Ağva, Hititler, Frigler,
Romalılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde.
M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin kalıntılarına Ağva' ya bağlı civar köylerde rastlamak
mümkün.Kalem köy' de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları,
Hacıllı köyünde, 3.yy. sonu - 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar
Tepe' de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli
buluntulardır. Ağva'ya 14. yüzyılın ikinci yarısında Konya, Karaman ve
Balıkesir'den gelen Türkmen boyları yerleşmişler. Bugünkü Ağvalılar da aynı
Türkmen boylarının çocukları
Ağva, Karadeniz kıyısında 3 km. Uzunluğunda kumsala sahip.
Doğal plajı ve doğa harikası yeşili, etrafında yer alan bakir koylar,
adacıklar, ormanlarla doğallığın iç içe ve oksijen oranının çok yüksek olduğu
bir bölge. Kilim Koyu, Gelin Kayası, Saklı Göl mutlaka keşfedilmesi gereken
yerler. Gelin Kayası denmesinin sebebi, beyaz olması ve duvaklı bir geline
benzemesi.
Balık avlamaya
meraklıysanız Ağva kıyıları sizin için biçilmiş kaftan. Burada balığa
doyacaksınız. Karadeniz'e kıyısı olması nedeniyle burada her tür balık
bulunuyor. Ağva'nın merkezindeki gözünüze çarpacak en önemli şeyler balıkçı
tekneleri olacaktır. Balıkçılarla sohbet edebilir, çay içebilir hatta birlikte
balığa bile çıkabilirsiniz. Yöredeki tesislerde her zaman mevsimin taze
balıklarını bulabilirsiniz.
Eşsiz
tabitatıyla keşfedilmeye hazır Ağva'da, yaz kış su sporları (dere kıyısında
kano, deniz bisikleti) kış aylarında fitness, doğası itibariyle trekking ve
avcılık yapabilirsiniz. Ormanda yürüyüş, koşu, bisiklet, kamping gibi
aktiviteler için son derece uygun olan Ağva, yazın Karadeniz'in hırçın
sularında serinlemek isteyenler için de ideal. Kaplumbağa, ceylan, kurt, çakal,
yaban domuzu, tilki, sincap, birçok kuş türü özellikle yalı çapkını barındıran
Ağva avlanmaya da çok uygun.
Temiz
havayı buram buram solumak, romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen şifalı
kumsalında yürümek, dere kıyısındaki restoranlarda lezzetli balıkları tatmak da
Ağva'nın keyfine varırken ihmal etmemeniz gerekenler….
Doğa kusursuz, hava temiz,
balıklar leziz... Üstelik ulaşımı artık daha kolay. İstanbul'un yanıbaşındaki
Ağva, ailece gidip huzur bulacağınız hoş sürprizlerle dolu. Bir başka doğa
harikası olan Şile'nin komşusu olan Ağva'da, balığın her çeşidini nefis
manzaralar eşliğinde yiyerek midenize ve gözlerinize ziyafet sunabilirsiniz
Batı Karadeniz sahilinde yer alan Ağva sonbahardan belki de en az etkilenen yöre. Zamana, iklime meydan okuyan Karadeniz'in tipik özelliği denize dik inen kayaların anıtlaşmış olması. Yemyeşil vadilerin, sık bitki dokusunun yanı sıra fındık ve yaprağını dökmeyen ağaçların da sıkça rastlandığı bölgede hüzüne yer yok. Burası yeşilin bol olduğu, sessizliği dinleyip, keyifli yemekler yiyebileceğiniz bir çeşit huzur sığınağı.
İstanbul'dan yola çıktığınız Şile'de balıkçı barınağına bakarak bölgeye hakim yamaçtaki kafelerin birinde demli bir çay molası verdiniz veya gemicilerin dostu Şile Feneri eteğinde yer alan "Kavala Parkı" banklarında oturdunuz... Daha sonra sahil yoluna devamla Kandıra yönüne Akçakese, Kabakoz gibi köyleri geçip Ağva'ya ulaştınız.
Alüvyonlar üzerinde;
Ağva İzmit'in Çal Tepesi'nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki deltaya, alüvyonlar üzerine kurulmuş. Eski zamanlarda Ceneviz ve Venedikliler'in kolonisi olan yerleşim bölgesi, 50 metre eninde 2.5 kilometre uzunluğunda kumsala sahip. Haziran sonunda başlayıp ekim ayı sonuna dek süren deniz sezonunun yanı sıra Ağva, yıl boyunca gidilebilecek bir tatil yöresi. Köye girişte ilk dikkatinizi çeken, balıkçı teknelerinin çokluğu ve kıyı şeridi boyunca bir sonraki güne ağlarını onararak hazırlık yapan balıkçılar. Nostaljik bir balıkçı köyüne girdiğinizi çok geçmeden anlıyor ve kendinize yemek yiyecek bir bahçe, denize yakın veya çayların üzerine kurulu lokantalardan birini seçiyorsunuz. Kimene, Liman, Tahir, Merkez ve diğerleri... Hepsi de birbirinden cazip su üstü terasları, sahil masaları ile donatılmış. Ocaklardan gelen kokular ise iç açıcı, iştah kabartıcı. Balıkların geçiş yollarına, kayalıklara bırakılan ağlardan veya Trol'den çıkıp buz şokuna girmeden tüketilen balıklar mönülerin ilk sıralarında yer alıyor.
Gelin Kayası
Eğer hava, dereden çıkıp denize açılmaya uygunsa, üşenmeyin motorlu bir tekne
tutup kıyıyı takip ederek bu defa bir başka pastoral lezzeti keşfe çıkın.
Rotanızı Ağva Feneri'nden Karadeniz'in Kerpe tarafına çevirip yol alırken daha
ilk dakikalarda gördükleriniz karşısında "'Acaba ben İrlanda sahillerinde,
Norveç fiyodlarında mıyım?" diye düşünebilirsiniz.
Çünkü, burası Karadeniz ve usta heykeltraşları bile hayrete düşüren bir işçilik
var. Bir nevi açıkhava müzesi olan kıyılarda rüzgarla elele verip sabırla
uğraşan, kayaları dantel gibi oyarak mağaralar, adalar, anıtlar yaratan
dalgalar yıllar sonra ortaya çıkan bu oluşumları acımasızca bozarak içine çekip
hazmediyor. Bu bakımdan sahil şeridi üzerinde zamanla değişimlere de
rastlanıyor. Fakat dalgalara ve yıllara göğüs geren öyle bir anıt kaya varki,
denizden olsun karadan olsun her açıdan bambaşka bir güzelliğe sahip. İlginç
öykülü kaya bulunduğu koya adeta gözcülük yapıyor. Beyaz renkli kaya
"Gelin Kayası" adıyla anılıyor ve denizden bakınca bembeyaz duvaklı
bir geline benziyor. Ne yazık ki Karadeniz'in hırçın dalgalarına dayanamayan
Gelin Kayası'nın baş kısmı geçtiğimiz günlerde koparak Ağvalıları üzdü.
Saklı Göl
Kıyı şeridi insanı şaşkına çeviren biçimlerle devam ederken biz bu defa da
haritalarda görülmeyen, pek de kimsenin bilmediği gözlerden uzak doğanın içinde
saklı bir göle gidiyoruz. Ağva'yı, Kadıköy ve Pınarlı gibi köyleri geçip son
evden sola saparsanız, toprak yolda traktörlerin yumuşak zeminde bıraktığı derin tekerlek
izleri nedeniyle çukurlu bir yolgöreceksiniz. Burada 5 dakikalık bir yürüyüşle
tamamladığınız yolun bitiminde Saklı Göl'ü bulacaksınız! Gözlerimi kapayıp
küçük bir fanteziye dalıyorum. "Keşke" diyorum, "göl kıyısında
bir kır lokantası da olsa, göl veya deniz balıklarının yendiği... Keşke birkaç
kayık da burda olsa, can yeleği takılıp kürek çekilen... Tıpkı Abant'ta olduğu
gibi... Keşke haftasonları modelciler gelse, uzaktan kumandalı küçük
teknelerini yüzdürseler... Yemyeşil çimlerde bisikletlere binseler, kros filan
yapsalar... İstanbul'a yakın bir Abant daha kazansak planlı programlı, ama
içini kirletmeden..."
ULAŞIM:
Özel aracınızla; birkaç güzergahı
kullanabilirsiniz:
1.Güzergah
Ümraniye-Şile yolunu takip edin. Şile'den sonra, Ağva'ya giden sahil yolunu
kullanarak, Kabakoz, İmrenli, Akçakese ve Kurfallı güzergahını izleyin. Toplam
bir buçuk saatte Ağva'ya ulaşabilirsiniz.
2.Güzergah
Ümraniye-Şile yolunu takip edin. Şile'ye gelmeden önce Pot Deresini geçtikten
hemen sonra sağa dönen yola sapın. Ovacık, İmrendere güzergahını takip ederek,
Teke güzergahını izleyebilirsiniz.
3.Güzergah
Ümraniye-Şile yolunu takip edin, Şile'den sonra, Ağva'ya giden dağ yolunu
kullanarak, Teke güzergahını izleyebilirsiniz.
Özel aracınız yoksa; İstanbul-Üsküdar'dan her saat başı Şile-Ağva otobüsleri
kalkıyor (Otobüs Şirketi: 216 3911347)
Yine İstanbul'dan özel araçla yola çıkıyorsanız, 110 km. uzaklıkta yer alan
Ağva'ya yaklaşık bir buçuk saatlik yolunuz var demektir. Şile yolunu uzun
zamandır kullanmadıysanız virajları gözünüzde büyütmeyin. Son yapılan
düzenlemelerle yenilenen yolun büyük bölümü bitirilmiş, çok da güzel olmuş.
Neredeyse otoban kalitesinde... Mide bulandıran virajlardan arınmış yolda, araç
kullanmak keyifli bir hale getirilmiş. Şile'den sonra ünlü feneri geçip
Ağva-Kandıra sahil yolunu tercih ederseniz, has mimari dokunun gözlendiği ve
araları beşer dakika alan birbirinden güzel köyler görebilirsiniz. Yol üzeri
giderken tavukları ve güneş batışında dönen ağır adımlı inekleri görebilmek
için aracınızla durabileceğiniz bir hızda seyredin.
Başta Şile ve Ağva olmak üzere Karadeniz kıyısında yer alan bir çok koy ve köyün denize girilebilir ekonomik tatil imkanı veriyor olması nedeniyle Karadeniz kıyılarının bu bölümünde yeni alternatifler tatilcilerin gözdesi olmaya başladı. Araçlarıyla koylara gelenler gün boyu piknik yaparak denizin tadını çıkarıyorlar. Özellikle hafta sonu Şile ve Ağva arasında yer alan, Akçakese, Kabakoz, Karacaköy gibi daha bir çok koya gelen ziyaretçilerin saat 15.00'den itibaren dönüşe geçmeleri ile yolda yer yer trafik yoğunluğu yaşanıyor. Geniş yolun keşişme noktalarında üst yol ve kavşaklara ihtiyaç duyuluyor.
NE YENİR:
Yöreye has bölge balıkları, günlük tutulup buzlu şoka girmeden tüketiliyor. Yeşilçay kıyısında balık satılan tezgahlar da var. Restaurantlarda küllenmiş ocakta ağır ağır pişirilen ızgara ve tava veya odun ateşi fırında kiremitte yapılan balıklara defne yaprağı ve özel sos konuyor. Lüfer, palamut, çinekop gibi balıkların fiyatlarını hava ve o gün yakalanan miktar belirliyor. Restaurantlar'da diğer yiyeceklerden zeytinyağlı mezeler, salatalar müşterilerin beğenisine sunuluyor. Yemek için Şile'ye yaklaşırken yolun her iki tarafına kurulmuş kır lokantalarını tercih ederseniz bıldırcın, piliç, tandır kebap ve ızgara gibi çeşitler seçebilirsiniz.
Göksu Deresi yanında kurulu Gizli Bahçe Restaurantın 40 kişilik tur teknesi, kano bisiklet sandalları, konukların hizmetine sunulurken, günübirlik gelenler ekonomik fiyatla köy ürünü ürünlerin bulunduğu kahvaltı ve ızgara balık yiyebiliyorlar. Restaurantın bahçesinde sülün, tavuk, ördek, Ankara tavşanı gibi diğer evcil dostlar ziyaretçilerin ilgisini çekiyor
KONAKLAMA:
Kurfal Tatilevi
Anı
Hotel
Tahir Motel
Greenline
Motel Faruk
El Rio Motel
Hidayet Gürleyük
Merkez Pansiyon
Tranquilla nehir evi
Ağva acqua verde
Club riviera
Yeşilçay tatil köyü
Piccolo mondo hotel
Acar motel, Göksu Apart Otel, Riverside, Paradise Pansiyon. Ayrıca sezonda
belediyenin kamp sahaları bulunuyor.
