AMASRA

Amasra, Batı Karadeniz Bölgesinde, Bartın iline bağlı bir ilçedir. Son yıllarda turizm potansiyelindeki artışla dikkat çekmektedir.

Denize doğru uzanmış bir burun, burnun iki yanında korunaklı birer liman görevi gören iki koy ve ana karaya bağlı ve bağımsız adaları ile eşsiz bir görsel güzelliğe de sahip olan Amasra hem 3000 yıllık tarihi, hem çekicilik ve balıkçılığa dayanan yerel sanatları, hem de kendini çevreleyen ormanlık alanları ile görülmeye değer yerlerden biridir. Amasra halen özgün balık lokantaları, temiz orta boyuttaki otelleri ve sayısız ev pansiyonuyla turizme katkıda bulunmaktadır.

Tarihçesi:

M.Ö. 12 yüzyılda kurulduğu söylenen Amasra, adını Pers prensesi Amastris'ten alıyor. Amastris'in kendi adına kurduğu bu yeni şehir, eşsiz güzellikteki sahili, iki koyu ve iki adasıyla güneydeki tatil merkezlerini aratmıyor. Eski çağlarda uyuyan bir prensese benzetilen Amasra'dayız. Kente yaklaşırken çarpıcı bir manzarayla karşılaşıyorsunuz..

Fatih Sultan Mehmet'in "Bakacak Tepesi"nden ovaya doğru şöyle bir bakıp "Lala Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola" dediği bu şirin tatil merkezinin yer aldığı yarımadanın, iki koyu ve iki adası bulunuyor. Adalardan birine kayıkla ulaşılırken, diğerine tek gözlü Roma yapısı bir kemerle geçiliyor. M.Ö. 3. yüzyıla kadar Sesamos adıyla bilinen kenti ilk olarak Hititler veya Gasgaslar'ın M.Ö. 12 yüzyılda kurdukları söyleniyor. Şimşir ağacı ihracatı yapan kent, Pers İmparatorluğu etkisine girmiş. Persli prenses Amastris, kendi adına yeni bir şehir kurmuş, bağımsız kraliçelik yapmış. Daha sonraları kent Pontuslar'ın, Romalı ve Cenovalılar'ın eline geçmiş. 1200'lerde kale ve kiliseleriyle ünlenmiş. 1460 yılında Fatih SPrenses"e benzetilen Amasra, Osmanlılar döneminde kadılık merkezi ultan Mehmet Amasra'yı fethetmiş. Bir kiliseyi camiye çevirmiş. O dönemlerde "UyuyanPrenses"e benzetilen Amasra, Osmanlılar döneminde kadılık merkezi olmuş.
Kent; Anadolu'da bir benzeri görülmeyen Kuş Kayası anıtı, muhtemelen Roma eyalet Meclis Sarayı olarak inşa edilen "Bedesten", Roma imparatoru Claudius döneminde yapılan tek gözlü Roma Köprüsü, kilise temelleri kalan Tavşan Adası, 9. yüzyılda yapılan kale içindeki Fatih Camii, İç Kale Mecsidi, hamam, tiyatro ve mağaralarıyla bugün de ilgi çekiyor.

Amasra'da neler yapılır?
Tarihi dokuyu yansıtan Amasra'da sokaklar, binalar temiz bir görünüm sergiliyor. Tüm Karadeniz sahilinde sık sık rastlandığı gibi, kısa boylu süs köpekleri var. Öncelikle söylemekte yarar var, yaz kış akşamları serin oluyor. Limandan tekne kiralayıp çevre gezilerine çıkabilirsiniz. Örneğin Bedri Reis ile 45 dakikalık tur kirası 4-5 milyon lirayı ödeyerek, mendirekten dönüp Venedik misali köprü altındaki tünelden geçip küçük limana ulaşınca kraliçenin denize girdiği yer olarak bilinen doğal havuzu ve Direkli mevkii önündeki havuzun kayalara oyulmuş basamaklarını görebilirsiniz. Gri, beyaz, siyah tavşanların yaşadığı Tavşan Adası'na çıkabilir, mağaralara bakıp, kale ve sur duvarlarını fotoğraflayıp denizden Amasra'yı seyredebilirsiniz. Geziye katılanların birçoğu büyük tekne tutup, göbek atıp oynayarak gidip dönüyorlar. Belli ki yolculuk keyifli. Çay bahçeleri, cafe-bar ve bol ağaçlı sahil parkı seyir terasları var. Güneş batışının en güzel izlendiği yerde yöre halkı "Güneş denize kırmızı elma" gibi batar diyor. Gün boyu mendirekte en şık kıyafetleri ile arz-ı endam eden genç kızlar, akşam olunca güneşi en içten söyledikleri şarkılarla uğurluyorlar. Limandaki mendirek su sporu için durgun bir deniz sağlarken, adeta bir podyum görevi de görüyor. Aracını park edip üzerindeki elektriği yürüyüşle atanlar, bisiklete binenler, balık tutup köpeğini gezdirenler, yelken yarışlarını, tekneleri çekirdek yiyerek seyredenler, temiz hava alıp hazım yürüyüşüne çıkanlar ve benim gibi manzaraların ve mendireğin üzerine yapılan resimleri fotoğraflayan her yaştan insanlar. Köprü bağlantılı adaya geçip evleri görmek, Küçük Liman'ı tepeden gören seyir teraslarında yalnızlığı yaşamak, restore edilen kiliseden bozma camiyi görmek Amasra'da yapabileceklerinizden bazıları. Bir de müze var. Geçen yıldan bu yana restorasyon çalışmaları nedeniyle 2001'e kadar kapalı. İçinde Roma, Bizans, Osmanlı dönemi gözyaşı, koku şişeleri, pişmiş topraktan kap ve çömlekler, mutfak eşyaları, mezar taşları, lahitler, amforalar, mermer yılanlı Stel sağlık tanrısı, heykel ve etnoğrafik eserler yeni müzecilik anlayışıyla, yeniden sergilenmeyi bekliyorlar. Sıra geldi alışverişe... En sona sakladım... Buyrun Amasra'nın en ünlü sokağı "Çekiciler Çarşısı'na. El tezgahlarında ileri geri çekerek tahtayı, ağacı şekillendirirlermiş. "Çekiciler" ismi oradan geliyor. Çarşıda her türlü ağaç işi eşya satılıyor, birkaçını sayacağım. Dik duran yayık fıçısı, dekoratif bir bastonluk ve şemsiyelik olmuş. Tahta salata tabakları, gemiden otomobile tahta oyuncaklar, maketler, biblolar, gazetelik, ekmeklik, sehpa, sandalye, tabure, aynalık, şimşir kaşıklar, hasır eşyalar ve tahta takılar. Mustafa Tercan ve eşi, bu takı işini geliştirmişler. Çevredeki Akasya ve patlak ağaçlarının tohumlarından kolye, bilezik, küpe yapıyorlar. Kıskandıracak güzellikteki takıların takımı 3 milyon. Ceviz kabuğundan helikopter, deniz minaresinden kalyon, vernikli iskorpit balığı kafasından biblolar, kalp şeklinde ve üzerinde bir kaplumbağa olan "dilek sofrası" biblosu, İtalya'ya bile ihraç ediliyor.

Ayandon fırtınasından kocakari soğuklarına, kestane karasından pastırma yazına kadar iklim ve coğrafyanın el ele yaşandığı harika bir liman kentidir Amasra. Denize doğru bir kulaç gibi atılmış yarımada ve adaları ile hep doğadan gelecek olan ve ona verilecek olan nimetlerin kalesidir. İki adali, iki koylu beş tepeli Amasra yarımadası, Karadeniz’in sanki ‘seni ben yetiştirdim’ diyerek ana karadan koparıp almak istediği üzüm salkımı gibidir. O yarımada ve adalar mi denize doğru uzanır, yoksa o ismi kara deniz mi karaya sığınmak ister ve girer toprağın bağrına anlayamazsınız. İşte bu tutkulu sarmaş dolaş olusun, deniz ile karanın çocuğudur Amasra.

AMASRA’YA ULASIM

Şehirlerarası ulaşımı sağlayan karayolu, batıda Çaycuma - Devrek (Zonguldak), Mengen - Yeniçağa (Bolu), güneyde de Safranbolu (Karabük - Gerede (Bolu) üzerinden E-80 otoyolu ile E-5 devlet yoluna ulaşmaktadır. Doğuda Cide (Kastamonu), güneyde de yine Safranbolu (Karabük) üzerinden Orta ve Doğu Karadeniz ve İç Anadolu'ya açılmaktadır.

Bartın'dan Ankara, İstanbul, İzmir, Trabzon, Bursa ve Antalya'ya her gün düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.

Bartın ile Amasra arasında ise her yarım saatte bir minibüs seferleri vardır.


Bartın- Amasra - 17 Km.

Bartın- Ankara

283 Km.

Bartın- İstanbul

420 Km.

Bartın-İzmir

720 Km.

Bartın- Antalya

805 Km.

Bartın- Eskişehir

454 Km.

Bartın- Erzurum

988 Km.

Bartın- Hakkari

1581 Km.

Bartın- Sinop

375 Km.

Bartın- Kocaeli

309 Km.

Bartın- Çankırı

279 Km.

Bartın- Çanakkale

701 Km.

Bartın- Aydın

864 Km.

Bartın- Kayseri

602 Km.

Bartın-ŞanlıUrfa

1092 Km.

Bartın- Kastamonu

181 Km.

Bartın'a Sefer Yapan Otobüs Firmaları Telefonları

As74 Otobüs Firması
ANKARA 0(312) 224 06 74
İstanbul 0 (212) 658 34 74

Özemniyet Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 00 32
İstanbul 0 (212) 658 03 58

İstanbul Harem Peron 7 : 0 (216) 310 40 85

Metro Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 04 75
İstanbul 0 (212) 658 32 32

Özbartın Otobüs Firması
Ankara 0 (312) 224 00 32
İstanbul 0 (212) 658 38 7

Nüfus [değiştir]

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 16122'dir. Bunun 6338'si ilçe merkezinde, 9784'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; belde, köy ve mahalleden oluşmaktadır.

NE YENİR?
Yol boyunca çilek satanlara rastlarsanız kaçırmayın. Toplaması zahmetli, tadı ve kokusu harika bu minik çileklerden bir reçel yapın. Kaynatırken tüm ev, apartman çilek koksun. Amasra'da hafta sonu, yöresel ürünlerin satıldığı işporta tezgahlar kuruluyor. Burada köylülerin yaptığı peynir, yağ, ev reçelleri, yumurta ve yöresel otlar satılıyor. Amasra'da birçok balık restoranı var. Fakat "Canlı Balık" adlı restoran içlerinde en ünlüsü. Yöre halkı dahil herkes, "Kimse onların pişirdiği balığı pişiremez!" diyor. Merakıma yenilip daldım içeri. Salonda yer yok, isabet bahçede buyur ettiler, "olmaz" demedim. Yazın daracık kumsala da masa kurarlarmış. Küçük, liman manzaralı restoranda, servis hızlı hatta koşarak. Patron Celil Ayyıldız mutfaktan hiç çıkmıyor ve özellikle balıkları kendisi pişiriyor. Temiz pak giyinmiş, harlı ateşin başında açıya göre tavayla beraber sağa-sola yatıyor. Balık pişerken yağı azalta azalta alıyor. Tabağı tavaya kapatıp, ters-yüz ediyor ve tekrar yağ koyuyor. Balıklar tavadan yüzercesine, börek gibi çıkıyor ve çift tabakla servis ediliyor. Altın sarısı renginde, belli ki mısır unu...
Baba mesleğini sürdüren Celil Ayyıldız kaliteyi bozmuyor ve beğenmediği balığı müşteriye göndermiyor. Balık tavaya yapışmasın diye, bir önceki tavanın kızaran yağından bir miktarını tavanın yeni yağına katıyor. Restoranın balığı gibi salatası da ünlü. 27 çeşit malzeme olduğunu söylediler. İnanmadım ve saymalarını istedim. Pancar dahil, tüm turşu çeşitleri, roka, tere, dere, semizotu, maydanoz, marul ve soğanı doğrayıp sosu karıştırın (has zeytinyağı kullanmıyorlar). Bu şekilde zengin bir salata oluşuyor. Mutfak bölümünde çok sayıda kabın içinde ayrı ayrı bekleyen malzemeler, siparişler gelince taze olarak anında yapılıyor. Balık ve salatayı anlattım. Ama midye tava da var. Yaz hamsisi nadiren çıkıyor, bana rastladı. Mezgit, barbun, kalkan gibi türlerde bir tava balık, 3.5 milyon. Üstelik 2-3 kişi doyar. Yemek üzerine fındık ve öğütülmüş ceviz dökülmüş ballı manda yoğurdu veriyorlar. Çatal bıçakla servisi yapan şef Abdurrahman Girişmek, "Bu taze balığa olan güvenimizdir!" diyor. Yemekte çöven ekmeği, kepekli mısır unu taş fırın ekmeği veriliyor. Tatlı olarak da tahin helvasını limon suyu ile ezip macun haline getiriyor ve fındık içi karıştırıp sunuyorlar. Çay, kahve ikramı, buraya gitmeye değiyor doğrusu. Canlı Balık Restoran'ı (Mustafa Amca'nın Yeri) baba Celil ve oğulları Tevfik, Serkan, Mustafa işletiyorlar.
Tel: 0-378 315 26 06
Cafe-bar için başvuracağınız adreslerden biri de, Küçük Liman Han.
Tel: 0-378 315 27 75

NEREDE KALINIR?
Türkiye'de turizmin başladığı yer olarak bilinen Amasra'da 1940'lı yıllarda ev pansiyonculuğu ve çadırlı kampçılık gelişmiş. 1950-65'li yıllarda en çok turist çeken yer olmuş. Ege ve Akdeniz sahillerinin yollarının yapılması ve turizme açılmasıyla turist sayısında azalma olmuşsa da, Amasra kendini yeniden toplayıp Ankara-İstanbul başta olmak üzere özel araçla ve tur otobüsleriyle gelenlerin gözdesi olmuş. Yeni yapılan ve restore edilen otelleriyle yatak kapasitesi artan Amasra'da Nur Pansiyon, Paşakaptan Oteli, Çınar Pansiyon, Belvü Palas Oteli ve Timur Oteli var. Limana iki adımlık mesafede Çekiciler Sokağı başında önü araç parkına müsait olan Timur Oteli yılboyu açık. Kaloriferli, telefonlu, banyolu, TV'li küçük ama şirin odaları, temizliği, konuksever, güleryüzlü, saygılı personeli ve ekonomik fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Otelde kalan aileler sabah kahvaltılarını yaparken, araçları pırıl pırıl yıkayıp hazır ediliyor.
Tel: 0-378 315 25 89-90
Faks: 0-378 315 32 90

 
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval