığırtmaç), Eski Karyanda ve Bargylia’dır.
Bunların büyük bölümü Leleg yerleşimleridir. Halikarnassos kralı 2. Mausolos döneminde bu yerleşimlerin altısının halkı Halikarnassos’a göçe zorlanmış, eski Myndos ve Syangela ise farklı yerlerde Helenistik düzende yeniden kurulmuştur. Böylelikle dağınık ve güçsüz kentçikler yerine güçlü ve mamur bir Halicarnassos yaratılması sağlanmıştır.
Bargylia dışındaki yerleşimlerde bugüne ulaşan kalıntılar genellikle sur ve burç parçalarıdır. Yerleşimler genellikle dağlık tepelik yerlerdedir ve yorucu bir tırmanışı gerektirir. Arkeolojiye meraklı olanlar ile zaman ayırıp doğada yürüyüş ve keşif keyfi yaşamak isteyenlere önerilir. Kalıntılardan çok çevreye hakim manzaranın etkileyici olduğunu not edelim.(Bu yerleşimleri de içine alan yürüyüş parkurları için Bodrum rehber sayfalarında, Bodrum Çevresinde Yürüyüş Parkurları yazısına bakınız.)
Pedasa, Bodrum’dan kuş uçuşu 4 km kuzeyde, ormanla kaplı tepelerden birindedir. Yol olmadığı için ancak yürüyerek ulaşılabilir. Meraklısına keyifli bir yürüyüş ve olağanüstü keşif olanağı sunacaktır bu gezi. Kalıntılar tepede 150 metre çapındaki bir daire içinde izlenebilir. Genellikle sur ve iç kale kalıntılarıdır bunlar. Alanın güney ve güneydoğusuna düşen yamaçlarda ise Leleg’lere özgü türbe biçimli mezarlar görülecektir.
Telmissos, Bodrum-Turgutreis yolu üzerinde Ortakent’i geçtikten 3 km sonra, Gümüşlük sapağından 2 km önce Gürece köyündedir ve kalıntıların bulunduğu tepe anayolun kuzeyine düşer. Tepede Helenistik dönem burç kalıntıları izlenir. Tarihçi Heredot, Telmissos’ta Apollon Tapınağı’nın bulunduğunu, tapınağın bilicilikte oldukça ünlü olduğunu anlatır. Tapınaktan bugüne iz kalmamış.
Ortakent’teki Müsgebi de bir Leleg yerleşimidir. Bu yerleşimin nekropolisinde yapılan kazılarda, MÖ 15-13. yüzyıla tarihlenen Miken çanak çömlekleri bulunmuştur.
Aspat kalesi Akyarlar Aspat koyuna bakan konik tepenin doruklarında, Termera antik yerleşimi ise 2 km yukarıda Mandra köyünün 1 km üzerindeki Asarlık Tepe’dedir. Aspat-Mandra köyü arasında yol yoktur. Yürümek gerekir.
Ama Mandra köyüne Telmissos’un bulunduğu Gürece köyünden başlayan yolu
izleyerek araçla ulaşılabilir.
Termera kenti de diğer Leleg kentleri gibidir ve bugüne ulaşan kalıntı yok denecek kadar azdır. Doruktaki iç kale tümüyle yıkılmış, alttaki surların bir bölümü ise ayaktadır.
Eski Myndos’da bir Leleg kentidir. Kadıkalesi’nden 1 km içeride, Bozdağ denen tepenin üzerindedir. Tepeye yol yoktur ve yürüyüş yaklaşık 1 saat sürer. Tepede kentin surlarının ve kare planlı bir yapının kalıntılarını bulacaksınız. Doruktan bugünkü Gümüşlük kentini ve yarımadanın büyük bölümünü içine alan manzara son derece etkileyicidir. Eski Myndos halkı, 2. Mausolos döneminde Yeni Myndos’a yerleştirilmiş.
Yeni Myndos Gümüşlük köyü ile iç içedir. Kent Mausolos döneminden sonra pek imar görmemiş, Roma egemenliğinde ise neredeyse unutulmuş olduğu için, bugüne ulaşan kalıntılar diğer yarımada kentlerinde olduğu gibi yok denecek kadar azdır. Kenti çevreleyen sur kalıntıları, Gümüşlük karşısındaki adacıkta da izlenir.
Turgut Reis’ten çıkıpda Gümüşlük kavşağına ulaşıldığında ve kavşaktan Gümüşlük’e doğru 1 km ilerlendiğinde yolun 50 metre kadar uzağında kaya mezarları göze çarpar.
Yalıkavak’ın 3 km güneybatısında Geriş Köyü’nün üstündeki iki tepede, adı Uranion olduğu sanılan Leleg yerleşiminin kalıntıları vardır. Kıyıdaki tepenin üzerinde anıtsal mezar(Mausoleion) kalıntıları sur ve burç kalıntıları, diğer tepede ise sur kalıntıları izlenebilir.
Türkbükü ve Gölköy’e hakim tepeliklerden birinde Madnasa (Kökpınar Tepesi), diğerinde ise
Sibda/Side (Karadağ) yerleşimleri bulunur. Her iki yerleşimden de bugüne ulaşan kalıntılar akropolis’teki sur ve burç kalıntıları ile etrafa dağılmış keramik çanak çömlek parçacıklarıdır.
Sibda için Yukarı Gölköy yolundan çıkıpda Belen köyüne araçla gelmek gerekiyor. Belen’den başlayan yürüyüş 40 dakika sonra kilise ve kale kalıntılarına ulaştırıyor önce. Sonra bir 40 dakika daha yürüyerek Sibda kalıntılarının bulunduğu Karadağ zirvesine çıkılıyor. Kalıntılar değil ama yarımadanın bu bölümünü ayaklar altına seren manzara çok güzel.
Yarımadanın Gökova körfezi tarafında, Çiftlik köyüne bağlı Alazeytin mahallesinin üzerindeki tepenin doruğunda, Syangela kenti kalıntıları bulunur. Mahallenin bitiminden kalıntıların bulunduğu tepeye zeytinlikler arasından geçen 20 dakikalık yürüyüşle çıkılır.
Bugüne ulaşan kalıntılar surlar, evler ve diğer yapılardır. Tepeden Gökova körfezi ve Orak adası görülür.
2. Mausolos’un Syangela halkını yerleştirmek için kurdurduğu Thaengela ise Mumcular-Bodrum yolu üzerindeki Pınarlıbelen köyünün mahallesi Etrim köyünün 1.5 km üzerindeki tepededir. Köyden tepeye olan patika yol oldukça diktir ve yürüyüş zaman alır. Köyden rehber almakta yarar vardır. Tepedeki kalıntılar bu kadar zahmete değer düzeyde değildir. Ama spor olsun isterseniz, hava sıcak değilse ve zamanınız da varsa böyle bir keşif ilgi çekici olabilir. Kentten bugüne ulaşan kalıntılar arasında diğer Leleg kentlerinde olduğu gibi burç ve sur kalıntıları ön plandadır. Helen uygarlığının izlerini de taşıyan kentte ayrıca Stadion benzeri bir yapı, anıt mezarlar, kamu yapıları ve evler, kuyu ve sarnıçlardan kalıntılar bulacaksınız.
Kndye: Milas-Bodrum karayolu üzerinde, Güllük sapağını geçtikten sonra sağda, Kemikler köyü ile Sığırtmaç köyü arasındaki tepelik alanlardadır. Anayola oldukça yakın olan tepelerde kaba duvar parçalarından başka bir kalıntının bulunmadığı bu antik yerleşme Kndye kentidir.
Sığırtmaç köyünden Güllük körfezine yönelindiğinde, Varvil koyuna uzanan yarımadanın ucunda Bargylia antik yerleşimine ulaşılır. Kalıntıların bulunduğu alan anayola 4 km uzaklıktadır. Arazi aracıyla ulaşılabilir. Güllük’ten tekneyle gelmek daha kolaydır.
Helen ve Roma uygarlıklarının etkisinde oldukça parlak bir dönem geçiren Bargylia’da sütunları ve duvarları etrafa dağılmış Roma Tapınağı, kabartmalı bir sunak, ancak küçük bölümü bugüne ulaşan tiyatro, sütun dayanakları kalmış bir stoa kalıntısı, Roma dönemi su kemerlerinden küçük bir parça, kent surları, ilkçağ mezarlığı izlenebilir.
Güvercinlik karşısındaki Salih Adası üzerinde Karyanda kentine ait olduğu ileri sürülen kalıntılardan söz ediliyor. Yeni Karyanda’nın ise bugünkü Gölköy’de olduğu iddia ediliyor. Ama her iki yerleşimi de kanıtlayacak kalıntıları görebilmek mümkün değil.
HALİKARNAS
Halikarnassos, şimdiki kalenin bulunduğu yarımada üstünde Zephyria adında küçük bir kentçiğin yerinde gelişmiştir. Kurucusu Troezenli Poseidon oğlu Anthes’tir. Aioller, İyonlar ve ardından güney Ege kıyılarına gelen Dorlar yörede altı kent ile birlik oluşturmuşlardı.
Halikarnassos’un büyümesi Karya satrapı Mausollos döneminde olmuştur. Liman kentlerinin getirdiği olanakları bilen Mausollos, surlarla çevirttiği kenti Hellen geleneklerine göre oluşturdu. Roma çağında uzun süredir hiç deprem yüzü görmemiş olmakla övünen Halikarnassos, tarihçi Herodotos’un doğum yeridir. 1291 yılında bölgeyi elegeçiren Menteşe Türkleri’nin ardından Osmanlı döneminde, 1424 yılında, Bodrum Menteşe sancağının sınırları içinde kaldı.
Mausolleion: Karya satrapı Mausollos’un ölümüyle eşi ve kızkardeşi Artemisia tarafından İ.Ö. 350 yılında yaptırtılan anıt mezarın mimarı Pytheos idi. Halikarnassos’un orta yerinde geniş bir arazi üstünde yükselen yapı, kaide kesiminde heykellerle bezeliydi. İyon sütunlarından oluşan orta kesiminin duvarları da kabartma dizileri ile zenginleştirilmişti. Piramitin tepe noktasında ise bir dört atlı araba, arabanın üstünde iki figür durmaktaydı. Ünlü yontucular, Skopas, Leokhares, Bryaksis ve
Timotheos kabartma ve heykelerin yontulmasında çalışmışlardı. Görüldüğü gibi kent sanat açısından bir zirve yaşamış, ortaya çıkan anıtyapı tüm dillere "mozole" biçimiyle girmiştir. Mausollos, yakılan dev bir ateşte kül haline gelmiş, mezar odasına çeşitli armağanlar konduktan sonra kapısı dev bir taşla örtülmüştü. Mezarın giriş basamaklarında ise son yolculuğa uğurlanırken kesilen kurbanların kemikleri bulundu. Yapıyı taş ocağı gibi kullanan Rodos şövalyeleri, St. Peter/Bodrum kalesini inşa ettiler. 1857’de British Museum adına kazı yapan Sir Charles Newton ise kalanları derledi, adı geçen müzeye taşıdı. Son yıllarda modern araştırma ve kazılar Danimarkalı Christian Jeppesen tarafından yürütülmüş, ele geçen bulgular yapının yakınındaki müzede sergilenmeye başlamıştır. Mausolleion, eski Gümüşlük yolu üstünde, Tepecik camiinden içeriye dönen sokağın sonunda yeralır.
BODRUM ÇEVRESİ ve KOYLARI
GÜMBET
Önce merkeze en yakın yerleşim Gümbet’ten başlayalım. Bodrum’un koyları ve köylerini saat yönünde görelim.
Gümbet otellerin yoğunlaştığı yöre. İlçe merkezinin hemen yanıbaşında. 2 km mesafede. Dolmuşlarla 5 dakika. Adı, bölgedeki üstü beyaz damlı çok sayıda sarnıçtan geliyor. Şehir merkezine en yakın ve en popüler plajına sahip olduğu için çok hızlı büyüdü, kalabalıklaştı. Barlar, lokantalar ve eğlence yerleri de her gün biraz daha çoğalıyor ve ilçe merkezine rakip oluyor. Dolmuş yaz mevsiminde 24 saat çalışıyor.
Denizi sığ, kumsalı uzun, küçük çocuğu olan aileler için elverişli.
İnceburun’la Adaburun arasında bir koy olan Gümbet su sporları için de elverişli.
Yarımadanın en popüler su sporları merkezleri de burada. Windsurf, parasailing ve su kayağı için ideal koşullara sahip. Sahilde su sporu tesisleri de var.
Gümbet kalabalıklaştıkça, otel sayısı arttıkça, Bodrum merkezine alternatif bir eğlence merkezi de oldu. Akşam karanlığıyla birlikte sahilde ve Gümbet sokaklarında bar, cafe ve restoranlarda kalabalık artıyor, müzik ve eğlencenin her türü canlanıyor.
AKVARYUM KOYU
Gümbet ile Bitez arasından bir yarımada güneye doğru 2 mil uzanır. Önünde de Görecik Adası(İç Ada) vardır. Yarımada ile ada arasında yerlilerin Akvaryum adını verdikleri, adı gibi pırıl pırıl bir
boğaz ve koy oluşur.
Gündüz boyu günübirlik gezi teknelerinin akınına uğrar Akvaryum,
gece ise demirleyen teknelere kalır.
BİTEZ
Gümbet’ten ilerisi Bitez. Yarımay biçiminde upuzun bir kumsal. Koyun doğu yönü, Adaburnu tarafı sığ ve hafif bataklık olduğundan denize girmek için uygun değil. Batısına doğru plaj güzelleşir. Birden derinleşmeyen deniz çocuklar için de uygun. Kumsal da deniz de pek temiz. Sokaklar ise oldukça düzenli ve özenli.
Yolun kumsalı çevreleyen otel, pansiyon ve lokantaların arkasında kalması, çocuklu aileleri cezbeden bir başka etken. Aracıyla gelenler dert etmesin, otopark sorunu yok. Bodrum yarımadası çevresinde ve hatta Türkiye’de sörf için en uygun yer Bitez’dir denebilir. İngilizler yıllar önce bunu keşfetmişler ve koyda sörf okulu kurmuşlar. Sun World Sailing sörf eğitimi veriyor. Bitez’de sahili tümüyle kaplayan şemsiyeler ve şezlonglardan ücret alınmıyor. Sahile bakan bahçeli lokantalarda, bar ve cafelerde yemek yemek, meşrubat veya içki içmek mümkün.
Bitez’in öteki adı “Ağaçlı”. Kumsalın içlerine doğru mandalin bahçeleri hala varlığını koruyor. Bahçeli evler yok edilmemiş, dip dibe nizam yapılaşma yok.
Akşam olunca el ayak çekiliyor. Öyle rahatsız edici bir kalabalık ve gürültü kalmıyor.
Kumsalda lokanta ve barlar canlanıyor.
Bodrum ve Gümbet’in aksine sakin ve huzurlu bir ortamda geceyi noktalamak isteyenler Bitez’de aradıklarını buluyor.
Bitez, Bodrum çıkışlı günlük gezi teknelerinin de uğrak yerlerinden biri.
ORTAKENT ( MÜSGEBİ )
Bitez’den sonra sıra
Bodrum’un en uzun
sahili Ortakent Yahşi yalısında..
Bodrum merkeze uzaklığı 12 km. Denizi yarımadanın diğer yerlerine göre biraz soğuk ama o kadar temiz ki, Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş.
Arkası Bodrum yoluna kadar Narenciye bahçeleri ile dolu yemyeşil bir ova. Eskiden olduğu gibi köy hayatı devam ediyor buralarda.
Ortakent merkezi ise anayol üstünde.
Son yıllarda Ortakent-Yahşi yalısı kıyı şeridi boyunca yeni ve nitelikli çok sayıda otelle donatıldı. Her keseye uygun otel bulunabilir.
merkezinin 1 km kuzeyinde arkeolojik kazılar yapılmış. Bir bölümü Bodrum Sualtı Müzesi’nde sergilenen çanak, çömlek ve bronz eşyalar bu kazılarda bulunmuş. Tarihi bölgede yerleşimin Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde de sürdüğü biliniyor. Şimdiki Çakmaklı mevkiinde, Apollon adına yapılan tapınağın Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılan kiliseye dönüştüğü, sonra Episkopi adlı başrahip tarafından kullanıldığı, Episkopi’nin halk dilinde Müsgebi’ye dönüştüğü söyleniyor.
Sahilde “Arpranga” diye bilinen 2 katlı eski
Rum evleri koruma altında. Evlerin tüm koya hakim manzarası etkileyici.
Kilometrelerce uzanan kumsalda sabah ve akşam saatlerinde yürüyüş keyfi önerilir.
KARGI KOYU
Geniş koyun batısında, Bağlar Burnu’nun kuzeyinde kalan Kargı koyu oldukça korunaklı, ince kumlu bir plaja sahiptir. Kumsal denize girmek isteyenlerin yanı sıra tekne turlarının da uğrak yeri. Kumda deveyle gezinti yöreye has eğlence türü.
BAĞLA
Merkeze 14 km uzaklıktaki Bağla, yarımadanın en güzel koy ve plajlarından birine sahip. Bağlar Burnu’nun batısındaki güzel koya gezi motorları çok rağbet eder. Koyun doğu tarafındaki küçük girintiler daha sakindir.
Koy ve çevresi kamp yapmak için de uygun.
Eskiden plajın arkasında etrafını koca servilerin çevrelediği, taş havuz içinde güzel suyu bulunan bir mandalin bahçesi vardı ve burası Bodrum’luların mesire yeriydi. Kayıklarla gelinir, denize girilir ve eğlenilirdi. Şimdi bir otel yükseliyor burada.
ASPAT
Bağla’nın yanındaki tepeyi aştınız mı Aspat’a ulaşırsınız. Ünlü Çökertme türküsü bu yöreyi anlatır. Kuzey batı rüzgarlarına kapalı olduğu için yatlarıyla gelenler sever Aspat’ı. Yatların ya da denize gelenlerin yararlanabileceği içme suyu kaynakları da vardır.
Tepede yer yer yıkılmış olmasına rağmen bütün heybetiyle Aspat (Çıfıt) Kalesi yükselir. Mausolos çağında antik Termera şehri burada kurulmuş. Koy uzun süre korsanların sığınağı olmuş. Kale de gözetleme kulesi olarak yapılmış. Kıyıda görülen eski taş yapının Giritli bir Arap Ağa’ya tarafından yaptırıldığı söylenir.
KARAİNCİR
İnce kumlu 500 metrelik sahili, iki tarafı tepeyle çevrili olduğundan poyraza kapalı sakin denizi ile son yıllarda gelişmekte olan turizm merkezi. Bir zamanlar incirin bolluğuyla tanınırmış.
Tatil köyleri ve oteller bu bölgeyi renklendirdi son yıllarda.
Ama en çok da kumsalın arkasında sıralanan salaş restoranlarıyla ilgi görüyor. Hepsi lezzetiyle birbiriyle yarışan yemekler sunuyorlar müşterilerine. Özellikle de börekçileri.
AKYARLAR (Kefaluka)
Bodrum merkeze 22 km. uzaklıktaki Akyarlar koyu, Akyarlar burnu ile onun 1 mil doğusundaki Koca Burun arasında uzanır. Dilim dilim beyaz kayalıklardan oluşan Akyarlar burnu yarımadanın güney ucudur.
Kos adasına en yakın yerdir. Aradaki mesafe 3 mildir.
Koyun doğu sahilinde kurulmuş Akyarlar eskiden bir balıkçı ve süngerci köyüydü. Şimdi gelişkin turizm merkezlerinden oldu.
Sahile inildiğinde balıkçı barınağı sağda, restoranlar orta bölümde, ay şeklindeki kumsalı da solda kalıyor. Rüzgar sörfü ustalarının gözde yerlerindendir. Çevredeki tepelerden trübülans yapan rüzgarlar denize şiddetini artırarak iner ve çoğu zaman karadan denize doğru eser.
Sahili kalabalık bulanlar biraz ötedeki Kemer Köyü’nü tercih edebilirler.
Kemer’deki Hüseyin Burnu Feneri 1931 yılında Fransızlar tarafından yaptırılmış. Fenerin altı “Kum Hamamı” diye bilinen kumsal ve plaj yeridir.
Açıkta irili ufaklı öndört adadan biri olan Yassıada kıyıları, barındırdığı batıklarla arkeologların ve dalma meraklılarının ilgi odağı.
TURGUTREİS
Bodrum merkezinden sonra en büyük yerleşim Turgutreis’tir. Adını büyük denizci Turgut Reis’ten alan yerde kaptanın bir heykeli de bulunmaktadır.
Turgutreis, önündeki küçük Çatal Adası, sörf için elverişli rüzgarları, serinliği ve her nitelikte oteli ile Bodrum’la rekabet içindedir. Çevre tarımsal olarak da gelişmiştir. Mandalina, incir ve üzüm boldur.
Sporat takım adalarını oluşturan irili ufaklı ondört ada Turgut Reis karşısında sıralanır. Kos(İstanköy) ve Kalynos gibi Yunan adaları da bunların hemen yanında yer alır.
Bodrum’un her yanını saran kooperatif evlerinden Turgutreis te almıştır payını. Ekonomik tatil arayanlara oldukça hesaplı otel ve pansiyon seçenekleri vardır.
Turgut Reis kıyı bandı 3 yıldır yapılan düzenlemelerle daha düzenli hale geldi. Bu güzel belde, yat limanına da kavuştu. Belde artık daha hareketli, daha canlı.
Turgut Reis sahilleri sörf yapmak isteyenler için de ideal.
KADIKALESİ
Turgutreis’in 4 km. kuzeyindeki Kadıkalesi eski Leleg kentlerinden biriydi. Şimdilerde yeşili bol çevresi ile tatil yöresi olarak gelişiyor. Köyün adı tepedeki Hellenistik dönem kalesinden geliyor. Kalede kadı yaşadığı için Kadıkalesi olarak anılmış. Karşı yamaçtaki kilise Roma dönemine tarihleniyor.
Çınar ağaçları altındaki tarihi çeşme bugün de kullanılıyor.
GÜMÜŞLÜK
Antik Çağdaki Myndos kentinin üzerine kurulmuş Gümüşlük yarımadanın en sevimli yerlerinden biridir.
Küçük köy özelliğini koruyan; balık pişirmekte ve ahtapot salatası yapmakta üzerlerine olmayan balıkçı lokantaları, koyun ilerisinde paçaları sıvayıp denizden yürüyerek gidilebilen tavşanların dolaştığı Tavşan Adası(Asar) ile herşey sevimlidir. Bodrum’dan gelirken sahile inmeden Peksimet boğazını geçip yeldeğirmenlerinin bulunduğu tepeyi aştığınızda inin aracınızdan. Gümüşlük’ü önce yukarıdan seyredin.
Köyün girişinde aracınızı otoparka bırakacaksınız ve yürüyeceksiniz. Yürüyeceksiniz dedikse hepi topu bir kaç adım.
Bir Leleg kenti olan Myndos, kısmen sular altında kalmış, dalmasını biliyorsanız kalıntıları görebilirsiniz. Koy korunaklı tabii limandır. Bugün bir batık kent görünümündeki antik Myndos’tan stadyum, tiyatro, sur, mozaik plato kalıntıları izlenebilir. Bizans döneminden kalan kilise bugün sanatevi olarak kullanılıyor. Tepedeki bir başka küçük kilise bara çevrilmiş. Yerlerde minderler, küçük bir kaktüs ormanı ve ayaklarınızın altında deniz.
Bölge SİT alanıdır ve koruma altındadır.
Gümüşlük günün her vakti güzeldir. Sabah kahvaltısını bir de deniz kenarındaki çay bahçeleri ve pastanelerde deneyin. Sıcacık poğaça, sacda gözleme ve demli bir çay ile..
Sabah yürüyüşünüzü diz boyunu geçmeyen suyu aşıp Tavşan Adası’na yapabilirsiniz. Bir de Gümüşlük tepesindeki Karakaya köyüne çıkıp çevreyi seyredebilirsiniz. Yakın zamana kadar köyün terkedilmiş görünümü veren taş evleri, şimdilerde yeni sahipleriyle canlanıyor.
Gün içinde denize girmek için bol fırsatınız olacak. Dönmez Burnu’nun içine kadar sokulmuş iç liman bir göl gibidir. En sert havalarda bile durgun olan koy, mavi yolculuk teknelerinin gözbebeğidir.
Gümüşlük kıyılarının her bölgesinde, sahilden ya da açıktan, kumsaldan ya da kayalardan denize girilebilir. Her yer temizdir. Boşuna Mavi Bayrak almamıştır bu kıyılar. Açıktaki Sporat takım adaları farklılık arayanlar için eşsiz seçenekler sunar. Bir başka gün Yalıkavak tarafındaki Koyunbaba koyuna gidilebilir. Bıçakla kesilmiş gibi duran yeşil blok kayalar ilginç bir görüntü oluşturur, koyda yüzenleri yalıtır çevreden, koynuna alır. Yumuşak, kolay işlenebilen kayalar Halikarnassos’ta dünyanın yedinci harikası olarak bilinen Mozole’nin yapımında da kullanılmış.
Gümüşlük akşamları
Gümüşlük’te en güzel zaman akşamın alacakaranlığıyla başlar.
Gümüşlük’te gün geç başlar, akşam geç iner. Güneş tepeyi geç aştığından, akşam denizi üzerinden bin bir renge kesilerek battığındandır. Suyun rengi önce kızıla, sonra gümüşe döner. Bodrum yarımadasının en iyi balıkçı lokantaları da buradadır. Sahile atılan masalara oturup lezzetli mezelerle donatılmış bir rakı-balık ziyafeti çekebilirsiniz kendinize. Yöreye özgü kabakçiçeği dolması, ev yapımı turşu,yeşillik istemeyi unutmayın.
Gümüşlük Pazarı ise Çarşamba günleri kurulur. Tezgahlarda taze sebze ve meyve satılır.
KARAKAYA
Gümüşlük’e girmeden hemen önce Karakaya köyü levhasını göreceksiniz. Düşünmeden sapın. Bir kaç dakika sonra çıplak tepenin yamaçlarına kurulmuş eski bir yerleşim çıkacak karşınıza. Aracınızı köy girişine bırakacak, dar sokaklarda yürüyeceksiniz. Bir kısmı terkedilmiş, bir kısmı restore edilerek yeni sahiplerince kullanılmaya başlanmış yüzlerce yıllık taş evleriyle yarımadanın en eski yerleşimlerinden biridir Karakaya. Bodrum’un dev kaktüsleri ve begonviller taş evlere ayrı bir hava katar. Köyün, Sporat takım adalarını, Kos adasını içine alan manzarası olağan üstüdür. Günbatımında gelmenizi öneririz.
Yalıkavak
Merkeze 18 km. uzaklıktaki Yalıkavak Bodrum’un simgelerinden yeldeğirmenlerinin en çok görüldüğü yöredir. Bunlardan biri de sahilde bulunuyor ve belki de siz gittiğinizde çalışıyor durumda göreceksiniz. En cok rüzgar alan yöre de burasıdır.
Çevredeki Tilkicik, Paşa, Ağaçbaşı koyları güzeldir, geniş kumsallı plajları vardır. Sabah erken saatlerde denize girmek ve yürüyüş yapmak için Arka Küdür Koyu son derece keyif verici bir alternatif olabilir. (Küdür Camii’nden sola dönüp Fok caddesini izleyerek ulaşılan koy). Sabah yürüyüşleri için Yalıkavak’tan yaklaşık 2 km uzaklıktaki Sandima köyüne de çıkabilirsiniz.
Köy terkedilmiş görüntüsü veren eski taş evlerden oluşuyor ve çok güzel bir panoramaya sahip. Eğer otelde kalmıyorsanız, sabah kahvaltısı, iskeledeki çardak restoranlarda yapılabilir. Sabah serinliğinde, içinde köy reçeli de bulunan son derece mükellef bir kahvaltı sofrası donatabilirsiniz.
Yalıkavak’ta bir gün akşam üstü Bodrum’un Tibet’i olarak adlandırılan Geriş köyüne çıkabilirsiniz. Ali’nin Kahvesi’ne oturup gün batımını bir de buradan seyredin. Sonra da iskelede nefis mezeleriyle ünlü Hasan’ın Yeri’ne oturun.
Yalıkavak’ın içme suyu kaynakları da boldur. Ancak adına aldanıp da kavak ağacı aramayın, bulamazsınız. Yörede meşe ağaçları çoktur.
Perşembe günü kurulan ve öğleye kadar açık kalan Yalıkavak Pazarı, özellikle Denizli kumaşlarıyla popülerdir.
GÜNDOĞAN - FARİLYA
Bodrum merkezine 25 km uzaklıktaki Gündoğan, tarihi beldesi ve sahili ile son yılların gözde tatil merkezlerinden biridir. Gündoğan sahili boydan boya kumsal, pırıl pırıl deniziyle, yeşilliklerle bezeli bir balıkçı yerleşimidir. Balıkçıların ve yatların demirledigi balıkçı barınağı sahile renk katar.
Son yıllarda yazlıkçılar köyün çevresine de akın etti. Neyse ki beldenin zeytin, mandalina, muz, nar ve çam ağaçlarıyla çevrili evlerine dokunulamadı. Eski ve yeni sahipleri korudular bu dokuyu.
Yaz ayları günün her saati esen rüzgar ferahlık katıyor burada yaşayanlara ,ya da tatilini geçirenlere. Rüzgar bol olunca sörf meraklıları da akın ediyor.
Günüyse eğer Gündoğan pazarına uğrayın. Kilim, yolluk, hasır ve vazoculuk yöreye özgü el sanatlarından. Üstelik yarımadanın diğer yerlerine göre ucuz sayılır.
Beldenin biraz yukarılarında ilginç kaya şekillerinin de izlenebildiği kayalık-volkanik alanda kaya mezarları gizlenmiştir. Rehber eşliğinde çıkılmalı ya da seyahat acentalarının organize ettiği trekking turlarına katılmalı.
Gün batarken manzarasına doyum olmuyor Gündoğan’ın.
Akşamı burada geçirmek isteyenler sahildeki balıkçı lokantalarına akın ediyor. Her zevke, her keseye uygun restoran ve cafe bulunuyor.
Tekne turu ve Apostol Adası gezisi
Gündoğan’da Günübirlik tekne turlarına katılabileceğiniz gibi, tekneyle 15 dakika uzaklıktaki Apostol adasına gidilebilir. Adanın yeşil dokusu, çepeçevre saran ilginç görünümlü kayalıkları, 30-35 dakikalık yürüyüşle ulaşılan tepede büyük ölçüde ayakta kalmış üç nefli Bizans kilisesi, kilise duvarlarında freskler, sarnıç ve rahiplerin kullandığı yapıların kalıntıları ada gezisine keyif katan durakları oluşturacak. Sarkıt ve dikitleriyle ilgi çeken Peynir Çiçeği Mağarası da unutulmamalı.
TÜRKBÜKÜ
Mandalin bahçeleri arasında beyaz badanalı şirin evleri ile Türkbükü’ne yakın zamana kadar karadan ulaşım yoktu, ancak denizden gidilebiliyordu. Bu nedenle de en bakir yerlerden biri olarak kaldı. Ama son yıllarda bütün benzeri yerler gibi "keşfedildi" ve yazlıklar yapılmaya başlandı.
Tarihte Türkbükü, Likya’lılar tarafından liman olarak kullanılmış. Güllük körfezine deniz ulaşımı buradan yürütülmüş. Çok dağınık da olsa kaya mezarları ve sarnıçlar düşüyor gezginlerin önüne.
Türkbükü popülerleşti ya, burada dolaşırken sanat dünyasının ünlülerine de rastlayabilirsiniz. Buraya sıkça geliyorlar, kimileri de yazlık kervanına katıldı.
Bodrum’a 20 km. uzaklıktaki Türkbükü,
Bodrum kalabalığından ve gürültüsünden uzak bir tatil ya da bir gün geçirmek isteyenlerin kaçış yeri.
Sahil yolu yazın trafiğe kapalı. Bütün gün denize girmek ve güneşlenmek amacıyla kullanılan restoran ve otellerin denize uzanmış tahta iskeleleri akşam alacakaranlıkla birlikte lokantaya veya bara dönüşüyor.
Masa ve sandalyeler diziliyor iskelelerde, mumlar, kumsaldaki dev varillerde ateşler yakılıyor, genellikle tanıdık yüzler masalarda yerlerini alıyor ve servis başlıyor. Çevredeki balık çiftliklerinden taze olarak getirilen çipura, levrek ızgaraya konuyor ve rakılar açılıyor.
Geceye devam etmek isteyenler gece yarısına doğru Bodrum’un yolunu tutuyorlar ve ortalık sakinleşiyor. Ama Türkbükü geceleri bitmiyor, her türlü müziğin yükseldiği barlarda sahaba kadar devam ediyor. Sessizlik arayanlar sahil boyu yürüyüşe çıkıyorlar. Dalgaların melodisi ve mehtabın eşliğinde..
Tarihi Figürler ve Modeller Müzesi:
Türkbükü’nde özel bir müze var. Mimar Emre Kunt’un koleksiyonu olan tarihi figürler ve modeller, evinin bir bölümünde sergileniyor. Gezmek için 0.252.377 62 23 no.lu telefonu arayıp randevu almak gerekiyor.
Yakın çevre gezisi:
Güllük körfezinin güney kıyısında ve Mesire Burnu ile Saplı- burun arasındaki geniş limanda kalan Türkbükü açıklarında Badem adası bulunuyor.
Türkbükü sırtlarında gezintiye çıkanlar tarihi Masanda kenti kalıntılarıyla karşılaşacaktır. Taş, tuğla yığınlarıyla çevrili yıkıntılar arasında iki kule, ev kalıntıları, sarnıçlar, mezarlar ve taşlık saha dikkati çekiyor. Mübadele öncesinde bölgede Rumlar yaşıyordu.
Çevreye tekne gezileriYaz boyunca Türkbükü’ndeki iskelelerden çevreye tekne turları yapılıyor. Sabah 10-11 arası çıkılıp, akşam üzeri 17-18 gibi dönülüyor. Yarımadanın kuzeyindeki sakin koylar tercih ediliyor durak noktaları olarak. İkiz Adalar’a, Kızıl, Hattatlar koylarına, Derin limana, Apostol ve Tavşan Adasına, Gündoğan ve Dikilitaş’a uğranıyor.
Öğle yemeği ve akşam üzeri çayı fiyata dahil ediliyor.
Nasıl gidilir?Bodrum’dan Türkbükü’ne gitmek için Torba ve Gölköy geçiliyor. Çam ormanı içinden geçen yol Türkbükü’ne iniyor. Bodrum’dan her 45 dakikada bir dolmuşlar kalkıyor ve yarım saatte Türkbükü’ne ulaşıyor.
Nerede kalınır?
Türkbükü’nde yeni konaklama tesisleri yapıldı. (Pratik MUğla sayfalarına bakınız) Çok sayıda da pansiyon var.
Ne yenir?Sahildeki lokantalarda deniz ürünleri ve her türlü et servisi var.
Türkbükü’nde kış aylarında çıkan dil balığı pek lezzetli olur. Deniz üzerindeki tahta iskelelere atılan masalarla akşamlar oldukça şenlikli. Sahildeki restoranların bir bölümü sabah kahvaltısı da veriyor.
Gündüz vakti atıştırmak için mantıcıya uğrayabilirsiniz. Ya da otlu börek ve çiğ börekçilere. Fast-food’çular da eksik değil. Her zaman açık küçük esnaf lokantaları da lezzetli yemekleriyle bir seçenek. (Lokantalar için Pratik Muğla sayfalarına bakınız)
GÖLTÜRKBÜKÜ - KARYANDA
Yeni Karyanda antik kenti kalıntılarının üzerinde kurulmuş Göltürkbükü. Eski adı Gölköy’du. Küçük gölü, bükü ve şirin yerleşimi bir araya geldi ve Göltürkbükü dendi.
Denizi de göl gibidir Göltürkbükü’nün. Torba üzerinden köye gelip de sahile doğru inmeye başladığınızda sağınız solunuz mandalin ağaçlarıyla çevriliverir. Hani şu yeşilken bir tranş kesip de cin-toniğin içine attığınızda içkiye bir başka koku ve tad veren kokulu Bodrum mandalinleri. Kısacası Bodrum yarımadasının en yeşil yerlerinden biridir Göltürkbükü.
Antik yerleşime ait hemen hiç iz yoktur. Köyün evleri arasına dağılmış kümbetlerin antik yerleşimle bir ilgisi yok. Karyanda antik kentinin Salih adası üzerinde olduğu ileri sürülür. Yeni Karyanda’nın ise burada. Ama iki antik yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar hemen hemen yok gibidir.
Göltürkbükü’nün uzun sahili, küçük otelleri, lokantaları ve barlarıyla da renklidir. Gecelerse bir başka keyifli yaşanır sahilde.
ILICA BÜKÜ - CENNET KOYU
Göltürkbükü ile Torba arasında, Ilıca Bükü uzanır. Çomça ile Gök burun arasındaki koy, bir zamanlar çevresi koca çam ormanları ile kaplı, denizi pırıl pırıl çok güzel bir koydu. Bodrumlular bu nedenle Cennet Koyu derlerdi. Önce yangın, sonra da balık çiftlikleri nedeniyle eski güzelliğini yitirdi. Denizden gelen tekne ve yatlar yine de sever bu koyu ve yüzme molası verirler.
Torba’ya doğru bir başka koy, Demir Liman olarak bilinir. Rüzgara kapalı korunaklı ve ıssız bir koydur. Sahilinde palmiyeler içinde bir ev ve iskelesi var.
TORBA
Yarımadanın merkeze en yakın koylarından biri Torba. Sadece 6 km uzaklıkta.
Çamlar sahile kadar sokuluyor burada. 3 yıl önceki yangın büyük zarar vermiş olsa da yeşilin hakimiyeti sürüyor. Bodrum Yarımadası’nın kuzey yönü daha çok nemli rüzgar aldığından daha yeşildir, güney yönü ise daha kurak olduğundan makiler ağırlıktadır.
Torba, sakin ve sevimli bir yerleşim. Tarihten bugüne ulaşan tek kalıntı 4-5. yüzyıla tarihlenen bir manastır.
Koy kapalı olduğu için, rüzgarın en sert estiği günlerde bile deniz dalgalanmıyor.
Büyük bir tatil köyü, nitelikli ve küçük oteller, lokantalar sahil boyunca sıralanıyor. Feribot iskelesinin bitiminden başlayıp Yat limanında sonlanan sahil denize rahatlıkla girmeye olanak sağlıyor. Deniz sığ ve temiz. Sakin ve sessiz bir ortamda tatil arayanlara...
Feribot iskelesinden Didim’e feribot seferleri olduğunu not edelim.
BARGİLYA - TUZLA
Bodrum’a Milas üzerinden gelenler, anayoldan ayrılıp 4 km yol aldıklarında Bargilya köyüne ulaşırlar. Güllük körfezinin kıyısında, Varvil koyuna uzanan yarımadanın ucunda, binlerce yıllık uygarlığın mirası antik kalıntılarla iç içe şirin bir balıkçı köyüdür Bargilya. Antik Bargylia kentinin kalıntıları, köyün hemen üzerinde geniş bir alana dağılmıştır.
Güllük’ten tekneyle de gelinebilir.
Varvil ya da Bargilya koyu bir iç liman gibidir. Helen ve Roma uygarlıklarının etkisinde oldukça parlak bir dönem geçiren antik Bargylia’da sütunları ve duvarları etrafa dağılmış Roma Tapınağı, kabartmalı bir sunak, ancak küçük bölümü bugüne ulaşan tiyatro, sütun dayanakları kalmış bir stoa kalıntısı, Roma dönemi su kemerlerinden küçük bir parça, kent surları, ilk çağ mezarlığı izlenebilir.
Tuzla kuş cenneti de Bargilya yakınlarındadır. Sulak alanın gözdesi flamingolardır.
Kısacası doğası ve tarihi ile en az yarım gününüzü geçireceğiniz bir turizm cennetidir bu bölge.
GÜVERCİNLİK
Bodrum’a doğru ilk yerleşim. Göl gibi deniz. Çepeçevre küçük oteller, lokantalar, evler. İleride Salih Adası.
Güvercinlik. Bodrum’a merhaba denen yer.
Karşıdaki yüksek ve geniş Salih Adasının doğusundaki tepeler çam ormanı, etekler ise zeytinlikler kaplı. Adanın güneydoğusunda, kıyıda beyaz bir evin bulunduğu koy adanın en güzel koyu. Çevresi ağaçlarla kaplı ve kumsal. Yakındaki balık çiftliklerinin yarattığı kirliliğe rağmen deniz hala pırıl pırıl. Güneyde ise 7-8 villalık bir tatil sitesinin bulunduğu bir başka koy var.
Salih adasında antik Karyanda kenti olduğu ileri sürülse de, eski yerleşimi kanıtlayacak kalıntılar yok denecek kadar silik. Karyanda’lılar adayı terkedip Türkbükü Gölköy civarına yerleşmiş ve Yeni Karyanda’yı kurmuşlar.
İÇMELER
Bodrum şehir merkezinde, Zeki Müren Caddesi’nden ve Halikarnas Disco’nun önünden geçerek yatçıların "Binbir Direk Vadisi" adını taktıkları yat çekek yerine ulaşılıyor. Özellikle sezon dışında karaya çekilmiş veya demirlemiş yatların yelken direkleri bu adın yakıştırılmasının nedeni. Bodrum’a özgü gulet ve tirhandililer de buradaki tersanelerde yapılıyor.
YALIÇİFTLİK - ÇİFTLİK KÖYÜ
Torba dönüşü ya da Bodrum merkezinden çıkılarak yeni gelişen tatil beldesi Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e gidilebilir bir gün. Kızılağaç yolunu izleyerek ulaşılabilen Yalıçiftlik, Gökova körfezi’nin girişinde ve belki de Bodrum’un en güzel denizi bu bölgedeki küçük koylarda.
Eskiden Bodrumluların çok sevdiği sakin Kargıcık bükünde ve Pabuç koyunda nitelikli otel ve tatil köyleri bulunuyor.
Günübirlik tekneler ve yatlar bu güzel koylarda kendilerine özel girintiler buluyorlar. Koylara inen yamaçlar, manzarası çok sayıda yürüyüş parkurlarına sahip.
Çiftlik köyü denizden içeride kalıyor. Çok sayıda mahallesi olan büyük bir belde Çiftlik. Köy yaşamı sürüyor buralarda. Yavaş yavaş kentliler de villalar yapmaya başladılar.
Çiftlik beldesine bağlı Alazeytin mahallesinin üzerindeki tepenin doruğunda, Syangela kenti kalıntıları bulunur.
Mahallenin bitiminden kalıntıların bulunduğu tepeye zeytinlikler arasından geçen 20 dakikalık yürüyüşle ulaşılır.
Thaengela ise Mumcular-Bodrum yolu üzerindeki Pınarlıbelen köyünün mahallesi Etrim köyünün 1.5 km üzerindeki tepededir. Köyden tepeye olan patika yol oldukça diktir ve yürüyüş zaman alır. Köyden rehber almakta yarar vardır. Tepedeki kalıntılar bu kadar zahmete değer düzeyde değildir. Ama spor olsun isterseniz, hava sıcak değilse ve zamanınız da varsa böyle bir keşif ilgi çekici olabilir. Yalıçiftlik ve Çiftlikköy’e giderken Mumcular’a zeytinyağı almak için uğrayabilirsiniz.
Giderken ya da dönerken Dostlar’ın Yeri, Süleyman Top tabelasını görünce girin. Burası Bodrum’un "cırıkçı"sı. Tavuk parçaları derisi ve kemiği ile birlikte soğan ve domatesle kavruluyor ve köy ekmeğiyle birlikte servis yapılıyor.
ORAK ADASI
Kargıcık bükünün karşısında uzanan, Gökova turuna çıkan teknelerin konaklamadan geçmediği Orak Adasının sahilleri girintili çıkıntılı, alçak tepeleri zeytinliktir. Yerleşim yoktur adada. Kuzey ve doğusunda bağlanacak, korunaklı, akvaryum gibi koyları vardır.
KARAADA
Bodrum’un karşısında ve dört mil uzaklıktaki Karaada günübirlik ya da gecelemeli tekne gezilerinin uğrak yeridir. Adı Kara ama tepeleri çam ormanı ile kaplı yeşil bir adadır.
Ada’nın Bodrum’a bakan tarafındaki mağara, gezi teknelerinin ve yatların uğrak yeridir. Sahilde küçük bir motel ve lokanta da bulunur. Mağarada bulunan çamurun cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinir.
Daha da önemlisi güzelliği ile ünlü Kleopatra’nın güzelliğinin bu çamurdan geldiği rivayet edilir.
Özellikle kadınlar yüzlerini, vücutlarını bu çamurla bularlar ve "zenci" olarak hatıra fotoğrafı çektirirler. Sonra da mağara içinde kaynayan termal suya girilir ve ardından dışarıda denizin mavi sularına dalınır.
Adanın arka yüzünde birbirinden güzel koy ve plajlar yatar. En güzeli ve büyüğü Poyraz limanıdır. Dibi kum olan denizi akvaryum gibidir. Poyraz limanını 1 mil doğusunda Yassı adanın kuzeyinde Adalı koy, Tavşan burnunun 1 mil doğusunda da Çemperci koyu uzanır. Her ikisi de teknelerin sevdiği dibi kum, pırıl pırıl koylardır.
GÖKOVA KÖRFEZİ'NE DOĞRU KÖYLER ve KOYLAR
Mazı
Billur gibi tertemiz bir denizi, henüz imara açılmamış, yemyeşil doğası, anıt ağaçları ve anıt kayaları ile Bodrum’un yanıbaşında bakir bir köy Mazı. Bodrum’a bu kadar yakın olup da nasıl diğer koyların aksine böyle bakir kaldığını merak edebilirsiniz. 25 yıldır yapılamayan yolu sonunda asfaltlanınca turizme açılan Mazı köyü; İnceyalı sahilinde güneşlenmek, Ege’nin berrak sularında kafa dinlemek ve deniz ürünleriyle beslenme kürüne girmek isteyenler için tam anlamıyla bir cennet.
Gökova sahilinde yer alan Mazı köyü, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı kıyıdan daha yukarda ve denizden görülmeyecek şekilde gizlenerek kurulmuş. Köy halkının birinci derecede geçim kaynağı halıcılık. Hemen hemen her evde rastlayacağınız tezgahlarda köyün genç kızları sarı, krem, kahverengi tonlarının ağır bastığı ünlü Milas halılarını büyük bir hızla ve heyecanla dokuyorlar. Eğer halı almak istiyorsanız tam yerine geldiniz demektir. Uygun fiyatlarla halıları hem birinci elden alabilir hem de istediğiniz ölçülerde dokutmak üzere sipariş verebilirsiniz. Meraklılarına, rastgelirlerse halıların dokunduğu yünlerin, bahçelerdeki kazanlarda kaynatılarak kök boya ile renklendirilişini izlemelerini tavsiye ederiz.
Vahşi Doğa
Köy meydanında bulunan yüksek bir tepe üzerinde, belki 900, belki de 1000 yaşında bir zeytin ağacı var. Köyün yaşlıları 7-8 kuşaktır var olduğunu söylüyorlar. Kökleri kayalar arasından şaşırtıcı biçimde çıkan zeytin ağacının gövdesini 3-4 kişi kollarını açarak ancak sarabiliyor.
Öte yandan dalma merakı olanlar kayaların ilginç yapısını berrak sularda deniz gözlüğü ve şnörkelli dalışları ile seyredebilirler.
Bakir koylar
Mazı sahili yazın en sıcak aylarında bile kalabalık olmuyor. Uzun kumsal ve kayalıklar hem güneşlenmeye hem de balık tutmaya çok uygun. Sahildeki iskeleden kiralayabileceğiniz motorlarla diğer koylara gezi de yapabilirsiniz. Kara yoluyla da ulaşabileceğiniz ilk koy Feslikan.
Yalıkoyu, Akarca, Çatal, Çamlık ve Şeytan deresi koyu sonrasında ise tarihi harabelerin bulunduğu Kisebükü ören yerine geliniyor. Hamam, sarnıç, kilise gibi kalıntıların bulunduğu koy, mavi yolculuğa çıkan teknelerin vazgeçilmez duraklarından biri. Civarda bulunan koyların birkaçında dipten soğuk kaynak suları kaynıyor. Pırıl pırıl parlayan kumsallarda zakkum çiçeklerinin gölgesinde denize girmenin zevkine ise doyum olmuyor. Balıkçılarla dost olursanız onlarla beraber kalkıp sabahın ilk ışıklarında akşamdan balıkların geçiş yollarına bırakılan ağları toplamaya gidebilirsiniz.
Eğer bu sessizlikten sıkılır ve biraz harekete ihtiyaç duyarsanız, barların, diskoların ve canlı müziğin her çeşidini bulabileceğiniz Bodrum, sadece 50 km. uzaklıkta.
MAZI
Billur gibi tertemiz bir denizi, henüz imara açılmamış, yemyeşil doğası, anıt ağaçları ve anıt kayaları ile Bodrum’un yanıbaşında bakir bir köy Mazı. Bodrum’a bu kadar yakın olup da nasıl diğer koyların aksine böyle bakir kaldığını merak edebilirsiniz. 25 yıldır yapılamayan yolu sonunda asfaltlanınca turizme açılan Mazı köyü; İnceyalı sahilinde güneşlenmek, Ege’nin berrak sularında kafa dinlemek ve deniz ürünleriyle beslenme kürüne girmek isteyenler için tam anlamıyla bir cennet.
Gökova sahilinde yer alan Mazı köyü, denizden gelebilecek korsan saldırılarına karşı kıyıdan daha yukarda ve denizden görülmeyecek şekilde gizlenerek kurulmuş. Köy halkının birinci derecede geçim kaynağı halıcılık. Hemen hemen her evde rastlayacağınız tezgahlarda köyün genç kızları sarı, krem, kahverengi tonlarının ağır bastığı ünlü Milas halılarını büyük bir hızla ve heyecanla dokuyorlar. Eğer halı almak istiyorsanız tam yerine geldiniz demektir. Uygun fiyatlarla halıları hem birinci elden alabilir hem de istediğiniz ölçülerde dokutmak üzere sipariş verebilirsiniz. Meraklılarına, rastgelirlerse halıların dokunduğu yünlerin, bahçelerdeki kazanlarda kaynatılarak kök boya ile renklendirilişini izlemelerini tavsiye ederiz.
VAHŞİ DOĞA
Köy meydanında bulunan yüksek bir tepe üzerinde, belki 900, belki de 1000 yaşında bir zeytin ağacı var. Köyün yaşlıları 7-8 kuşaktır var olduğunu söylüyorlar. Kökleri kayalar arasından şaşırtıcı biçimde çıkan zeytin ağacının gövdesini 3-4 kişi kollarını açarak ancak sarabiliyor.
Öte yandan dalma merakı olanlar kayaların ilginç yapısını berrak sularda deniz gözlüğü ve şnörkelli dalışları ile seyredebilirler.
BAKİR KOYLAR
Mazı sahili yazın en sıcak aylarında bile kalabalık olmuyor. Uzun kumsal ve kayalıklar hem güneşlenmeye hem de balık tutmaya çok uygun. Sahildeki iskeleden kiralayabileceğiniz motorlarla diğer koylara gezi de yapabilirsiniz. Kara yoluyla da ulaşabileceğiniz ilk koy Feslikan.
Yalıkoyu, Akarca, Çatal, Çamlık ve Şeytan deresi koyu sonrasında ise tarihi harabelerin bulunduğu Kisebükü ören yerine geliniyor. Hamam, sarnıç, kilise gibi kalıntıların bulunduğu koy, mavi yolculuğa çıkan teknelerin vazgeçilmez duraklarından biri. Civarda bulunan koyların birkaçında dipten soğuk kaynak suları kaynıyor. Pırıl pırıl parlayan kumsallarda zakkum çiçeklerinin gölgesinde denize girmenin zevkine ise doyum olmuyor. Balıkçılarla dost olursanız onlarla beraber kalkıp sabahın ilk ışıklarında akşamdan balıkların geçiş yollarına bırakılan ağları toplamaya gidebilirsiniz.
Eğer bu sessizlikten sıkılır ve biraz harekete ihtiyaç duyarsanız, barların, diskoların ve canlı müziğin her çeşidini bulabileceğiniz Bodrum, sadece 50 km. uzaklıkta.
Nasıl Gidilir?
Mazı’ya özel aracınızla gidecekseniz Milas ve Güllük’ü geçtikten sonra Bodrum’a doğru yol alırken, Güvercinlik’ten sola Mumcular ayrımını göreceksiniz. Mumcular’a girip sağa dönünce "Yeniköy ve Yukarı Mazı" köylerinden sonra çam ormanı içinden geçen asfalt yolda son olarak karşınıza "Aşağı Mazı" köyü çıkacak.
(Toplam 31 km.)
Pansiyon tabelalarının yanından İnceyalı sahiline inebilirsiniz. Mumcular-Aşağı Mazı köyü arası 20 km. Ancak Aşağı Mazı köyünden İnceyalı sahiline inen 2 km’lik asfalt yol oldukça virajlı. Milas-Mazı arasında çalışan minibüslerle de Mazı’ya ulaşmak mümkün.
Nerede Kalınır?
Mazı İnceyalı sahilinde üç pansiyonun dışında konaklayabileceğiniz hiçbir tesis yok.
Taş Turistik Tesisi,
Mehmet Taş
Tel : (0252) 339 20 89
Faks : (0252) 339 21 72
İnceyalı Pansiyon Çadır kurmak isteyenlere ve karavancılara da yer veriyor.
Cevat Alkan pansiyon.
Mazı İnceyalı Temmuz ve Ağustos aylarında İtalyan turistler geliyor. Bu nedenle gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Köy muhtarı Mehmet Taş, sahilden 2 km yukarda bulunan Aşağı Mazı köyünde kalmak isteyenlere de yardımcı oluyor.
Ne yenir?
Akşamdan denize bırakılan ağlar, sabahın erken saatlerinde toplanıyor. Sahil restoranlarına canlı canlı gelen balıklar arasında, başta akvaryum balığı güzelliğinde iskaroz olmak üzere sokkan, akya, mercan,
lagos, barburya,
karabida ve ahtapot gibi çeşitler bulunuyor. Çorbasına doyamayacağınız iskorpitin yanısıra,
sütte bekletilip sodayla yumuşatılan sübyenin tadına bakmayı da unutmayın.
HURMA SAHİLİ
Mazı’ya bağlı bir başka sahil de Hurma Sahili.
Yıl boyunca nemsiz havası, narenciye, zeytin, çam ağaçları ile kaplı doğası ve tertemiz deniziyle Gökova Körfezindeki Hurma sahili sakin ve huzurlu tatil arayanların mekanı. Malta şövalyelerinin içini oyarak altın dolu küplerini sakladıkları "Gözyaşı Kayası"na(aslında sunak olmalı) çıkarak Hurma Sahilinin genel manzarasını görebilirsiniz.
Bir başka kaya yapısı da koyun girişinde bulunan "Kayık Kayalar". Uzaktan Viking Kanyonunu andırdığı için bu ismi olan adacığın karşısında ise yürüyüş yapıp hiçbir ücret ödemeden tertemiz bir denize girebileceğiniz kumlu plaj var.
Hurma sahilinin solunda Ilgın, Sedef ve Kargılı koylarının bir özelliği de dipten karışan soğuk ve tatlı sulara sahip olması. Denizin kaynakla karıştığı yerde yüzenlerin duş ihtiyacı kalmıyor.
Doğal SİT alanı olan bölgede yürüyüş için uygun patika yollar var. Hurma Sahilinden kiralayacağınız teknelerle Ilgın, Sedef, Kargılı, Çökertme, Kisebükü koylarına geziler yapabilirsiniz.
Nasıl Gidilir?
2 km’lik toprak yol ile Aşağı Mazı Köyü kahvesinin bulunduğu meydandan sola aşağı inen yol sizi Hurma sahiline getirecek.
Nerede Kalınır?
Karı-koca emekli öğretmenler Hacer - Mustafa Dündar tarafından işletilen
Sahil Pansiyon, denize sıfır ve ağaçların gölgesindedir ve arkası mandalinalıktır. Sebze ve yumurta doğal ortamda kendileri tarafından üretilmekte, her zaman taze balık bulunmaktadır.
Tel: (252)339 21 31-339 21 47
Akkaş Pansiyon: (M. Akkaş) 339 20 95
Uğur Pansiyon
Hurma sahilinde çadır kuranlardan para alınmıyor.
Kayabaşı Restorant (Orhan Karagöl)
Tel: 252. 339 20 50
Hurma’da 3 restaurant var. Deniz ürünlerinin fiyatları makul, ama siz gene de fiyatlarını baştan sorun. Et ve tavuk ızgarada yapılıyor. Milas Halılarını evlerdeki tezgahlardan alabilirsiniz. Bal, zeytin, yağ alınabilir.
BODRUM'DA DALMA ve DALIŞ NOKTALARI
Yat Turizmi, plajları, koyları ve gece yaşamı ile kendisine Türkiye Turizminde önemli bir imaj yaratan Bodrum, önemli dalış noktalarıyla ve 2001 yılı Eylül ayında açılan yeni dalış yerleriyle Dalış Turizmi’nde de kendisinden söz ettirmeye başladı. Sualtı buluntularının sergilendiği tek önemli müze olan Bodrum Sualtı müzesi de Bodrum’un dalgıçlar için çekiciliğini artırıyor.
Bodrum çevresindeki önemli dalış noktaları şöyle sıralanabilir:
Büyük Bango; Bölgenin sembol dalış noktalarından birisidir. Bodrum’a 20 dakikalık tekne mesafesinde ve tepesi 4m olan bir sığlıktır. Bodrum, Gümbet ve İstanköy taraflarında kademeli olarak, Karaada tarafı duvar şeklinde derinleşmekte ve sığlık çevresi 28-32m.derinliktedir. Sığlık üzerinde ve eteklerde az da olsa amphora parçaları görülebilir.Dalış sırasında kesin olarak akya, orfoz, lahoz, sinağrit, müren, ahtapot ile karagöz ve sarpa sürüleri size eşlik edecektir.Eğer şanslıysanız barakuda hatta kaplumbağa görebilirsiniz.
Küçük Bango;Büyük Bango’nun 200 m. kadar Bodrum yönündedir. Tepesi 5-6m. dört tarafı da 7-8 metrelerden itibaren dik olarak derinleşmekte ve taban 28-30m.olan bir sığlıktır. Büyük bango’da görülen tüm canlılar burada da görülebilir. Bodrumlu dalış okullarının çok rağbet ettiği bu iki bango;"Akdeniz’de bu kadar çeşitli ve çok balık var mıymış?" dedirtecek kadar enteresandır ve eğer yakınından geçerseniz tepeleri net şekilde tekneden görülebilir.
Kargı Adası:Bodrum’a takriben 1.5 saatlik, Akyarlar burnuna da 500m.mesafededir. Bodrum bölgesinde Kos Adası’na en yakın nokta (3.5deniz mili) bu adadır. Adanın tepesinde Deniz Feneri vardır. Dalış noktası adanın körfeze bakan yüzüdür, diğer taraflar dalışa uygun değildir. Bodrum yöresinin en güzel dalış noktalarından birisidir. Kos adası yönünde 5 m ile 25 m arasında bol miktarda amphora kırıklarına rastlanır, muhtemelen M.S.4.yy. Roma Dönemi ile ilgili bir gemi kalıntısına ait olmalıdır. Dalış noktasında kıyıda dikitler yani dipten yüzeye doğru uzanan kaya tepecikleri ile kıyıya 50m.mesafedeki tepesi yüzeye 17m.olan sığlık ilgi çekicidir. Ada’nın kıyı tarafı 20-22m. sığlık 36m.ye kadar kayalık olarak derinleşmektedir.Kıyı ve sığlık çevresinde bir dalışta 24 tane müren gördüğümü hatırlarım. Müren’den başka bol miktarda orfoz, lahoz, sinarit, bilhassa barakuda sürüsü kesinlikle her dalışta görülebilir. Bu dalış noktasının tek dezavantajı, genellikle yılın bazı zamanlarında Kos Adası yönüne doğru kuvvetli akıntının olmasıdır.
Köçek Adası:Kargı Adası’ndan Bodrum tarafında bir deniz mili mesafede, çok küçük bir kayalık adadır. Akyarlar, Karaincir koyu ve Aspat Tepesi’ne bir mil uzaklıktadır. Bu adacığın özelliği; su üzerinde sadece çok az kayalığın görülmesi ve çevresinde bol miktarda çeşitli yüzyıllara tarihlendirilebilen amphora parçalarının bulunmasıdır.
Ada’nın kara tarafı 8-10m. Bodrum ve Kargı tarafı 20-22m.ve Gökova tarafı da 32-34 m.derinliktedir. Gökova yönünde 28-30m.lerde iki tane demir geç devir çapası kayalara kaynamış durumdadır. Barakuda sürüsü ve gümüş renkli karagöz balıklarının en fazla olduğu bu dalış noktasında Kargı Adası’nda görülen balıklardan başka triton ve pina gibi kabuklu canlılara rastlayabilirsiniz.
Karaada-Kaçakçı Koyu:Karaada’nın arka yüzünde küçük bir koydur. Dalış kulüpleri genelde eğitim amaçlı dalışlarında burayı tercih ederler. Koyun dışındaki iki buruna da dalış yapmak mümkündür. Bu koyun en önemli özelliği; koy içerisinde suyun bir metre altında ada içerisine doğru 40-50m.giden bir mağara’ya sahip olmasıdır. Mağara’nın ağzında içteki geniş alana kadar olan mesafenin dar olması nedeniyle kesinlikle bir dalış eğitmeni eşliğinde uzunan dalgıçların girmesi tavsiye olunur.
Mağara’nın içindeki geniş alanda, tavandaki sarkıtlar olağanüstü görünüm arz ederler. Ayrıca buradaki su sıcaklığı dış taraftaki deniz suyuna göre minimum 5 derece daha sıcaktır.
Karaada-Delikli Mağara:Karaada’nın Kos Adası yönünde ve orta noktalarındadır. Özelliği iki adet sualtı mağarasına sahip olmasıdır. Derinlik, mağaraların bulunduğu alanda, kayalık 20-25m.lerde diğer tarafta küçük koya doğru 40-45m.lere kadar iner. Birinci mağara 15m.derinlikte, ancak girişi çok dar olduğu için içeri girilmesini tavsiye etmem.İkinci mağara ise diğerine 20-30m.mesafede, girişi çok rahat ve içi oldukça geniştir.12-14m. Derinlikte olan bu mağara içindeki kovuklara bakarsanız iskorpit, karavida ve istakoz görme olasılığınız fazladır. Mağaranın tavanında bir metre kadar çapında bir delik vardır ve bu delikten çok rahat 6-7m.lere çıkılabilir.Enteresan olan,mağaranın içinden çıktıktan sonra,üst tarafta her yerden kabarcık çıkıyor olmasıdır.Mağaranın ön tarafında 25m.lerde kaya-erişte (yosun) başlangıcında genelde iki adet çok büyük orfoz balığına rastlamak olasıdır.
Karaada-Aksona Burnu:İlk defa Bodrum’lu bir süngerci tarafından gösterildiği için bu adla anılmaktadır. Karaada’nın Gökova tarafında yani güney yönündedir.Kıyıdan itibaren üç metreden başlayıp, önce 20 m.lere sonra kayalık sırt olarak 40-45m.lere inmektedir. Bol miktarda arkeolojik bulguya sahip olması ile birlikte; ahtapot,orfoz,lahoz, sinarit, barakuda, müren,şanslıysanız vatoz ve karavida görülebilecek canlı türlerindendir. Sezonun bazı aylarında burna doğru bazen zayıf bazen de kuvvetli yüzey akıntısına sahiptir.
Yassıkaya Adası:Karaada’nın güney ucunda, Aksona Burnu’na 300-400 m mesafededir. Karaada tarafı ve kuzey tarafı sığ ve yosun olduğu için dalışa uygun değildir.Adanın güneydoğu tarafı setler halinde kayalık olarak,güney tarafa doğru ise kayalık sırt olarak derinleşmektedir. Bu noktada ıstakoz, müren,ahtapot, orfoz, lahoz, sinarit ile barakuda, karagöz ve melanur sürüleri hemen hemen her dalışta görülebilir. Ayrıca bazı dalışlarda minimum 3m.çapında bir vatoz görme olasılığınız bile vardır. Yılın bazı aylarında yüzeyden ve dipten Knidos yönünde kuvvetli akıntı dalgıçların dikkat etmelerini gerektirir.
Orak Ada-Burun:Bodrum’a birbuçuk saatlik mesafede ve Gökova Körfezi içerisindeki bu nokta, günübirlik gidilebilen en uzak dalış noktalarından birisidir. Bu nokta duvar dalışı sevenler için hayal edilemeyecek kadar güzel sualtı topoğrafik yapısına sahiptir. Dalış noktasındaki burnun hemen iç tarafındaki küçük koyda demirlenir ve burundan iki yöne doğru dalış yapılabilir.
Hele burnun Gökova yönüne doğru yapılan dalış heyecan vericidir.Bu yönde,32-34m.lerdeki mağara’nın içi mor süngerlerle kaplıdır.Burunun itibaren önce 25m.lere sonra da 65-70m.lere inen ve çok enteresan sualtı duvarına sahip bu noktada dalmak sanırım her dalgıcın hayalidir. Sualtında çok fazla balık görme olasılığı olmamasına karşın,ıstakoz,orfoz, lahoz, müren ve 2.5-3m. Çapındaki vatoz’u görme olasıdır.
* Akdeniz’in en güzel ve ilginç dalış noktalarına sahip Bodrum’da 24 Eylül 2001 tarihine kadar Akyarlar burnu ile Orak Adası arasında dalış yapılabiliyordu. Bu tarihte yayımlanan Resmi Gazete’ye göre de Türkiye’nin birçok sahilinde olduğu gibi Bodrum Yarıadası(Gümüşlük ve Yalıkavak arası hariç)tamamen Turistik ve Sportif Tüplü dalışlara açılmıştır.
YÜRÜYÜŞ PARKULARI
Parkur -1) PEDASA (Gökçeler Kalesi)
Bodrum'un kuzeyinden başlayan bir patika ile Gökçeler kalesine yürüyüşün değişik dönüş alternatifleri vardır.
Güçlük derecesi : GB 1
Yürüyüş süresi : 1 Saat 40 dakika
Özellikleri : Tatlı eğimli bol Bodrum manzaralı bir patikadan başlayan yürüyüş, güzel bir vadi içinden Gökçelere devam eder.
Bölgede yarımadanın kuzey ve güney batısını gören vadilerin kesiştiği noktada Lelegler tarafından yapılmış olan bir kale ve civarında tarihi yapılar mevcuttur.
Parkur -2) LELEG EVLERİ + PEDASA
Yarımadanın Gölkırı mevkiinden Çukurboğazına çıkılır. Buradan Koca Ören ve Evcili Ören üzerinden Gökçeler kalesine gelinir. Buradan Bodruma yürünür.
Güçlük derecesi : GB 3
Yürüyüş süresi : 4 saat
Özellikleri : Parkur yarımadanın geçmiş dönemlerine ait değişik yerleşim örneklerini ve görkemli manzaraları izleme olanağını sunmaktadır.
Parkur -3) PEDESA + GEBE KİLİSE
Gökçeler kalesinden kuzeye yürünür İncirlikuyu mevkiinden doğuya doğru tırmanılır. Gebe kiliseden sonra Torba veya Demire inilir.
Güçlük derecesi: GB 3
Yürüyüş süresi: 4 saat
Özellikleri : Yörenin peysajı görülmeye değer. Gebe Kilise ismi ile anılan yapı kilise değildir. Yapı mezar olarak yapılmıştır. Çevresi maki ile kaplıdır, patikası sıksık kaybolmaktadır.
Parkur -4) SANDİMA + PARTİPANAZ KAYASI
Yalıkavak'tan başlıyan yürüyüş eski Sandima Köyü üzerinden Partipanaz Kayasına devam eder. Karakuzu tepesi yamaçlarından Yalıkavağa geri dönülür.
Güçlük derecesi : GB 1 Yürüyüş süresi : 1.5 saat
Özellikleri : Doğal güzelliklerle bezenmiş bir yoldan ulaşılan Sandima yarımadanın yakın geçmişine ait yaşam biçimini izleme olanağı veren hoş manzaralı terkedilmiş bir köydür. İçinde tarih izleri taşıyan Partipanaz kayası ve yörenin manzarası görülmeye değer.
Parkur -5) GERİS KANAMAŞA SIRTLARI
Sandıma, Partipanaz kayası.
Yalıkavak'tan başlıyan yürüyüş eski Sandıma Köyü üzerinden Partipanaz Kayasına devam eder. Karasulu tepesi yamaçlarından Geriş köyü sırtlarına geçilir, güneye doğru yürünerek Karakaya sırtlarından köye inilir.
Güçlük derecesi : GB 2-3 Yürüyüş süresi: 4 saat
Özellikleri: Parkur boyunca peysaj ve manzaralar görülmeye değer.
Parkur -6) TERMERA
Bağla’nın tepesindeki Mandıra köyüne kadar araçla gidilir. Buradan başlayan yürüyüşle Asarlık tepelerindeki Termera'ya ulaşılır ve aynı yoldan geri dönülür.
Güçlük derecesi: GB 2 Yürüyüş süresi: 2 saat
Özellikleri: Yürüyüş sırasında Leleg yapılarının temellerine rastlanır. Patikanın kuzey yamacındaki vadide bulunan bir duvarın dev taşları ilgi çekicidir. Termera Asarlık tepelerinin tam ortasındaki çanağa gizlenmiş olan arazinin içinde bir mabet kalıntısı ve kaya mezarlarından oluşur. Kutsal bir mekandır. Mitolojide 'Tarmera acısı' diye geçen bir deyimin doğmasına neden olan ve kahramanın Herakles olan olayın yaşandığı yerdir. Bölgenin muhteşem manzaralı vahşi görüntüsü bu efsane ile çok uyumludur.
Parkur -7) GİREL ve ÖREN KALELERİ (Antik Side)
Yürüyüş yukarı Göl-Dağbelen arasındaki kavşaktan başlar. Girel Avlusu'ndan geçildikten sonra Karadağ'a tırmanılır. Zirvenin güneyinde ve batısında bulunan kaleler ziyaret edildikten sonra dağın batısından Dağbelen'e inilir.
Güçlük derecesi: GB 3 Yürüyüş süresi: 4 saat
Özellikleri: Parkurun başlangıcından muhtemelen Telmisos Mabedi olan yıkık bir Bizans kilisesinin yanındaki Ören yerinden geçilir. Mabedin Oraklı olduğu konusunda mitolojide bir söylence mevcuttur.
Daha sonra geçilen Girel Avlusu yarımadanın terk edelmiş dağ köylerinden biridir. Karadağ zirvesinin çok yakınına kurulmuş olan Side isimli Leleg yerleşimleri olan Ören ve Girel kaleleri daha sonraları sığınma kaleleri olarak kullanılmıştır.
Parkur -8) GİDEL AVLUSU
Yukarıgölkırı’ndan başlayan yürüyüş Çukur Boğazı'ndaki sarnıçtan batıya doğru Oyukludağ ve Karadağ yamaçlarını takip ederek Girel Avlusu'na ulaşır. Buradan Dağbelen köyüne doğru devam edilir.
Güçlük derecesi : GB 3 Yürüyüş süresi : 3 saat
Özellikleri : Bu parkur yarımadanın geçmişte yaya ve eşek sırtında yapılabilen, kuzeyden güneye doğru başlayan ve dağ köy ve mezarlarına ulaşım sağlayan patikalardan oluşmaktadır.
GECELEMELİ PARKURLAR
Parkur -1) ANTİK KRAL YOLU YÜRÜYÜŞÜ
Bafa gölünün doğu ucunda Milattan önce bir liman kenti olan Herakleia'dan (bugünkü Kapıkırı Köyü) başlayan yürüyüş yer yer ANTİK KRAL YOLUNU izleyerek Beşparmak dağları (Latmos Dağı) üzerindeki tarih öncesi mağara resimleri ve erken Hıristiyanlık dönemlerinden kalma Freskler bulunan mağaralar ve manastır kalıntılarına (ARAP AVLUSU) ulaşılır. Program üç gün ve iki gece kamplı olarak yapılmaktadır.
Güçlük derecesi : 3-4 Yürüyüş süresi : En az 14 saat
Özellikleri : Tarih ve olağanüstü doğal güzellikler tüm gezi boyunca mevcuttur.(Metin, www.bodrum-bodrum.com sitesinden alınmıştır)
Önerilen başka yürüyüş parkurları da vardır:
1. Parkur: Mandalina bahçelerinin içinden geçip Dereköy,Yalıkavak ve Yakaköy üçgeninde gezi. Bu gezide antik kaya mezarlarını,Bizans Dönemi’nden kalma bir başka kiliseyi ve üç adet minyatür piramit şeklindeki mezarları görebilirsiniz.Bu yürüyüşte Sivri Kaya’ya çıkarak heyecanlı nlar yaşayabilirsiniz. Bu yürüyüş en fazla 4 saatinizi alacaktır.
2. Parkur: Bir başka kale kalıntısını ise Bodrum’un doğusunda ki Kızılağaç Köyün’den başlayarak, İçmeler Mevkii’ne ineceğiniz yürüyüşte görebilirsiniz.Bu yürüyüş deniz kenarında sonlandığından, kendinizi Ege’nin serin sularına bırakmamanız için hiçbir neden yoktur.
Yöreye ait Hellenistik Dönem’in en belirgin izlerini ise Romalılar’dan kalma Thengeila’da bulabilirsiniz.Yalıçiftlik Beldesi’nin kuzey doğusunda yer alan bu antik yerleşimin kalıntılarına ulaşmak için, beldeden bir km.sonra yürüyüşe başlamanız ve orman içinde 2 saatlik bir yürüyüşle yükselmeniz yeterli olacaktır.Dönüş yaklaşık 1.5 saatinizi alacaktır ve isterseniz Bodrum’un en bakir koylarından birisi olan balıkçı barınağında yüzerek, günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
BODRUM GULETLERİ
Bodrum, tarihten bugüne denizcilikte hep ön sıralarda olmuş.
Belki bu nedenle, Türkiye’nin tek önemli su altı ve batık müzesi Bodrum’da, kalede yer alıyor.
Müzenin en önemli parçası ise bir batık ahşap tekne. Batık bir ticaret gemisine ait. Temsili maket, batığın yüküne de yer vermiş.
Bu topraklar, ünlü kaptanlar yetiştirmiş. Karyandalı (Gündoğan) kaptan Skylax, tarihçi Heredot’a göre Pers donanmasına uzun yıllar kaptanlık etmiş. Yunanlılara karşı nice zaferler kazanmış. Akdenizle yetinmemiş Hint okyanusuna kadar ulaşmış. Akdeniz ve diğer denizler üzerine notları diğer denizcilere ışık tutmuş. Bu notlarla "Skylax’ın Sınırları" adı altında dünyada bilinen ilk navigasyon kitabı oluşturulmuş. Büyük İskender bu notlar ışığında yönetmiş donanmasını.
Sonra Turgut Reis çıkmış. Bodrum’un Karatoprak köyünde(bugünkü Turgut reis) çobanlıktan Osmanlı donanmasının kaptanlığına kadar yükselmiş.
Yarımadanın hemen her koyu, Bodrum’lu ustaların el emeği göz nuru ahşap tekne yapım yeri olarak tersanelere ev sahipliği yapmış. İçmeler, Çiftlik, Tavşan Burnu, Gündoğan, hatta Gümüşlük ve Yalıkavak sayılabilir bu yerler arasında. Bir bölümünde., mesela İçmeler’de tersaneler bugün de faaliyette.
Bodrum’un ilk sahiplerinden Karyalıların tirhandil teknelerinden evrilerek bugüne gelen guletler, bugün hem Türkiye ve hem de dünya denizlerinde boy gösteriyor.
Guletler önceleri balık ve sünger avcılığında kullanılıyordu. Korsan gemilerine karşı hızlı, manevra yeteneklerinin üstün olması nedeniyle Antillerde de boy gösterdiler. Gulet tipi tekneler seyir yaptıkları denizlere göre de farklılaştı. Karadenizde daha çok yük taşımacılığında kullanılmak üzere küpeşteleri yükseltildi. Bodrum guletleri sünger ve balık avcılığında kullanıldığı için küpeşteleri suya yakındı.
Ekonomi değişti, turizm ön plana çıktı, dünyanın en güzel koylarında dünyanın en güzel ahşap tekneleri turist taşımaya başladı.
Turizm geliştikçe guletler de gelişti, boyları büyüdü. Konforları arttı. Her kamaraya banyo tuvalet kondu. Klimalı, minibarlı, geniş yataklı kamaralar yapıldı.
KONAKLAMA / ACCOMMODATION
No | Tesisin Adı | Türü | Oda | Yatak | Adres | Telefon | Bel.Türü |
| Clup Blue Dream | 5*HV | 150 | 322 | Bodrum - Zeytinli Kahve Mevkii | 3371101 | Bakanlık |
| Kervansaray Resort | 5*HV | 420 | 840 | Kızılağaç Köyü | 3371400 |
|
| Gökçe Club Armonia | 4*HV | 257 | 525 | Akyarlar Köyü T.Reis | 3936315 |
|
| Onura Tatil Köyü | 4*HV | 189 | 392 |
