BARTIN
Bartın ırmağını oluşturan Kocaçay ve Kocanaz çayının yeşil bir örtüye sararak üç taraftan kucakladığı şirin tepecikler üzerinde  ve denizden 12 Km. içeride kurulmuştur. Yüzölçümü 1151 km2 , ortalama yükselti 25 m'dir.

Bartın, 700 yıllık Kilise binası, 100-300 yıllık camiler, köprüler, hanlar, hamamlar, ve yakın tarihi özetleyen birer tabloyu andıran ahşap Bartın evleri, geleneksel Garıla Pazarı ve düğünleri, yüzyılların desenlerini gümüş pırıltılı ışıklarla yansıtan el sanatlarından Telkırma yazmalar, seçkin yöre mutfağı ve çilek festivali gibi tarihi, kültürel ve folklorik değerleri, deniz, ırmak, mağara, yayla ve av turizmine olanak sağlayan ilginç doğal değerleriyle beğenilir.


Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde, 410 -53' kuzey enlemi ile 320 -33'doğu boylamı arasında yer alır. Kuzeyini 59 km.lik sahil şeridiyle Karadeniz çevrelerken, doğuda Kastamonu, doğu ve güneyde Karabük, batıda ise Zonguldak illeriyle komşudur.
Yüzölçümü 2143 km2 olup, ortalama yükselti 25 m.dir.

Bartın; doğu, batı ve kuzeyden yüksekliği 2000 m.yi geçmeyen dağlarla çevrilidir. Dağlar, yüksek olmamakla birlikte oldukça dik, sahillere doğru sarp ve kayalıktır.
En önemli dağları; Aladağ, Kocadağ, Karadağ, Kayaardı, Karasu ve Arıt Dağlarıdır. Kent merkezini batıdan Aladağ, kuzeyden Karasu dağları ve doğudan Arıt Dağları kuşatmaktadır. Halatçıyaması, Orduyeri, Kırtepe ve Ömertepesi kentin üzerine kurulduğu dört önemli tepedir.

Bartın Irmağı ve kolları tarafından derin bir biçimde parçalanan arazi çok engebeli bir görünümdedir. Irmağın genişlediği alanlarda ve dağların oldukça dik yamaçları arasında dar ve derin vadiler yer alır. Kent merkezlerine inildikçe düz ovalar artmaktadır.
Bartın'ın en önemli yaylaları; Uluyayla , Ardıç, Gezen ve Arıt yaylalarıdır. Arıt yaylası, Küre Dağları Milli Parkı içerisinde yer almaktadır.

Bartın’ın en önemli akarsuyu, M.Ö.’ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Irmağı’dır. Şehir merkezinde Gazhane Burnu’nda birleşen Koca çay ve Kocanaz çayının oluşturduğu ırmak, 15 Km. akarak Boğaz mevkisinde Karadeniz’e ulaşır.
Kocanaz çayı; güneyden doğup Kozcağız’¬¬¬ dan kuzeye doğru akarken, Koca çay; Kastamonu’dan gelip Ulus’tan geçen Göksu ve Eldeş Çayları (Ulus Çayı) ile bunlara katılan derelerden oluşur. Arıt ve Mevren Derelerinden oluşan Kozlu Çayı ile birleşen Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay Dereleri Kocaçay’ı besleyen akarsulardır.
 

Diğer önemli akarsuları; Kurucaşile topraklarında doğan ve Karadeniz’e ulaşan Kapısuyu ve Tekkeönü Dereleri ile Ulus-Uluyayla’yı sulayan Ovaçayı ve İnönü dereleridir.

Bartın Irmağı; üzerinde 500 tonluk gemilerle Karadeniz’den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Akış hızı saatte 720 m. olup, denize her yıl 1.000.000.000 m3  su akıtmaktadır.

Bartın’ın 2143 km2 olan yüzölçümünün %46’sını ormanlar, %35’ini tarımsal alanlar, %7’sini çayırlar ve meralar, %12’sini de kültüre elverişsiz alanlar ve yerleşim merkezleri kaplamaktadır.
Bitki coğrafyası bakımından oldukça karışık bir durum gösteren Karadeniz bölgesinde; hem Karadeniz, hem de Avrupa-Sibirya bitki coğrafyasına ait bitki grupları ve türleri görülebilmektedir.
Bartın’ın bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşur. Sahil boyunca 600 m. yüksekliğe kadar olan alanın karakteristik ağaçları; Meşe, Kayın ve Gürgen’dir. Sahilden içeride ve 1500 m.den  yüksek kesimlerde; Kayın, Kestane, Köknar ve Çam türleri, sahil şeridinde de Ceviz, Kestane ve Fındık plantasyonları yaygındır.
       
Diğer ağaç ve bitki türlerini ise; Kızılcık, Muşmula, Böğürtlen, Ihlamur, Kuşburnu, İncir, Adaçayı, Kuşkonmaz, Defne, Sarmaşık, Zakkum, Ormangülü, Eğreti,  Yasemin, Kurtbağrı, Alıç, Çançiçeği, Papatya, Hinduba, Sütleğen, Ayrık, Yonca, Üçgül, Sinirotu, Çuhaçiçeği, Kavak, Menengiç, Sumak, Sakız, Yapışkanotu, Yavşan, Çobançantası, Laden, Selvi, Kocayemiş, Dönbaba, Funda, Abdestbozan, Katırtırnağı, Arapotu, Çirişotu, Kekik ve yüzlerce alt flora oluşturur.

Toprak karakteri ve iklimi bağ-bahçe tarımına uygun olan yörenin ürün deseni arasında; tarla ürünleri ile sebze ve meyve türlerinin hemen hemen tümü sayılabilir.  Ayrıca; son yıllarda adına festival düzenlenen kaliteli Çilek yetiştiriciliği dikkat çekmektedir.

Bartın’da Bern sözleşmesi gereği koruma altına alınmış bitki türü bulunmamaktadır. 

Bartın’ın faunasını çift yaşamlılar, sürüngenler, memeliler ve kuşlar oluşturur.

Çift yaşamlılardan kurbağa çeşitleri ve şeritli semender; sürüngenlerden keler, kertenkele, yılan ve tosbağa; memelilerden kurt, çakal, gelincik, porsuk, tilki, ağaç sansarı, sincap, kirpi, köstebek, yediuyur, fare çeşitleri, boz ayı, yabani domuz, tavşan, karaca ve yarasa türlerini sayabiliriz. Kuş çeşitleri arasında ise leylekler, atmacalar, doğanlar, baykuşlar, şahin, alakarga, saksağan, üveyik, guguk kuşu, kukumav, puhu, saka, serçe, çam baştankarası, ağaçkakan, çalı ötleğeni, bıldırcın, kınalı keklik, sülün, çulluk, kara tavuk ve ardıç yer alır.

       
Bartın’da yazları sıcak, kışları serin geçen Ilıman Deniz İklimi (Karadeniz İklimi) hüküm sürmektedir.

Denize yakınlığı ve pek yüksek olmayan dağ sıralarının kıyıya paralel oluşu, genellikle kıyı şeridi üzerinde sıcaklık farklarının azalmasına, nemin artmasına ve Balkanlardan gelen hava kütlelerinin etkisinde kalmasına neden olmaktadır.

Bartın’da en sıcak ay; ortalama 23 C0  sıcaklık ile Temmuz, en soğuk ay;ortalama 4.2 C0  sıcaklık ile Aralık’tır. Toplam açık günler sayısı; 225, yağışlı günler sayısı; 125 ve karla örtülü günler sayısı; 15’dir
ŞELALELER

Ulukaya Şelalesi ve Kanyonu
Ulus ilçesine 17 Km. uzaklıkta bulunan Ulukaya Şelalesi ve Kanyonu; çevresindeki panoramik güzelliğiyle yoğun ziyaretçi çekmektedir.

Kanyonun uzunluğu yaklaşık 1km olup, yüksekliği 300 mt.'dir. Şelale kaya oyuğu içinden çıkan suyun, 20 mt. yükseklikten düşmesiyle oluşmaktadır. Ulus çayına, 30-40 mt.  genişliğinde bir gölet oluşturduktan sonra dökülen suyun debisi 200-250 lt/sn'dir.

Ulukaya'daki Gizem

Ulukaya Şelalesi ile ilgili anlatılan mitoloji onu daha da anlamlı kılmaktadır.

Selamnos 1.95 boylarında iri kaslı, iri vücutlu, yeşil gözlü yakışıklı bir delikanlıdır. O, küçük yaştan beri koyunları ve keçileri dağlarda otlatarak yaşamını sürdürüyordu.

Hera ise yaratılırken Tanrı'nın biraz özen gösterdiği; mavi gözlü, uzun ve sarı saçlı ve süt beyaz tenli olmasıyla, yöredeki delikanlıların iç geçirdiği bir genç kızdır. Esintili günlerde eda ile yürürken, arkaya savrulan saçları rüzgarın içinde haleler oluştururdu. Günlerinin çoğu Ormanlarda geçerdi. Yakacak için odun, astım hastası olan ve solunum güçlüğü çeken Babasının kaynatıp suyunu içmesi için de reçine, papatya, nergis çiçeği ve ıhlamur toplamaya giderdi. Zaman zaman, uğur saydığı sincapların ağzından düşen cevizleri yakalardı.
       
Bir gün Selamnos ve Hera, yeşilin cennet imajına büründüğü, derelerin çağıldayarak aktığı, güneşin ağaçların arasına girmekte zorlandığı ve orman güllerinin kızıl bir renk oluşturduğu dağın bir kesitinde karşılaşırlar. Öyle bir karşılaşma ki, birbirlerini görür görmez gözlerinin içinde sörf yapmaya başlarlar. Bir, iki, üç buluşma derken bir aşk doğmaya başlar. Öyle bir aşk seli ki, önce Ulukaya'dan Drahna'ya ve oradan da Paphlagonia'ya sığmaz olur… Sonuçta evlenmeye karar verirler. Hera'nın ailesi pek istemese de Muhteşem bir düğün yaparlar. Anlatılanlara göre, düğün giysileri gerek Hera'ya ve gerekse Selamnos'a çok yakışır. Damatlık elbiseleri Selamnos'un delikanlılığını iyice ortaya çıkarırken, beyaz gelinlikler içindeki Hera bir melek gibi görünür…

Evliliğin ilk yıllarında çift gayet mutludur. Ne var ki aniden bir rahatsızlık vuku bulur. Selamnos yatağa düşer. Sebebi anlaşılamamıştır bu hastalığın. Birçokları nazara bağlarlar. İyileşsin diye Kocakarı ilaçları yapıp getirenler olmuş. Ama hepsi boş… Günler, haftalar ve yıllar su gibi akıp gider… Selamnos yapayalnız. Koca delikanlı zaman içersinde erimiş gitmiş…

Hera nedense anlaşılmaz bir tavır içersine girer. O artık seven kadın değil, kocasından ve hayattan nefret edendir. Duyan herkese "Olamaz" dedirtir. Nankör Hera, kocasına destek vereceğine ondan kaçmaya başlar.

Zaman akıp giderken Selamnos'un düşündeki bütün çıkışlar kapanmıştır. Artık yaşamak bir hiçtir onun için. Bulabildiği tek çözüm kendine ait zamanı durdurmaktır... Eylemini gerçekleştirmek için mekan aramaya başlar. Öyle bir yer bulmalı ki atladığında geriye dönüşü olmasın… Birkaç yer düşünürken ufkunda böyle bir yer şekillenir. İşte orası Ulukaya'dır.
Yanında hiçbir şey olmaksızın nefes nefese Ulukaya'nın zirvesine çıkar. "Heraaaaaaa…" "Heraaaaaaa…" Diye seslenir. Yankı yapan dağlardan "Heraaaaaaa…" sesleri kulağına geri geldikçe inadına bağırır…  Bir kez daha… bir kez daha derken Hera'nın masum yüzünün hayaliyle boşluğa bırakır kendini…
Aşk Tanrıçası Eros, başlangıçtan bu yana göz pınarları dolsa da müdahale etmemiştir yaşananlara. Ancak, bu aşkın böyle sonuçlanmasını istememektedir. Onun için hemen harekete geçer; Selamnos'un bedenini, yere değer değmez akıp giden yeraltı suyu ve ardından şelaleye dönüştürür. Su da olsa değişen bir şey yoktur Selamnos için. Yine başını taştan taşa vurarak akar gider Karadeniz'e doğru. Ulus Dağları, Ulus Ovaları Aşk feryatlarını almaz olur.
Tanrıça Eros olayın etkisinde kalır. Diğer Tanrılara neler yapılması gerektiğini sorar. Birlikte düşünüp karar verirler. Yüce karara göre; "Her kim Ulukaya şelalesinden bir yudum su içerse, yüzünü yıkarsa ya da bir mendil ıslatırsa Selamnos'un da acıları o kadar azalacaktır." Yine, Ulukaya'dan su içenler,  mendil ıslatanlar ve yüzlerini yıkayanlar, içlerinde gizli kalmış sevgi kırıntılarından arınacaklardır."  Böylece,  Ulukaya'nın bu kutsiyeti Selamnos'un acılarını dindirecektir.

ster inanın, ister inanmayın! Bu, bir öykü… Fakat "Birilerine" tavsiye edilmiyor. "Evli çiftlere"… Tercih sizin! Aşkınız mı? Selamnos'un acılarını dindirmek mi?

Ulukaya Şelalesi, gerek otantik yapısındaki çekicilik ve gerekse mitolojik yönüyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi ve beğenisiyle karşılaşmaktadır. 

Aksu Çayı Şelalesi        
Ulus-Kumluca Beldesine 18 km. uzaklıkta, Kızıllar Köyünün Umar tepesi mevkiindedir. Umar tepesini 10 mt genişliğinde ikiye bölen Aksu çayı, üç aşamalı olarak 35 mt.lik bir yükseklikten düşerek şelaleyi oluşturmaktadır.
Ayrıca, Umar tepesindeki kayalarda Hz. Ali'nin atının ayak izleri bulunduğu söylenmekte; kurak geçen yaz aylarında yağmur duasına çıkılmaktadır.
Bu özellikler, Umar tepesini ve Aksu Çayı Şelalesini çekici kılmaktadır.

Gergece Şelalesi
Merkez ilçe Yeşilkaya köyünde, 11 km. uzaklıktaki Gergecekaya mevkisindedir.

Gölderesi (Çambu) Şelalesi
Kurucaşile İlçesi Karaman (Çambu) köyüne 7 km uzaklıkta bir vadi boyunda oluşmuştur. 15 m yükseklikten kademeli olarak düşmekte olup, ormanlık bir saha içerisindedir.

Dip Şelalesi
Kurucaşile ……. Köyü Dip mevkiinde olup, 20 metrelik yükseklikten düşmektedir 
AMASRA

       Adını, Kraliçe Amastris'den alır. Bartın'ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz'le buluşturan bir yarımada ve iki ada üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 120 km2 .'dir.
M.Ö. 14.Yy.da Gaskalar ve 13.Yy.da Hititlerden sora 12. Yy. sonlarında Bithynie Bölgesindeki Bartın'a Frigler, Paphlagonie Bölgesindeki Amasra'ya Fenikeliler yerleşti. Fenikeliler; Amasra (Sesemos), Ereğli (Heraklia), Sinop (Sinope) ve Tekkeönü'nde (Kromna) ilk Sayda Kolonilerini oluşturdular.
       9. yy.da Akdeniz'deki güç dengelerinin bozulmasıyla Fenikeliler ve ortakları Karyalılar Amasra ve Kromna'yı terk etti. Karanlık geçen yüzyıllık bir dönemden sonra, 7.yy. başlarında bölgeye bu kez İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler yerleşti. Amasra ve Kromna da diğer Karadeniz siteleri ile birlikte İon (Millet) Kolonisine katıldılar. Bölge, 7.yy. sonlarında Kimmerlerin, 6.yy'da Lidyalıların, 547 yılında  da Perslerin hakimiyetine girmesine karşın; Karadeniz kolonileri uzun süre bu statülerini korudular.
334 yılında Perslerin hakimiyetine son veren Makedonya Kralı İskender, Bartın ve Ulus'un yönetimini General Eumenes'e, Amasra ve Tekkeönü'nün yönetimini de Frigya Satrabına bıraktı.
M.Ö. 12. Yy.'dan beri Sesamos adıyla anılan kent, 302-286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetildi ve kraliçenin adını aldı.        
       Pers Kralı 3.Dareios'un yeğeni ve Makedonya kralı İskender'in baldızı olan Kraliçe Amastris, İskender'in komutanlarından General Krateros'la evlenerek Makedonya'ya gelin gelmişti. M.Ö.322 yılında Ereğli Tiran'ı Dionysios'la, 302 yılında da Trakya kralı Lysimachos'la evlenmiş; evlilikleri uzun sürmeyince de Amasra'ya yerleşerek oğulları adına Amasra'nın yönetimini üstlenmiş, 286 yılında oğulları tarafından bindiği gemi batırılmak suretiyle öldürülünceye kadar burada yaşamıştı.
Kraliçe Amastris; 16 yıllık iktidarında (302-286), Amasra'da Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan bir şehir devleti (Symoikismos Siteler Birliği) kurmuş, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmıştı.
       Amasra ve Bartın çevresi; yöredeki savaşlar sonrasında 279 yılında Pontus krallığının, M.Ö. 70- M.S. 395 yılları arasında Roma, Roma-Bizans bölünmesi üzerine  de Bizans İmparatorluğunun egemenliğine girdi ve uzun yıllar Bizans'ın hakimiyetinde kaldı. Roma Döneminde, Bitinya ile Pontus'un Paflagonya'daki bölümü Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü Başkenti oldu.
1084 yılında, Selçuklu himayesinde yörede kurulan Türk Emirliği; 1086 yılında Süleyman Beyin ölümü ve 1096 yılında başlayan 1. Haçlı Seferleri sonrasında ciddi sıkıntılar yaşadı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma ile başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul'dan Samsun'a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans'ın hakimiyetine girdi.
       Bizans İmparatoru M. Paleologos, 1261 yılında, karşılaştığı güçlükleri göğüslemek için Cenovalılardan yardım istedi.  Buna karşılık, Galata'da bir ticaret üssü kurmalarına izin verilmesi ve 1261 yılında yapılan Nymphaion Anlaşması'yla da Karadeniz'deki birkaç limanla birlikte Amasra'nın da kullanımını da Cenovalılara bırakması Amasra'nın kaderini değiştirdi. Amasra, gittikçe gelişen bir Ceneviz Kolonisi oldu. Cenovalılar, çevre yönetimlerle kurdukları dostluklar sayesinde uzun süre bu statülerini koruyup 1460 yılına kadar 200 yıl Amasra'ya hakim oldular.
       Amasra; M.Ö. 12.yy'da Fenike ve 7.yy'da Miletos (İon) kolonisi, Amastris döneminde Symoikismos Siteler Birliğinin, Roma döneminde (M.S.70-395) Paflagonya Eyaletinin, sonraları bu eyaletin Bitinya-Pontus bölümünün merkezi, Bizans döneminde (M.S.1261-1460) Ceneviz kolonisi, tarih boyunca hem askeri bakımdan önemli bir üs hem de esir ticareti yapılan, kereste, şimşir, ton balığı ve kürk ihraç eden ticari bir liman kentidir.
       Fatih Sultan Mehmed'in, "Lala, lala Çeşm-i Cihan bu m'ola" dediği Amasra, keşfedilmeyi bekleyen tarihi ve doğal sırlarıyla "Uyuyan Prenses"e benzetilir.
Amasra, 1940'lı yıllarda Ev pansiyonculuğu ve çadır kampçılığına öncülük eden ve 
               " Ülkemizde Turizmin başladığı yer" olarak bilinir.

 

 

Kozcağız  Merkez ilçeye bağlı Kozcağız; merkez ilçenin güneyinde, Kocanaz çayı kenarında kurulmuştur. Batıda ve güneyde Çaycuma (Zonguldak), doğuda Kumluca ve güneyde Hasankadı Beldeleri ile komşudur. Yüzölçümü: 232 km2'dir. Kozcağız'da, 1967 yılında Bucak ve Belediye teşkilatları kurulmuştur
Arıt 
Merkez ilçeye bağlı Arıt; merkez İlçenin batısında, yer yer 1300 rakımına ulaşan sarp dağlar arasındaki vadide kurulmuştur. Doğusunda Kastamonu, kuzeyinde Kurucaşile ve güneyinde Ulus ilçeleri yer alır. Yüzölçümü: ….  km2'dir.

Bartın'ın "Oniki Divan Merkezi" olarak teşkilatlandığı 1811- 1867 yılları arasında Arıt'ın da iki divandan oluştuğu bilinmektedir.

 

PLAJLAR

Bartın'ın, dik ve ormanlık yamaçlarla denize ulaşan 59 Km.lik kıyı kesimi, olağanüstü güzellikteki koyları ve renklerle bütünleşen bitki örtüsüyle ilginçtir.  Çoğu bakir olan bu koylar, temiz kumları, az dalgalı suları ve doğal güzellikleriyle beğenilmektedir.

Bartın plajlarını Kuzeybatıdan Kuzeydoğuya doğru sıralarsak;

Kızılkum Plajı
Bartın'ın kuzeybatısında ve 35 Km uzaklıkta olup, yörenin en büyük plajıdır. Günübirlik kullanıma elverişli olan plajın uzunluğu 2,5 Km, kullanım alanı ise 357.106 M2 'dir.

Hatipler Plajı
Bartın'a 32 km uzaklıktadır. Günübirlik kullanıma elverişli olan plajın Kullanım alanı 250.000 M2 'dir.

Mugada Plajı
Bartın'dan Mugada'ya 2 farklı karayolu hattından ulaşmak mümkündür. Bartın-Gözpınarı-Mugada hattı 17 km, Bartın-Güzelcehisar-Mugada hattı 26 km'dir.
Günübirlik yoğunluk yaşayan plajın uzunluğu 1,5 km, kullanım alanı 203.694 M2'dir. 

Mugada Plajı doğal güzelliği ile beğenilmekte; sahip olduğu 80 Milyon yıllık Doğal Anıt niteliğindeki Lav sütunları ve 2. Dünya Savaşı esnasında olası bir düşman çıkartmasını önlemek amacıyla doğu ve batı uçlarına yerleştirilen uçaksavar bataryaları ile ilgi çekmektedir.  

İnkumu Plajı
Bartın'a 14 km uzaklıktadır. Cennetten bir köşe olan İnkumu Plajının uzunluğu 2,5 km,  kullanım alanı ise 137.244 M2'dir. 
İnkumu'nda; kumsalın kuzeyini mavi ve turkuaz sularıyla Karadeniz, güneyini de yemyeşil orman denizine bürünmüş İnkumu dağı çevreler. Dağın en üst noktasından kara ile denizin yani yeşil, mavi ve turkuaz renklerin buluşmasını seyrederken ayrı bir güzellik sergiler.
Üçüncü konutların ve resmi kurumlara ait dinlenme tesislerinin de bulunduğu İnkumu; kaliteli otel, restoran, kafe, bar ve her türlü turistik gereksinimleri karşılayabilecek donatılara sahiptir. Özellikle yaz aylarında yoğun yerli ve yabancı ziyaretçi ağırlamaktadır.

Güzelcehisar Plajı
Bartın'a 17 km uzaklıkta olup, kullanım alanı 77.547 M2'dir.  Kısmen ev pansiyonculuğu ve Çadır Kampı Alanının bulunduğu Güzelcehisar, günübirlik turistik yoğunluk yaşayan beğenilen plajlardandır.  

Tarih ve doğal güzelliğin iç içe girdiği Güzelcehisar Plajını diğer plajlardan ayıran bir başka değer de sadece doğal güzelliği değil, sahip olduğu 80 milyon yıllık doğa harikası lav sütunlarıdır.
Volkanik faaliyetler sonucunda oluşan magma kayalarının oldukça farklı güzellikler taşıyan en güzel örnekleri; Karadeniz sahilinde harika denizi ve kumu, yeşilliklerle kaplı çevresi ve doyumsuz günbatımı ile görenleri büyüleyen ve mutlaka görülmesi gereken cennet yurt parçalarından biri olan Güzelcehisar'da görülmektedir. Güzelcehisar'ın o eşsiz kumları üzerinde yüründüğünde uzun kumsalın batı ucunda başlayan sütun yapılı lavların, denizden bir duvar gibi yükselerek buradan yine bir doğa harikası olan Mugada koyuna kadar deniz kıyısının tümünü kaplamaktadır. 

Amasra Plajı
Bartın'a 17 km uzaklıktaki bu şirin ilçe, 1940 yılından beri Ülkemizin önemli turistik cazibe merkezlerindendir.
Plajın uzunluğu 1 km, kullanım alanı ise 15.514 M2'dir.  
Amasra; deniz turizmi yanında kültür, mağara, doğa ve su sporları turizmi olanakları ile Türkiye'nin ilk turizm beldelerindendir.

Çakrazşeyhler Plajı
Bartın'a 33 km, Amasra'ya 16 km uzaklıktadır. Çakrazşeyhler Plajının uzunluğu 1,5 km,  kullanım alanı 38.295 M2'dir
Turistlerin her türlü gereksinimlerini karşılayabilecek kaliteli otel, restoran, kafe, bar ve diğer donatılara sahiptir. Özellikle yaz aylarında yoğun yerli ve yabancı ziyaretçi ağırlamaktadır.
Tarihteki adı, kızıl anlamına gelen Erythonoi'dir. Çakraz coğrafyasında; yan yana sıralanan ak ve kızıl topraklar, fıstık çamlarının oluşturduğu firuzi renkler ile mavi ve turkuaz deniz apayrı bir fon oluşturur.

Çakrazboz Plajı
Amasra'nın doğusunda, Bartın'a 35 km ve Amasra'ya 18 km uzaklıktadır. Plajın uzunluğu 2 km, kullanım alanı 70.068 M2'dir. 
Çakrazbozköy Plajı, kumsalı ve hemen arkasındaki zümrüt yeşili doğal örtünün sarmaladığı doğal güzelliği ile beğenilmektedir. Günübirlik ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılayabilecek niteliktedir.

Akkonak (Deliklişile) Plajı
Bartın'a 35 km Amasra'ya 18 km uzaklıktadır. Akkonak Plajı, kullanım alanı 11.779 M2'dir. 

Mevcut Pansiyon ve Kamp Tesisleri turistik talebi karşılayabilecek kapasitededir. Günübirlik yoğunluk yaşamaktadır. 

Plajın hemen yakınındaki sarp kayaların önünde yer alan ve çevresindeki yeşil doku ile otantik bir yapı oluşturan "Sevgi Geçidi", plaja ayrı bir özellik ve güzellik kazandırır. Bu doğal geçit,  yöreye ismini verir ve Deliklişile olarak anılır.

Günümüzde, "Dargın çift ya da sevgililerin bu geçitten geçtiklerinde birbirlerine olan kırgınlıklarının biteceğine inanılır."

Göçkün Plajı
Bartın'a 40 km, Amasra'ya 23 km uzaklıkta olup, kullanım alanı 55.280 M2'dir. Bakir plajlardan olan Göçkün, günübirlik kullanıma yeterli donatılara sahiptir.

"1/25.000 Sakarya-Bartın Kıyı Kesimi Çevre Planı"nda; Doğal güzelliği ile beğenilen Plajın hemen yakınında, UNESCO tarafından desteklenen "23 Nisan Dünya Gençlik Kampı Projesi"  için yer belirlenmiştir.

Karaman (Çambu) Plajı
Bartın- Kurucaşile arasında, Bartın'a takriben 50 km, Kurucaşile'ye 11 km uzaklıktadır. Karaman Plajının kullanım alanı 16.000 M2'dir. 

Doğu ve batısında yükselen kayalar ilginç yapıda olup, plajın boyu 400 metre civarındadır. Hemen doğusunda deniz motorlarıyla gitmenin mümkün olduğu sarp bir kaya sathında doğal yapılı yılanların birbirine dolanışını tasvir eden rölyef vardır. Karaman-Meydan köyleri arasındaki kıyıda bulunan 10X10X10 ebadında kıyı mağarası fok balıklarının üreme alanıdır. 

Tekkeönü Plajı
Tekkeönü Plajı, Kurucaşile'nin batı yönünde ve ilçeye 9 km. uzaklıktadır. Plajının kullanım alanı 65.940 M2'dir. 

Günübirlik ziyaretçiler için plaj, Hisar kalesi, ahşap yat ve balıkçı teknelerinin yapıldığı tersaneler yöreyi çekici kılmaktadır.

Kurucaşile Plajı
Bartın'a 62 km uzaklıktaki Kurucaşile ilçe merkezindedir. Sezon boyu ziyaretçi çeken Plajın kullanım alanı 14.941 M2'dir. 


Kapısuyu Plajı
Bartın'ı Kastamonu'ndan ayıran sınır üzerinde yer alan Kapısuyu köyü, Karadeniz'de vahşi güzellik sergileyen doğası ve gemi yapımcılığıyla ünlüdür.

Günübirlik kullanıma elverişli olan Plajın uzunluğu 1 km, kullanım alanı 30.860 M2'dir.
Ağaç İşleri (Oymacılık-Süsleme )

Tarihi, 17.yy'a dayanan ağaç oymacılığı, bugün Amasra ve köylerinde sürdürülmektedir. Amasra Çekiciler Sokağı'nda ıhlamur, şimşir, dişbudak, ceviz, kiraz ve kızılağaç gibi ağaçlar kullanılarak yapılan ayetler ve güzel sözler yazılı levhalar, resim ve resimlikler,çerez takımları, isimlik, anahtarlık, kuş ve hayvan figürleri vb. eşyalar satılmaktadır.
Güzelcehisar Lav Kayaları

Söz sahillerden açılmışken Güzelcehisar'ın bir başka yönünden bahsetmeden edemezdik. Evet. Tarih ve doğanın iç içe olduğu Güzelcehisar, Bartın'a 17 km uzaklıktadır. Güzelcehisar'ı 80 milyon yıllık "Lav Sütunları" daha da anlamlı hale getirmiştir. Lav sütunları şu şekilde gelişmektedir. Bugün bilinen Karadeniz dağ kuşağı, günümüzden 80 milyon yıl önce volkanların yer aldığı bir yay şeklinde idi. Bölge derin bir vaziyette Tetis Okyanusu ile kaplıydı. Anılan okyanus tabanının kuzey yönünde dalıp batması, her iki tabanın yerin derinliklerinde eriyip yüzeye çıkması sonucunda, Bulgaristan sınırında başlayıp Gürcistan'a kadar varan bir alanda, volkanlar serisine sebep olmuştur. Volkanlardan akan lavlar soğuyup kristalleşerek kaya haline dönüşürken, soğuma ve katılaşmanın doğal sonucu olarak büzülmüştür.

İşte bu büzülme kayada gerilim yaratmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak çatlaklar meydana gelmiş ve bu çatlaklar giderek büyümüştür. Altıgen, beşgen ya da dörtgen biçimli bir yapıya dönüşen bu düzgün geometrik yapıya Lav Sütunu adı verilmektedir.
Güzelcehisar lav sütunlarının çapları 50-100 cm olup, boyları 30 mt.nin üzerindedir.
Kuzey İrlanda, İskoçya ve Kalifornia'da bulunan lav sütunları koruma altına alınarak doğal miras kabul edilmişlerdir.
Türkiye'de Jeolojik Miras Envanteri Önerileri içersinde bulunan Güzelcehisar lav anıtları, dünyanın ender gelişmiş doğal oluşumlarındandır.

Kalifornia'daki Devil's Postpile doğal anıtı her yıl dünyanın dört bir yanından gelen yüz binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Önümüzdeki yıllarda Güzelcehisar, iyi bir tanıtımla hem doğa kaşiflerinin, hem de güneş-kum-deniz turizmini sevenlerin ilgi odağı olacaktır. 
ULUS
Bartın'ın doğusunda, Ulus ve Eldeş çaylarının birleştiği bir vadide kurulmuştur. Yüzölçümü 713  km2' dir.Adını, Bozulus Türklerinden alan Ulus, Bartın'la aynı tarih ve kültür derinliğini yaşamıştır.
Ulus; varlığıyla övündüğü doğa harikası Uluyayla, Ardıç ve Gezen yaylaları, yöreye büyüleyici bir çekicilik kazandıran Ulukaya Şelalesi ve kanyonu, mağaraları, düdeni, avlakları ve birbirinden ilginç doğal güzellikleriyle beğenilir.

 

Abdipaşa

Ulus ilçesine bağlıdır. Merkez ilçenin güneyinde, Koca çayın kenarında kurulmuştur. Doğuda Safranbolu, kuzeyde Ulus ve güneyde Kumluca ile komşudur.

Abdipaşa'da; 1994 yılında Belde Belediye teşkilatı kurulmuştur.  

Kumluca  

Ulus ilçesine bağlı Kumluca; Ulus'un güneybatısında ve Merkez ilçenin güneydoğusunda, Kocanaz çayı kenarında kurulmuştur. Doğu ve güneydoğuda Safranbolu, güneyde Hasankadı ve batıda Kozcağız ile komşudur. Yüzölçümü 350 km2'dir.
1944 yılına kadar Safranbolu'ya bağlı köy iken, Ulus'un ilçe olmasıyla Bucak statüsüne kavuşarak Ulus'a bağlanmış, 1975 yılına kadar bu statüsünü sürdürmüştür.

Eski adı Kocanaz olan Kumluca'da; 1989 yılında Belde Belediye teşkilatı kurulmuştur. 
Hasankadı

Merkez ilçeye bağlı Hasankadı Beldesi; Bartın'ın güney ucunda, Günye deresi kenarında kurulmuştur. Doğu ve güneyde Karabük, kuzeyde Kumluca, batıda Zonguldak ile komşudur.

Eski adı Günye olan Hasankadı'da; 1999 yılında Belde Belediye teşkilatı kurulmuştur. 
Tekne Yapımı
Bartın'da Tekne Yapımcılığı Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde (Cilt-3, sayfa-261) ve Ulus'lu İbrahim Hamdi'nin ( Yıl-1738 ) Atlas isimli kitabında ; Bartın ve Amasra'da Kalyonların yapıldığı yazılıdır. Osmanlı Donanmasının Kadırga ve Kalyon ihtiyaçlarını karşılayan Bartın, Amasra ve Kurucaşile Tekkeönü, Kapısuyu tersanelerinde yapılan gemilerin Mavna, Yelkenli, Gulet, Çektirme, Bumbarta ve Martiko gibi çeşitleri olduğu yine yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır. Ayrıca ; Bartın'da Gazhane Burnu ile Orduyeri Köprüsü arasında ve Irmak kenarında (Tersane Caddesi) faaliyet gösteren yıllık 40-50 gemi kapasiteli tersanelerin de 1950 yıllarına kadar varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir. Günümüzde, gemi yapımcılığı Kurucaşile ilçemizin Kapısuyu ve Tekkeönü köylerindeki tersanelerde sürdürülmektedir. Babadan kalma aletlerle ve babadan oğula öğretilerek günümüze ulaşan bu sanat ; teknolojik gelişmelerle bütünleşerek geçerliliğini korumakta, zaman zaman nostaljik eklemelerle süslenen çoğu önemli parçalar eski aletlerle sadece el emeği ve ustalıkla yapılmaktadır.Babadan kalma aletlerle ve babadan oğula öğretilerek günümüze ulaşan bu sanat ; teknolojik gelişmelerle bütünleşerek geçerliliğini korumakta, zaman zaman nostaljik eklemelerle süslenen çoğu önemli parçalar eski aletlerle sadece el emeği ve ustalıkla yapılmaktadır.GOLDEN HİND Tekkeönü'nde özel bir tersanede 3 yılda tamamlanarak 1992 yılında denize indirilen Kraliçe I. Elizabeth devrinin en ünlü İngiliz gemicisi Sir Francis Drake'nin efsane gemisi GOLDEN HİND' in eşi TÜRK GOLDEN HİND ; Amerika'nın keşif yıldönümünde düzenlenen "AMERİKA 500. ANI TAZELEME YARIŞMASI" nda ülkemizi temsil ederken hayli ilgi uyandırdı
 
Gürcüoluk Mağarası

Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası;  görünümleri son derece güzel, renkleri gri, krem ve bej arasında değişen ilginç sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtları, duvar ve perde damlataşları ile bezeli rengarenk bir dünyadır. Gerek doğal çevrenin güzelliği gerekse rengarenk damlataşlar ve fiziki özellikler, Mağarayı çekici kılmakta; ziyaret eden yerli ve yabancı turistleri adeta büyülemektedir.

Gürcüoluk Mağarası, Üçgen biçimli ve 3-4 mt. genişliğindeki ana girişten sonra yaklaşık 4-5 mt. yüksekliğinde ve 6x7 m boyutlarındaki ilk oda çevresinde toplanan 15
Kurucaşile
Bartın'ın kuzey doğusunda zeytin ve sandal burunları ile sınırlanan koylar üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 159 km2.'dir.
Tarihi adı, "Uç halkı" anlamına gelen Kromna'dır. İlyada'da anılan Paphlagonia bölgesinde Amasra ile aynı kaderi paylaşan antik kentlerimizdendir. Eski yerleşim merkezi Tekkeönü köyü olarak bilinir. Kromna tarihine; Tekkeönü kalesi, kale içindeki Mahzen, Galeri ve Kayakuyuları ile Tekkeönü köyünde bulunup Amasra müzesinde sergilenen ve üzerinde Amazon portreleri taşıyan sikkeler, yazıtlı taş ve sütunlar gibi buluntular tanıklık ederler.
Kurucaşile ve birer balıkçı köyleri olan Tekkeönü ve Kapısuyu; Osmanlı Donanmasının Kalyon ihtiyaçlarını karşılayan Tersaneler diyarıdır. Bu gün de babadan oğula öğretilerek günümüze ulaşan ahşap yat ve tekne yapımcılığıyla bu ününü sürdürmektedir.
Kurucaşile'de geçmişi günümüze taşıyan tarihi ve folklorik değerler yanında, birbirinden ilginç turizm aktivitelerine olanak sağlayan; Kurucaşile, Tekkeönü, Kapısuyu, Karaman ve Çambu koyları, Gölderesi Şelalesi, Kümes-Akkaya Perikayaları, Kanyon ve Düdeni  olağanüstü güzellikler sergiler.
Dini Yapılar
Halilbey Camii (Yukarı Cami): Bartın şehir merkezindedir. 1872 yılında Halil Bey tarafından yaptırılmıştır.  Kubbesiz, dikdörtgen planlı, iki sıralı 45 pencere ile aydınlanan kagir  bir yapıdır. Salon boyutları 12x13 m’dir.

İbrahimpaşa Camii (Orta Cami):  Bartın çarşısındadır. Bosna Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir, 1864 ve 1897 yıllarında iki yangın geçirdiği, 1898 yılında yeniden yaptırılarak 1901 yılında ibadete açıldığı bilinmektedir. 1968 yılında deprem sonrası tamir görmüştür. 12'si büyük kubbenin etrafında olmak üzere 32 pencerelidir.Kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Ana malzeme; köşelerde blok kesme taş, diğer kısımları moloz taştır. Altında 11 adet dükkân bulunmaktadır.  

Şadırvan Camisi (Aşağı Cami): 1903-1905 yıllarında halktan toplanan paralarla yaptırıldığı söylenmektedir. Minaresinin ise 1913 yılında yapıldığı şerefedeki kitabeden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı olup, duvarları köşelerde kesme taş, diğer kısımları tuğla ve moloz taştan harçla yapılmıştır. Kırk pencere ile aydınlanan ferah iç mekanlara sahiptir. Altında dükkanlar bulunmaktadır. Minaresi, kuzeybatı köşesinde kesme taştan çok köşeli olarak yapılmıştır.

Amasra Fatih Camii: 9. yüzyılda Amasra Kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans kilisesidir. Amasra'nın fethi sırasında 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Narthex (İlk Cemaat) bölümü ve Ambon (Lapsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmıştır. 19x11 m boyutlarındaki cami, 1887 yılında dört duvarı dışında mekanı örten ve yer yer yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz örtüsü kaldırılmış, ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiştir.

İçkale Mescidi: Amasra Kalesi içinde, eski bir şapeldir. 15. yüzyılda mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında ibadete kapatılmıştır.
9. yüzyılda çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan şapel, 11x7 m. boyutlarındadır. Ambon tonozunda "İsa Peygamber’in Göğe Yükselişi" (Ascension) sahnesini hatırlatan izler; ambon, narteks ve duvarlarının ise, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (fresk) ile süslü olduğu görülmektedir. Ancak duvarlar ince bir sıva ile kapatıldığından, bu freskolar zamanla düşen sıva tabakaları altından yer yer ortaya çıkmakta ve tahribata uğradığı anlaşılmaktadır.

Aya Nikolas Kilisesi: 1319 yılında Bartın’daki Rum Cemaati tarafından Bartın merkezinde yaptırılan ve 1936 yılından itibaren bir süre elektrik santralı olarak kullanılan bu tarihi yapı, 1955 yılında restore edilmiş olup, kültür evi olarak hizmete açılmıştır.

Amasra Küçüktepe Martyriumu: Uzun yıllar Roma ve Bizans yönetiminde kalan Amasra'nın, Ereğli ile birlikte Hıristiyanlığın gizlice örgütlendiği ve M.Ö. 1. yüzyıl sonları ile 2. yüzyılda bütün imparatorlukta etkisi hızla yayılan Hıristiyanlığın hayli taraftar bulduğu ilk yerlerden olduğu söylenmekte, 9. yüzyılda Kırım ile ilişkisi bulunan etkin bir başpiskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir.

Yeraltı Çarşısı: Amasra’da bulunan ve Roma dönemine ait olduğu sanılan çarşının en önemli bölümü Tomaşkuyusu mevkiindedir. Bedestendeki yapı tekniklerinin aynen uygulandığı 17 m’lik bir ana galeri ile buraya açılan yaklaşık 50 odadan oluşmaktadır. Güneye ve batıya doğru gidildikçe antik şehir alanlarında yer yer geniş kanalizasyonlara ve kanalizasyon bacalarına rastlanır.

Hisarkale Mahzeni: Kurucaşile’de, tarihi Kromna kentinin merkezi olan Tekkeönü köyünün Hisarkale mevkiindedir. Tekkeönü Kalesi’ne ait kalıntılarla bütünleşen ve kale içinden denize kadar uzanan bir dehliz ile 7 adet kaya kuyusundan oluşmaktadır. Dönemi bilinmemekle birlikte kuyuların, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı, dehlizin gerektiğinde kaleden denize kaçış dehlizi olduğu ve denize açılan kapısının liman yapımı sırasında doldurulduğu söylenmektedir.

Ebu Derda Türbesi: Hz. Peygamberimizin Sancaktarı Ebu Derda Hazretlerine ait olduğu söylenir. Ancak; tarihi kaynaklara göre, Hicretin 50. yılında İstanbul’un kuşatılması sırasında bu bölgeden geçerken buralarda bir süre kaldığı tahmin edilen Ebu Derda Hazretleri hatırasına sonradan bir türbe yapıldığı ve burasının manevi bir makam olarak kabul edildiği olasıdır. Türbenin, belgelenemeyen bir rivayete göre Bartın Müftülerinden Toscuoğlu Hacı Rıfat Efendi tarafından yaptırıldığı söylenmekte, yılı bilinmemektedir. Eldeki kaynaklardan, takriben yüz yıl kadar önce tamamen yandıktan sonra onarıldığı anlaşılmaktadır. Günümüze sadece bir taş lahidi ulaşan ve yanında küçük bir cami ile kavşak suyu çeşmesi ve bir kuyu bulunan türbe, manevi makam olarak hayli ziyaretçi çekmektedir
Hisarpeçe Yeraltı Galerisi-Amasra
Amasra yeraltı galerilerinden birisi olan Hisarpeçe Su Galerisi; Zindan Mahallesinin Kaleiçi mevkiinden başlayarak liman yönünde yerleşim yerlerinin altında devam etmektedir. Kale içindeki ana girişten itibaren yaklaşık 30 mt.  uzunluğundaki bölümüne girilebilmektedir. f
Galeri, 1.55 m. genişliğinde ve 1.80 m. yüksekliğindedir. Yan duvarları ve merdivenleri moloz taş örgü, tavanı ise kemerli taş-tuğla örgü sistemiyle yapılmıştır.
Bazı tarihçiler, Roma Dönemine ait olan galerilerin, Kapadokya'daki sığınaklardan esinlenilerek yapıldığını söylemektedirler
 
Kaleler
Tekkeönü Kalesi ve Yeraltı Galerisi: Kromna Kenti’nin merkezi Tekkeönü (Hisar) Kalesi içinde bir Mahzen ve denize kadar uzanan Galeri bulunmaktadır. Kale kalıntıları yakınındaki 7 adet kaya kuyusunun, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı söylenmektedir.

Amasra Kalesi: İki ana kütleden oluşmaktadır. Boztepe Adası’nda ve Zindan Mahallesi’nde yer alan kütleler “Boztepe Kemeri” denilen bir köprü ile bağlanmaktadır. Boztepe’de yer alan ve “Sormagir Kalesi” de denilen yapı Roma dönemine aittir. Kalenin güney surları 200 m. olup, üzerinde 6 burç bulunmaktadır. Zindan Mahallesi’nde bulunan kısım ise 300 m. uzunluğunda ve 50 m. genişliğinde bir alan çevrelemektedir. Ortalama yüksekliği 17 m’dir. Amasra Kalesi özellikle Cenevizliler tarafından yoğun biçimde kullanılmış, 14. ve 15. yüzyıllarda ciddi onarımlar görmüştür.
KUŞ KAYASI YOL ANITI
Amasra - Bartın karayolu üzerinde, Amasra'ya 4 km uzaklıktaki Kuşkayası mevkisindedir.Roma İmparatoru T. Germanious Claudius zamanında Doğu Eyaletleri İnşa Ordusu Komutanlığı yaptıktan sonra yaşam boyu Bitinya -Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aguilla tarafından M.S. 41-54 yıllarında yaptırılmıştır. Roma yol ağının bir parçası olan ve İmparatorun anısına yaptırılan bu anıt; yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş Kral heykeli ve Roma Hakimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe, oturma sedirleri ve kaya nişlerini kapsamaktadır. Anıta ait , Kral Heykeli ve Hakimiyet Kartalı'nın başları tahrip olmuştur. Birisi kral figürünü çevreleyen Niş'in üstünde, diğeri kabartmalardan uzakta ve batıda bulunan birbirini tamamlayan kitabelerde; "Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına, İmparator Germanious'un yüceliği için G.J.Aguilla dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı" ifadeleri bulunmaktadır. Eni 5 m.yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı ile görülürken, anıtın yapıldığı zaman yanında muhtemelen bir Anıtsal Çeşme'yi (Nymphaion) de kapsadığı, fakat zamanla bu çeşmenin yıkıldığı kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca; Roma Dönemine ait, aynı mahiyette, fakat çok sade bir anıtın izleri de Amasra'ya hakim Savrankaya Tepesi'nde görülmektedir.

Kuş Kayası Yol Anıtı Restorasyonu
13 Aralık 2005 tarihinde Padova Eyaleti İle BArtın Valiliği arasında işbirliği protokolü imzalanmıştır. Bu protokolün amacı;karşılıklı turizm akımı potansiyelinin harekete geçirilmesi, küçük- otra girişimtemsilcileri arasında görüşmeler yapılmasının sağlanması, her iki İl arasında sportif karşılaşmaların yapılması, eğitim ve kültürel faaliyetlerin ortaya konulması gibi konular içermektedir. Ayrıca 8 Agustos 2005 tarihinde Padova Eyaletine bağlı Fontaniva Belediyesi ile Bartın ve Amasra Belediyesi arasında bir kardeş kent protokolü imzalanmıştır. Bu protokol çerçevesinde Roma İmparotorluğu döneminde (M.S 41-54) yapılan Bartın Amasra yolundaki "kuşkayası Yol Anıtının" Padova arkeoloji Müzesi Müdürü Dr. Girolamo Zamapieri Başkanlığında oluşturulmuş bir ekip tarafından restorasyonu yapılmaya başlamıştır.....
TARİHİ VE ARKEOLOJİK DEĞERLER

ANTİK KENTLER

Tarihi Paphlagonia kentleri arasında Tios (Filyos), Sesamos (Amastris), Kromna (Tekkeönü), Kytoros (Gideros), Abonou Teikhos (Abana), Aigialos (Cide), Kinolis (Çatalzeytin), Krateia (Gerede), Dadybra (Safranbolu), Hadrianopolis (Eskipazar), Pompeiopolis (Taşköprü), Gangra (Çankırı) ve Erythinoi (Çakraz) bulunmaktadır.

Antik çağ kentlerinden Sesamos, Kromna ve Erythinoi ise Bartın İli içerisindedir.

Amasra

Üçbin yıllık tarih serüveninde Sesamos-Amastris-Samastro-Amasra isimlerini alan ve Amazonlar tarafından kurulduğunu savunulan Amasra; bazen bağımsız bir site, bazen müstemleke, bazen küçük bir krallık, bazen de eyalet merkezi; zaman zaman önemini yitirmiş ama hiçbir zaman terk edilmemiştir.

Sesamos Sitesinden Osmanlı Amasra'sına kadar en az 11 büyük medeniyete ev sahipliği yapan Amasra'da bir medeniyetler yığınının olduğu bilinmektedir. Ancak, kentin çok sınırlı ve dar arazi üzerinde kurulu olması, her bir medeniyetin önceki dönemlerin izlerini yok ederek yeni kenti bu yığının bir bölümü üzerine inşa edilmesini zorunlu kılmıştır. Şüphesiz bunda yerleşme ve savunma ihtiyaçları ile inanç farklılıklarının da payı bulunmaktadır.

M.Ö.7.yy. başlarında bölgeye yerleşen ve İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler tarafından Akropol, Rıhtım, Agora ve tapınaklar inşa edilmiştir.

M.S 302-286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetilen Sesamos; Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan şehir devletinin (Symoikismos Siteler Birliği) merkezi olmuştur. 16 yıllık iktidarında Kraliçe Amastris, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmış ve görkemli bir site oluşturmuştur. Akropol, kutsal sunaklar, tapınaklar, rıhtımlar, şehir surları, agora ve halk mahalleleri ile Babil Kraliçesinin "Asma bahçeleri"nin benzerleri olan ve aralarında onar metre açıklık ve içlerinde gizli dehlizlerin bulunduğu on dokuz kemer üzerine yapılan teraslar önemli sanatsal yapılardır.
M.Ö. 70 yıllarında Roma İmparatorluğunun egemenliğine giren bölgede Bitinya ile Pontus'un Paflagonya'daki bölümü, Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü Başkenti oldu.
M.S.1.yy'da doğru Amastris'in Nicomedia (İzmit) ile Amasia arasındaki Roma karayoluna bağlanması için Amastris- Gerede karayolu ile Kuşkayası Anıtı'nın yapımına izin verilmiştir. Eni 5 mt'yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı ile görülmektedir. İmparator Traianus döneminde (M.S.98-117) ise imar çalışmaları daha da hızlanmış; Form, Eyalet Meclis sarayı, Arter (Şeref Yolu), Tiyatro, Akropol, tapınaklar, cadde ve lağım şebekeleri yapılarak planlı bir kent görünümü sağlanmıştır. 
M.S. 395 yılında Doğu-Batı (Roma-Bizans) ayrılışı sonrası Amastris, artık Bizans sınırları içindedir. Bin yıllık Bizans dönemi, Amastris Şehrinin en iyi dönemlerinden birisidir. Kent Ticari açıdan büyük bir refaha kavuşmuş ve sanat dallarında önemli gelişmiş sağlanmıştır. 8.yy'a doğru eski roma yol şebekesi onarılmış, kalelerin tahkimi yapılmıştır.

Bizans'ın iyice zayıfladığı dönemde 1263 yılında Cenovalılara kiralanan Amastris'e tüccar gemiciler yerleşmiştir. 13. yy'da yapılan konsolos sarayı ile loggialar ve sarnıçlar Cenova dönemine ait eserlerdir.  

Günümüzde, Antik kentin görünen yüzü kültür turizminin oluşmasını sağlayan değerlerdir. Diğer görünemeyen büyük bir bölümü ise, kurtarma ve inşaat kazılarından ya da bu konuda yayınlanmış eserlerden anlaşıldığı üzere toprak altında 1,5-4,5 metre derinliklerdedir.

Erythinoi (Çakraz)
Erythinoi, Helen dilinin çoğul üretme kuralına göre, erythinos sözcüğünün çoğul biçimidir. Dolayısıyla Erythinos'lular ya da kızıl anlamına gelmektedir.
M.Ö. 1200 yıllarını kapsayan İlyada Destanı'nda Erythinoi'ye rastlanılmamaktadır. M.S. 1.yy başlarında yaşayan Strabon, bu medeniyeti "… bunlar iki yüksek kayadır" şeklinde tarif etmiştir. Hirschefeld, 1880 yılında Çakraz'a 1 km. uzaklıktaki Bozköy civarlarında, mermerden yapılmış eserlere rastladığını söylemektedir. Kalinka ise Bozköy'ün kuzeydoğu yönüne doğru bir saat yürümek kaydıyla bir kaya yüzeyinde, onbeş genç erkek ile bir tanrıçanın sevişmesini canlandıran kabartmaya rastladığını belirtmiştir.
Dolayısıyla ilkçağın ileri dönemlerinde; Amasra'dan 14 km. uzaklıkta ve doğu yönündeki Çakraz'da bir kentçiğin kurulduğu tahmin edilmektedir.


Kromna (Tekkeönü)
Kromna'nın eski bir kent olduğu İlyada Destanı'nda anılmasından belli olmakla birlikte, kentin kuruluş ya da ilkçağ tarihçesi aydınlatılamamıştır.
Sesamos'a (Amasra) paralel bir tarihi geçmişi vardır. Kromna'nın Amastris'te olduğu gibi kendi adına para bastırdığı yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Kromna paraları niteliksel olarak Amastris paralarına benzemektedir.
Kromna, büyük olasılıkla Kurucaşile'nin 7-8 km doğusunda yer alan Tekkeönü Köyü'nün eski adıdır. Bazı kaynaklarda da Kromna'nın Kurucaşile olduğu ileri sürülmektedir. Ruge/Bittel "Paphlagonia" bölümünde, Kromna ile ilgili Tekkeönü'nde bulunan yazılı bir taşın başka bir yerden buraya getirildiğini belirtmektedir.
Büyüktepe (İnziva) Mağarası-Amasra
       Amasra ilçesinde, Büyüktepe'nin doğu ve batı yamaçlarında, kare planlı ve oval bir girişi olan, iki mağara bulunmaktadır.  Batıda Dökük Mevkisinde olanı, 8.yy sonlarında Georgios'un inzivaya çekildiği yer olarak bilinir.  Dikey kaya üzerine yerden 2 m. kadar yükseklikte, 3.5x2.5 m. boyutunda, özel biçimde oyulmuş bir sediri vardır.  Doğu yamacında yer alan ise, biraz daha geniş ve çift sedirlidir.
KARAYOLU ULAŞIMI

Bartın'ın şehirlerarası ulaşımını sağlayan karayolu; batıda Çaycuma-Devrek (Zonguldak)-Mengen-Yeniçağa (Bolu), güneyde de Safranbolu (Karabük)-Gerede (Bolu) üzerinden E-80 Otoyolu ile E-5 Karayoluna ulaşmakta, doğuda Cide (Kastamonu), güneyde de yine Safranbolu (Karabük) üzerinden Orta ve Doğu Karadeniz ile İç Anadolu'ya açılmaktadır.

Bartın'dan komşu iller Kastamonu, Zonguldak ve Karabük ile Ankara, İstanbul ve İzmir illerimize düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.

DENİZYOLU ULAŞIMI

Bartın'da uluslararası liman olarak hizmet veren Bartın limanı aynı zamanda yolcu giriş-çıkış kapısıdır.
Denizyolları İşletmesince, 1978-1979 yılları arasında haftada bir gün karşılıklı olarak uygulamaya konulan İstanbul-Ereğli-Zonguldak-Bartın feribot seferlerinin yeniden başlatılması konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

İl'de, ulusal ticari limanlar olarak hizmet veren Bartın, Amasra ve Kurucaşile limanları ile Tekkeönü Balıkçı Barınağı Yat Limanı olarak geliştirilebilir niteliktedir.

HAVA VE DEMİRYOLU ULAŞIMI

İlimize en yakın havalimanı 38 km uzaklıktaki Saltukova (Zonguldak) beldesindedir.  Ankara-Zonguldak demiryolu hattı da yine Saltukova'da son bulmaktadır
Bartın'a Sefer Yapan Otobüs Firmaları Telefonları
As74 Otobüs Firması
ANKARA 0(312) 224 06 74
İstanbul 0 (212) 658 34 74

Özemniyet Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 00 32
İstanbul 0 (212) 658 03 58

İstanbul Harem Peron 7 :
0 (216) 310 40 85
Metro Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 04 75
İstanbul 0 (212) 658 32 32

Özbartın Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 00 32
İstanbul 0 (212) 658 38 74
 
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval